Translate

kreş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kreş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2015 Çarşamba

Minik Canavarların Mektupları -vol 1

Dostluklar önemlidir ..üstünden ne kadar  uzun zaman geçerse dahada  kıymetlenir. Çocukluk  arkadaşlıklarıysa tadından yenmez . Bakkal  amcanın camını  beraber indirmişsin , topunu patlatan komşunun lastiklerinden topun intikamını beraber almışsın . Benim oğlan 19  aylık , ama  taaa önceden  daha içerdeyken tanıştığı bir  dostu var. (Bunlar 9 ay içerde  yattılar ya   o zaman beri  tanışıklıkları var .)  Pek iyi bir  çocuk  pek sevimli , akıllı .. bizde annesiyle  arkadaşız , hem hamarat hem hoş hem  yetenekli  bir annesi var . . Sizden iyi olmasın annesiyle     çılgın mutfak  projelerimiz oluyor . Bizden habersiz  mektuplaşmaya  başlamış keratalar ..dayanamadık .. Çaktırmadan okuduk : )...







Sevgili Noyan,
Biliyorsun,  birbirimizi  daha  küçücük  birer  “kesecikken”den  beri  tanıyoruz.  Ben senin fırlama birşey olacağını biliyordum, bakışlarını hiç tutmamıştım, ama galiba anneminanlattıklarına bakılırsa ben de senden farklı değilmişim. Aslında  ben sorunun  bizde olmadığını  düşünüyorum.  Mesela  annem,  bütün günnereye gidiyorsa,  geziyor  geziyor,  sonra  tam O’nu göreceğim saatte  beni  karanlık  birodaya alıp, sersemletene kadar sallıyor. Tabii ben de altında kalır mıyım? Evet, yorgundüşüp uyuyorum, ama saatine kalmadan kalkıyor, “anneee, emmmee” diye bağırıyorum.Kalkıyor çaresiz, öyle hızla yatişiyor ki. Anladığım kadarıyla o saatlerde bu tonda ses pekçekilmiyor. Ben de sıcak süt ve ılık bir tene kavuşmanın zevki için gece boyunca devam ediyorum tabii ! Çok eğlenceli olduğu kesin.Herşey yolunda gibi duruyor böyle bakınca ama bizimkinin zaman zaman bi tipikayıyor, gürültülü sesler çıkararak evdekilere bağırıyor. Korkmuyorum desem yalan olur,öyle çirkin birşeye dönüşüyor ki, şaşarsın. Neyse  lafı  uzatmadan  sana  söyleyeceklerime  geçeyim.  Ben  bir  karar  aldım,ikimizde bizim için koşturup duran, dünyadaki meleklerimize sahip çıkalım. Bu baba ya dasen  belki  “daddy”  diyorsun  ya,  hah  işte  onları  ben  biraz  ilgisiz  buluyorum.  Sanki  bukadınlara pek yardım etmiyorlar gibi, iş başa düştü kardeşim!


Bundan böyle;
-yemeklerimizi iyi yiyelim,
-uyanınca ağlamayalım,
-koltuk tepelerine çıkmayalım (ya da alçak olanları tercih edelim),
-çikolata  gibi  fazla  bulaşan  şeyleri  yerlere  sürmeyelim  (ki  benimki  fenabozuluyor) 
-son olarak “güzel uyuyalım”.bu pijamayı sana bir “milat” olsun diye aldım.PÖ (pijamadan önce),  PS (pijamadan sonra).Ya da BP (before …) aman bu uzatma da annemden genetik gibi. Ne bileyim, giderek benziyoruz galiba.Kardeşim,  seni  seviorum!  Haberleşelim  sık  sık.  Hatta  mektup  arkadaşım  olurmusun?

                                                                      Efe 





Dostum Efe ,
Mektubunu alınca çok heyecanlandım. İlk defa biri bana mektup yolladı. Umarım buda senin için ilk olur .Nede olsa sen benim en eski arkadaşımsın. Anlamadan çok şey paylaştık bu dünyada ..annelerimiz dünyayı beraber yerken .. bir dünya gibi göründükleri zamanlardan bahsediyorum. Bu arada annem mektubumu herkeslere okudu. Şimdiden özel hayat diye birşey kalmadı.Bende seni ilk gördüğümde adama bak ya amma dayılanıyor dediydim ama tanıdıkça harbi delikanlı oldugunu anladım dostum.

Benimde seninle benzer endişelerim var malesef.Hem de daha kötü!! Annem beni her sabah bir sürü çocuğun olduğu bir yere bırakıyor. Böyle toplama kampı gibi birşey. Günde iki kere sallanarak sersemletilip zorla uyutuluyorum ,bazen ninni denen berbat bi müzik koyuyolar ,tam da oyunun en tatlı yerinde uyku vakti falan diyorlar. Uykunun vaktimi olurmuş canım. Bu büyükler çıldırmış olmalı.Akşam beni almaya geldiklerinde onları gördüğüme çok seviniyorum ama arabaya bindiğimizde bağlıyorlar beni . Sevdiklerini bilmesem işkence ediyorlar diyicem..inanmazsın yeşil ot gibi birşey yedirmeye çalıştılar kusucaktım. Neyseki kollarımı çözmeyi öğrendim. Arada tehlikeli hareketler yapıyorum ki gözlerini üzerimden ayırmasınlar. Bide belki cayarlar da ertesi sabah buraya gelmeyiz.Beni bıraktıkları yerin önünde garip bir bina var ,adını okuyamıyorum ama sürekli büyük tahta konserve kutuları bir arabaya yüklüyorlar sonrada araba uzaklaşıyor. Bir tür fabrika olduğunu düşünüyorum. Toplama kampında bana noyiş diyorlar. Evde bir iki sefer denedim babiş ,anniş falan demeyi . Güldüler bana . Maymun muyum ben?

Annem iyi kadın ama biraz garip. Benle başka bir dilde konuşuyor. Hemde öyle çok konuşuyor ki benide geveze yaptı. Başkaları varken şunu de bunu de diyor inadıma ağzımı açmıyorum. Bide beraber yaşadığımız baba denen adam var. Ya iyi adam hoş adam da çabuk yoruluyor dostum. Bide annemi öpmeye sarılmaya falan çalışıyor bazen gıcık oluyorum. Neyse ki şimdilik çözdüm sorunu. Annem benle yatıyor. Bir iki sefer babam hadi odasına koyalım şunu eylemi gerçekleştirdi ama öyle bir terör estirdim ki kendi yatırdı beni annemin koynuna.. haha deveden büyük fil var abicim. Anneler bizimdir bizim kalacak!

Arada ayarı kaçıyor benimkininde ama kabul etmek lazım çabuk topluyorlar. Baba gibi tırt değiller. Babalar sözlü katılımcı olmalı. Şunu yapcaz bunu yapcaz deyip uyuyan tipler. Amannn bana ne! Uyusun! Anneme fazla sokulmasında . Gece sık sık uyanıp kontrol ediyorum ben. Huzur bırakmadı sakallı bende..Sevdiğim yanlarıda var adamın. Ağlayınca susturmak için cep telefonunu veriyor , çulukata veriyor ,çolokata ay neydi ya .. çokta seviyorum yemeyi şu kahverengi tatlı şey ..Herneyse ..bide suyla oynamayı çok seviyor. Hayalimi gerçekleştirdi geçen gün salonda bi sürü su dolu kutu vardı. Doya doya oynadım heryeri ıslattım. Su çok eğlenceli broooo!

Evde ipad diye bir şey buldum. Büyük oyuncagı ama gece rüyalarıma giriyor. Süper bişi. Böyle hipnotize olup bi sürü video izleyebiliyorsun. Çok iyi müzikler var finger family diye bi grup var mesela son zamanlarda favorim. Birde klasiklerden wheels on the bus dinliyorum.


Iki gündür benimkiler hep evdeydi , evde bu kadar durup uyuyuo uyanınca toplama kampına gidiyoruz hep . Sanırım gene zorla giydirilip arabaya bağlanmam yakın. Ama gönderdiğin pijamaları giydim dostum. Belki sabah bu yakışıklılığıma dayanamayıp kaldırmazlar beni. Bide annemde evde kalır ohhh tadından yenmez. Öpüyorum şimdilik dostum. Ilık süt içtim uyku yaptı meret gözlerim kapanıyor. Bir ara buluşup kızlara gidelim : )....
                                           


                                                                                             Noyan   

3 Ekim 2014 Cuma

işe dönüş -kürkçü dükkanına dönüş-çalışan anne



O günün geleceğini biliyordum , devam etmem gereken bir kariyerim vardı vakit yaklaşıyordu. Hala evde olduğum o son dönem her günü o dönüş gününün yaklaştığını kendime unutturarak başladım. Çünkü oğlumla geçiriceğim her anın kusursuz , onun için de süper mega eğlenceli olmasını istiyordum. Sabahım ilk ışıklarında full enerjiyle uyanan oğlum ben daha gözlerimi açmaya uğraşırken evin içinde koşturmaya başlıyordu. İlk uyku molasında ancak kahve içebiliyor , şanslıysam birşeyler yiyebiliyordum. Uykusu öyle hafif ki çıt sesinden hareketlenmeye başlıyordu yattığı yerde .. bende yanından ayrılamıyordum öyle olunca ..her gece yattığımda ben işe dönünce nasıl bir düzen kurucağımızı düşünüyordum zaten delik deşik olan uykum iyice kalitesiz bir hal aldı. Mütemadiyen araştırma yapıyordum. Bakıcı , kreş ? Hem bakıcı hem kreş ?? ne bakıcı ne kreş..?!! otur evinde bak çocuğuna diyen bir içgüdü ,şimdiye kadar o kadar dirsek çürüttün böyle evde oturmaya devam edemezsin diyen bir beyin , uykusuzluğun dibinde hala herşeyi yetiştirmeye çalışan bir beden ..bunun yanında pırıl pırıl bana bakan bir çift zeytin göz , boynuma dolanna minik eller ..Ah hem kafa hem gönül karışıklığı .. Annelik deliliğin bir sınıfı zaten .
Ben hiç istemedim kreşe gitmesini üç yaşına kadar ..bilimseliz ya onca makale okudum. Kreşe gidicek çocuğun hazır olduğunu en iyi şöyle anlarsınız böyle anlarsınız bir ton hikaye .. çocuk evde büyür diyen ikinci bir ton hikaye .. Esası şudur ; bir çocuğa annesinden daha iyi bakıcak başka kimse yoktur ancak annenin çalışmak zorunda olması çocuğuna artık bakmıyacağı anlamınada gelmez. Anne işe gider yorulur gelir eve annelik görevine devam eder. Ayrıldığımız ilk günlerdeki suçluluk duygusunu aştıktan ve noyanın mutlu olduğunu gördükten sonra en sonunda devreye giren beynim ve hala iyi bir anne olduğum gerçeğini burnuma gözüme sokan mantığım sayesinde sonunda normal insan ve daha da çok yorulan anne olarak hayatıma devam etmeye yeni düzene alışmaya başladım. Taşlar yerine oturmadan yazamazdım bu yazıyı ..Öyle yapsam ne kadar berbat bir anneyim ben çocuğumu bırakıp işe gidiyorumdan öte bir şey çıkmazdı. Neyse biraz geri saralım madem deneyimlerimizi paylaşıyoruz ..

Önce bakıcı arayışına girdim. Şimdi uzmanlar diyorki siz çocuktan ayrılmadan en az bir ay önce bakıcınız gelsin çocuk anne yanındayken bakıcıya alışsın.Sizde süreyi uzata uzata çocuğu bakıcı ile kalmaya alıştırın Nerden biliceksin belki bir ay melek gibi olan bakıcı sonra napıcak çocuğa ,evin heryerine güvenlik kamerası kurup bütün ügn çocuğu izleyemezsin ki işte ..(a.paranoyak anne b.tedirgin anne??c.temkinli anne d.katil olma potansiyeli yüksek anne e.hepsi) Elbette ki bu fikri denedik . Bizde bu süreci yaşayan herkes gibi bakıcı aradık. Önce orta yaşlarının sonunda bir hanım teşrif etti.Aslında tamda teşrif edemedi. Biz noyanla teyzeyi gidip aldık çünkü hangi otobüse biniceğini bulamadı. Hafif bir anadolu şivesiyle konuşan erzurumlu bakıcı adayımız ben çocuğa bakarken mutfağı temizlemeye başladı.sanırım iyi temizlik yaparsa işi alıcağını düşündü. Buzdolabının raflarını söktü yerine takamadık. Bu esnada çocuk heryeri karıştırmaya devam etti. Ben günü yorgun ve duble gergin tamamlarken mutfak kapanışı temiz bitirdi. Buzdolabının raflarını takmak iş dönüşü babanın görevi oldu .Katılımcımıza teşekkür ettik Başarılarının devamını dileyerek ayrıldık.
Bulduğumuz ikinci aday eşimin iş arkadaşının bakıcısının arkadaşı ,bakıcıdan referanslı bakıcı olmuş oluyor bu durumda ..İkinci adayla telefonda konuşmaktan öteye geçemedik. Başı kapalı temiz bir hanımmış duyduğumuza göre inancına hala saygımız var.
-Merhaba biipipp hanım biz seferoğulları ailesi olarak 13 aylık oğlumuza bakıcı arıyoruz. Sizi şekerpare hanım önderdi.
-evet evet ben çocuk bakıyordum önceden hatta iki tane bakıyordum. Siz ne istiyorsunuz tam olarak
-valla biz çocuk bakılsın istiyoruz tam olarak
-kaç para verceğiniz ??
-şu kadar vericez oğlumuzun bakımı yemeği , o uyurkende biraz ortalık toplarsınız temizlik beklentimiz yok.
-temizliğe gelen ayrı kadınınız var mı? Benim önceki çalıştığım yerde vardı. (2. adayın koordinatörlük arzusu var altına da çalışan alıcak anladığım kadarıyla)
-valla temizliğe gelen kimse yok ben yapıyorum. Artık hafta sonları yine ben yapıcam.(çünküüü aynı anda hem bakıcı hem temizlikçi tutucak kadar param olsaydı zaten çalışmaz ikinci çocuğu yapıştırıverdim madem para bok ne işim var hastanede çalışmaya gidicem)
-tamam bende isterim sizinle çalışmak yalnız ben namaz kılıyorum sorun olur mu ????
-(iç ses) çocuk ağlamaktan bi tarafını yırtarken siz eğilirseniz ben tekme atmak isteyebilirim onun dışında bir sorun olmaz
-Anladım biz sizi daha sonra arıycaz.
-(telefon) biiip biip biip..
Örnek teşkil etmesi için en göze çarpanları yazdım. Büyük çaresizlik ve hüsranla biten arayışın ardından bütün o çocuk kreşe ne zaman gider,ne zaman hazır olur ?? makalelerini düşünerek büyük cevabı verdim. Biz hazırıııızzz!
Şanslı olduğum iki nokta var. İlki oğlum 6 aylıkken katıldığımız bir oyun grubumuz vardı. Sayesinde hem o hem ben yeni arkadaşlar edindik ve çok şey öğrendik. Bu yüzden onun başka çocuklardan oluşan bir grup içine ilk girdiğinde dehşete düşmeyeceğini biliyordum ( -kim lan bu veletler ? Annem nerdeee laaannnn yerine şşş anneee anneeeeeee ya annee nereye gidiyosunn??? Ne zaman gelicen onu söyle bari kadın diye bağırdı. )
İkinciside çalıştığım hastanenin bir kreşi vardı. Oğlumla aynı bahçedeydik ve bana ihtiyacı olsa bir nefeste oraya koşucak kadar kondisyonum iyiydi hahha şaka şaka bi nefeste koşamamda yakınımdaydı işte yürüyerek 3 dakika :)...





Öncesinde gidip kreşi ziyaret ettim.Ortalığı temizleyen bir hanım beni o esnada bebek grubunun yanında olan yönetici hanımın odasına aldı. Beklerken etrafı inceledim. Masasında isimliği vardı. Altında da uzmanlık alanı yazıyordu ; Çocuk gelişimi uzmanı . Önümdeki sehpada bir koli içinde çocuklara gönderilmiş eğitici dergiler vardı. Duvarlarda çocukların çizdiği resimler asılıydı.Bir anda içimi bir huzur kapladı. İlk izlenimlerim beni öylesine rahatlatmıştı ki ..Bir kaç dakika sonra kendisi odaya girdi. Güler yüz ve düzgün bir Türkçeyle beni karşılayan bu hanıma oğlumda gülücükler atmaya başlamıştı bile.. Bize kreşi gezdirdi. En son bebek grubunun olduğu odayı gördük. Ortalama bir salon büyüklüğünde gayet temiz en uçta bebeklerinin yataklarının olduğu oyuncak dolu bir oda . Ve en inanılmaz kısmı tam uyku saatine denk gelip benim 5 bebeği birbirinden huzurlu yanyana görmüş olmam. Başlarında da şu an Noyanın muhtemelen benden sonra en çok bağlandığı kişilerden biri olan öğretmenleri vardı. Şaşkınlıktan nutkum tutuldu. Ses çıkarmaya korktum birini uyandırırım diye. Blogu takip edenleriniz bilir ,bizim uyku maceramız doğduğundan beri gayet meşakkatli geçti ve halende öyle devam etmekte. Resim 1 de Saatlerce bebek arabasında kendini sallatan, esnemekten çenesi düşen ama hala kordonda tur atıyoruz gibi bir kolunu bebek arabasından sallandırıp etrafa bakınarak zorla uyuyan oğlumu görüyoruz(bana değme spor salonunda harcayamayacağım kaloriyi harcatmış) Bense yanyana dizili , horuldayıp uyuyan beş bebeğe bakıyordum.İnsanın aklı ermiyor. Madem bebek denen canlı böyle  de uyuyabiliyor evladım sen neden ananı danalar gibi koşturuyosun .Apartmanın otoparkının değnekçisi gibi oldum . Kim ne zaman gelse ordayım . Paşa bebek arabasında ense yapıyor uyuycak diye. Biri beni arasa önce otoparka bakıyor öyle bir durumdayız yani. Bu günün akşamında eşimle kararımızı kreşten yana verdik.

                                                          Resim 1: )
Ben işe oğlum kreşe başlamadan önceki gece sanki ben ilk defa okula gidicekmişim gibi heyecanlıydım. Bu sefer heyecandan uyuyamadım. İlk gün sabah bırakırken ne olduğunu pek anlamadan öğretmenine uzandı. Takip eden günlerde benden ayrılırken ağladı. Başlarda hiç bir gündüz uykusuna katılmamış ama diğer bebeklerle çok iyi iletişime geçtiğini söyledi öğretmenimiz. Ilk on günü atlattıktan sonra artık sabah ağlamadan ,hatta benim gidişimi umursamadan (koydu biraz bana burası ana yüreği işte:) )gitti okuluna. Bir ayımızı doldurmak üzereyiz. Yemek yemeyen ,kaşıklara tekme savuran evladım yemek yemeye ve yeni sesler çıkarmaya başladı. Sonunda biraz kilo bile aldı. Gündüzleride orda uyumaya başlamış. Düzeni yavaş yavaş oturuyor. Ben iş çıkış saatini dört gözle bekliyorum. Onu almaya giderken sahibine giden yarış atı gibi seke seke gidiyorum bahçede. Beni görünce kahkahalar atıyor. Benim tarafımdan bakarsak ; çok özlediğim ameliyathaneye kavuştum , yine hastalarım var . 


Hem annelik hem doktorluk yapmak yorucuda olsa uyuduğum o birkaç saatin sonunda mutlu bir kadın olarak uyanıyorum. Kliniğime arkadaşlarımın yanına mesleğime döndüm. Sabah biraz daha erken kalkıp hazırlanıyorum. Hem noyanın annesi olma görevime hem de mesleğime saygımdan biraz daha özen göstermeye çalışıyorum kendime. Eve dönünce oğlumla oynamaya devam ediyorum. Çünkü kendime işe başladığımda çalışmaktan yorgun düşüp çocğuyla vakit geçiremeyecek kadar bitap bir kadın olmaacağıma dair söz verdim Kesinlikle daha çok yoruluyorum ama hepimiz çok muyluyuz. Bu ışıltıya değer..