İşe başladım ,tam üç hafta geçti fire vermeden gidiyoruz diyordum .Bir haftasonu kaşıntısının kurbanı olup pazartesi , salı , çarşambayı haftasonuna bağlanmak zorunda kalıp iki hasta veledimle evde tıkıldım kaldım.
Bizim evin yakınına avrasya sirki gelmiş . Türkiyenin ilk sirki yazıyor afişte .. On -onbeş şıkıdım palyaço resmide koymuşlar. Çadırda ısıtmada varmış. Nasıl götürmem çocuğu bu kadar reklam üzerine , zaten bayılıyor adam palyaçoya. Cumartesi yemedim içmedim sirk saatlerini öğrendim sabahın köründe programı yaptım dört buçuk seansına yetiştik sıpalarla. Girdik çadıra en önde de yer bulduk. Ama hakkaten Türkiyenin ilk sirkine gelmiş gibiyiz. Sahne bizim salondan ufak , çadır yıkılıyor , güya ısıtmak için aradan dereden içeri sokaladıkları hortumda soğuk hava üflüyor. Hani etleri koy bozulmaz. Moral bozmayalım çocuk palyaço görücek dayan anne dedim. Soğuk inceden kemiklerime , hatta iliklerime işlemeye başladı. Orda yarım saat kadar gösterinin başlamasını bekledik önce. Noyan inatla üşümedim diyor. Yavrum iki palyaço göreydi bari.
Palyaço yoktu. Palyaçomsu iki arkadaş vardı ama kostümleri palyaçoya benzemiyordu bile. Sihirbaz ve ip cambazı aynı kişiydi. Ama 60 lı yaşlardaki amcayı yinede takdir ediyorum eski cambazları tek tek yad ederek on tur attı ipin üstünde .. Giderken çiçek taşıdı karşıya dönerken sopa .. Bi de gariban golden retriever köpecikle şov yaptılar. Soğukta hayvan atladı zıpladı, eğitmeninin bacaklarının arasından falan geçti , türkiyenin ilk sirkini uzata uzata bir saatlik bir şov yaptılar. Biz buz kestik , arabaya kendimi zor attım . Noyan gösteri bitiminde palyaço göremedi diye ağladı , yavru bide yine gelelim palyaço çıkıcak dedi . Senin hayallerini yerim ,bu Türkiyenin ilk sirki evladım bi yirmi yıl sonra yine geliriz dedim ama anlatamadım tabi..
Eve güç bela attık kendimizi ..Daha akşamına çocukların ikiside sümüklendi .Ertesi gün Dağhanın ateşi çıktı. Hem diş hem soğukhem hastalık hem şanssızlık hem afişiyle alakası olmayan sirk ..Neden kendini olmadığın birşşey gibi pazarlarsın ki.. Hiç balık tutmayan oltamız var , ısıtmayan ateş yaptık falan deselermiş belki ipucu olurdu eğlendirmeyen donduran sirk için.. Ben hem hasta oldum ,hem uykusuz kaldım yani çocukların sağlıklı zamanından daha uykusuz..
Kendime not: uyanık ol kadın , büyük ünlü bir sirk olsa neden belediyenin parkına cücük kadar çadır kursun di mi .. hadi diyelim gerçekten inandın iyi olucağına önden babayı yolla ..
Translate
30 Ocak 2017 Pazartesi
9 Ocak 2017 Pazartesi
Yeniden çalışan anne olmak
Çok hareketli bir haftanın son gününden herkese merhaba! İşten döndüğüm ilk gün bu yazıyı yazacağımı düşünmüştüm . Yeniden çalışan anne olmayı , dokuz aylık bebemi kreşe bırakışımı ilk günkü duygularımı falan yazarım diyordum . Hadi ilk gündü kaostu , yorgunduk yarın yaparım dedim .Zincir devam etti tabi cuma tatil olur eve giderim ortalığı dağıtırız çocuklarla oynarız sonra onlar uyur ben temizlik yaparım ,sonra sıcak şarabımı alır yazarım diye bir hayal kurdum. O da olmadı. Erteleye erteleye yazı pazara kaldı. Bu günde yazamazdım belki ama inat ettim yazıcam diye. O uzuuuunn yapılıcaklar listemi olduğu gibi bıraktım aldım bilgisayarımı. Ne hissediyorum söyliyim; şu ayaklarımın ağrısından başka hiç birşey hissetmiyorum şu an. Çocuklardan önce işe gitmeden önceki herhangi bir pazar gününde bu saatlerde televizyon karşısında amann gene yarın erkenden kalkıcaz beyaawwe diyip miskinlik yaparken ,8 ocak 2017 pazar gecesi burda anlatcaklarımın yarısını unutmuş bir halde açtım bilgisayarımı. Artık hatırladığım kadarıyla yazıcaz bu yazıyı.
Pazartesi sabahı yediden sekizden önce genelde hiç kalkmayan dokuz aylık veledim benim heyecanımı paylaşır gibi 5 te kalktı. Gerçi onun içinde kreşin ilk günüydü. Planım normal saatten biraz erken kalkıp ,5.45 gibi , önce kendim giyinip süslenip sonra da çocukları hazırlamak ve mümkünse birşey unutmadan evden çıkıp işe geç kalmamaktı. Ve bunu başardım. Başardım diyorum çünkü Dağhan uyanık halinin yüzde yetmişini kucağımda geçiriyor. Bir koalanın ağacına tutunduğu gibi tutunuyor bana . Doğduğundan beri bu böyle. çoğu zaman tuvalette bile kanguruyu giydiğim doğrudur. Hazırlandım (full hazırlandım yani saç makyaj dahil , önceden makyajı arabada yapardım)çocukları hazır ettim . Paşa babamız hazırlandı ve çıktık 07.10 gibi arabadaydık. Hava zifiri karanlıktı. Yol aşağı yukarı yirmibeş dakika sürdü. ancak...
Ancak dün gece bu satırları kaleme alırken o ancaktan sonra ne yazacağımı hatırlamıyorum çünkü uyuyakalmışım . Düşündüm bulamadım . Kimbilir ne vardı aklımda . Özetle ma-aile toparlanıp işe vakitlice yetişebiliyoruz koşullar iyiyse ..koşullardan kastım yolumuzun geçtiği ana arterin %50sinde yol çalışması var. Yağmur çamur , kaza bela yoksa akıyor trafik. Evden çıkınca bir daha uyanıyoruz çünkü canım izmir ocak ayı sabahları suratımıza tokat gibi çarpıyor. Dağların tepelerinde kar var ve sanki şehir merkezine bütün o tepelerden soğuk üflüyor gibi.. Sonra arabaya atıyoruz kendimizi titreye titreye ve artık yaz saati kış saati olmadığından bunlar hep zifiri karanlıkta oluyor. Arabanın kaloriferi ısınmaya başlayınca yine tatlı bir uyku çöküyor üstümüze . Çocuklar genelde sabah yolculuğunda uyuyakalıyor .işe varıyoruz hava hala karanlık . Aydınlığa kavuşmamız 8-8 buçuk arasını buluyor ki bu melatonin seratonin falan üretip mutlu olan insanoğlu gibi bir canlı için çok garip, acı ve depresif .. Neden böyle nedenn ? Neden bu karanlık gitmiyor . Milletçe depresyona giricez yakındır.
Dağhanda artık Noyanla hastanenin kreşine gidiyor. Noyan onunla gittiği için mutlu elbet çünkü önceden dağhan evde o okulda sanki ufaklığı kayırıyormuşuz gibi oluyordu.Şimdi eşitlik gözler önüne serildi. İkinizde çalışan anne yavrususunuz evlatlarım malesef o kreşe gidilecek. dağhan ilk üç günü ağlayarak geçirdi. Beni görünce bile ağladı. Ama artık öğretmenlerden birine bağlanmş olucak ki daha stabil herşey. Beni görüncede gülüyor artık öbür türlü çok moral bozucu oluyordu. Kendimi en şanslı saydığım konu çalıştığım yere ait harika bir kreşimizin olması. Gün içinde Dağhanı emzirmeye gidebiliyorum o da rahatlıyor bende .
Eve dönüşler çok keyifli. Ama ilk hafta kaostu elbette . Bazı günler yemeği yetiştiremedim , bazı günler yapıcak halim yoktu . Dışardan yedik. Sonunda eski düzeni bu hafta kurabildim. Pazar gününden üç gün bizi idare edicek kadar pişiriyorum. haftasonu günlük , arada bir gün de dışardan yiyoruz bende dinleniyorum. Haftada iki gün genel temizlik aralarda sadece mutfak ve oyuncak toplamak kalan son enerjimi harcadığım yegane aktivitelerim oldu. Bu günlerde geçicek ,kalan iki yılımı böyle doldurucam bir hafta bir günü bitti bile ..: )....Zaten bir bilge demiş ki sabreden derviş asistanlığı bitirmiş , çocukları büyütmüş falan ..

Pazartesi sabahı yediden sekizden önce genelde hiç kalkmayan dokuz aylık veledim benim heyecanımı paylaşır gibi 5 te kalktı. Gerçi onun içinde kreşin ilk günüydü. Planım normal saatten biraz erken kalkıp ,5.45 gibi , önce kendim giyinip süslenip sonra da çocukları hazırlamak ve mümkünse birşey unutmadan evden çıkıp işe geç kalmamaktı. Ve bunu başardım. Başardım diyorum çünkü Dağhan uyanık halinin yüzde yetmişini kucağımda geçiriyor. Bir koalanın ağacına tutunduğu gibi tutunuyor bana . Doğduğundan beri bu böyle. çoğu zaman tuvalette bile kanguruyu giydiğim doğrudur. Hazırlandım (full hazırlandım yani saç makyaj dahil , önceden makyajı arabada yapardım)çocukları hazır ettim . Paşa babamız hazırlandı ve çıktık 07.10 gibi arabadaydık. Hava zifiri karanlıktı. Yol aşağı yukarı yirmibeş dakika sürdü. ancak...
Ancak dün gece bu satırları kaleme alırken o ancaktan sonra ne yazacağımı hatırlamıyorum çünkü uyuyakalmışım . Düşündüm bulamadım . Kimbilir ne vardı aklımda . Özetle ma-aile toparlanıp işe vakitlice yetişebiliyoruz koşullar iyiyse ..koşullardan kastım yolumuzun geçtiği ana arterin %50sinde yol çalışması var. Yağmur çamur , kaza bela yoksa akıyor trafik. Evden çıkınca bir daha uyanıyoruz çünkü canım izmir ocak ayı sabahları suratımıza tokat gibi çarpıyor. Dağların tepelerinde kar var ve sanki şehir merkezine bütün o tepelerden soğuk üflüyor gibi.. Sonra arabaya atıyoruz kendimizi titreye titreye ve artık yaz saati kış saati olmadığından bunlar hep zifiri karanlıkta oluyor. Arabanın kaloriferi ısınmaya başlayınca yine tatlı bir uyku çöküyor üstümüze . Çocuklar genelde sabah yolculuğunda uyuyakalıyor .işe varıyoruz hava hala karanlık . Aydınlığa kavuşmamız 8-8 buçuk arasını buluyor ki bu melatonin seratonin falan üretip mutlu olan insanoğlu gibi bir canlı için çok garip, acı ve depresif .. Neden böyle nedenn ? Neden bu karanlık gitmiyor . Milletçe depresyona giricez yakındır.
Dağhanda artık Noyanla hastanenin kreşine gidiyor. Noyan onunla gittiği için mutlu elbet çünkü önceden dağhan evde o okulda sanki ufaklığı kayırıyormuşuz gibi oluyordu.Şimdi eşitlik gözler önüne serildi. İkinizde çalışan anne yavrususunuz evlatlarım malesef o kreşe gidilecek. dağhan ilk üç günü ağlayarak geçirdi. Beni görünce bile ağladı. Ama artık öğretmenlerden birine bağlanmş olucak ki daha stabil herşey. Beni görüncede gülüyor artık öbür türlü çok moral bozucu oluyordu. Kendimi en şanslı saydığım konu çalıştığım yere ait harika bir kreşimizin olması. Gün içinde Dağhanı emzirmeye gidebiliyorum o da rahatlıyor bende .
Eve dönüşler çok keyifli. Ama ilk hafta kaostu elbette . Bazı günler yemeği yetiştiremedim , bazı günler yapıcak halim yoktu . Dışardan yedik. Sonunda eski düzeni bu hafta kurabildim. Pazar gününden üç gün bizi idare edicek kadar pişiriyorum. haftasonu günlük , arada bir gün de dışardan yiyoruz bende dinleniyorum. Haftada iki gün genel temizlik aralarda sadece mutfak ve oyuncak toplamak kalan son enerjimi harcadığım yegane aktivitelerim oldu. Bu günlerde geçicek ,kalan iki yılımı böyle doldurucam bir hafta bir günü bitti bile ..: )....Zaten bir bilge demiş ki sabreden derviş asistanlığı bitirmiş , çocukları büyütmüş falan ..

Etiketler:
2017,
anne,
anne sütü,
çalışan anne,
dağınık ev
28 Aralık 2016 Çarşamba
Yeni yıl Mesajı
Hey be ! Blog blog olalı bu kadar sık uğradığımı görmemiştir herhalde buralara .. İşe dönmeden önceki son günlerimin tadını çıkarıyor gibiyim. Aklımın bir yerinde hep arada bir uğrayıp şu bloğun tozunu almak var ya işte , ya nasip !
Arkamızda koca bir yıl bıraktık , günler haftaları haftalar ayları resmen kovaladı . Bir durum değerlendirmesi yapmam gerekirse bizim aile için fena değildin . Ama ortalama bir yıldın yani . En büyük olayın Dağhan'ın aramıza katılması oldu. Sağlıkla aramıza katıldığı için tanrıya müteşekkirim . Kardeşler birbirine biz yeni bebeğe , ben iki çocuklu hayatın kaousuna neşesine ve endişesine alıştım. Çokça oyun oynadık ve çokça yeni oyuncağımız oldu. Bir darbe girişimi , bir ekonomik kriz , çok sayıda hissedilen ve hissedilmeyen ufak çaplı deprem atlattık. Dağhan yıl bitmeden yürüme ve konuş çalışmalarına başladı , bu konularda hızla ilerleyeceğini düşünüyoruz. Aşkımız bu yılda ilk günkü gibi tazeliğini korudu.
Bu yıl bir değişiklik yapıp ülkece kış saati uygulamasını uygulamamaya karar verip topluca ruh halimizi değiştirecek yeni bir adım attık . Artık uyanıyoruz karanlık , yola çıkıyoruz karanlık , işe varıyoruz karanlık devam ediyor. Değişik işte ..
Evlilik ve magazin programları 2016 da tam gaz devam etti. Ülkenin en gamsız ama en dertli renkli karakterlerini izledik ,eminim 2017 de devam edecekler. Yılın düğünü emlak kralı olarak adledilen ağanın kızının düğünü oldu. Sanırım gelinliği için kullanılan kumaştan bir çadırkent çıkar. Düğün pastası da 'imar izni var mı pastanın ' gibi esprilerle yılın son ayında tarihte yerini aldı.
Elbette yeni yıldan büyük beklentilerim var . Aslında yeni yıldan değil kendimden ailemden ve ülkemden beklentilerim var. Huzur ve sağlığımızı almasın . Ülkemize de huzur getirsin , refah getirsin. Taşıyabildiği , kesesine sığan ne varsa getirsin bizim memlekete işte . Çocuklara kitap , oyuncak , daha geniş bir hayal dünyası getirsin. Bombalara patlamama seçeneği getirsin. İnsanlara yaşama hakkı getirsin ve ansızın ölme ihtimalini kaldırsın. Kavga edenlere huzur , mahallelere oyun parkları ve ağaçlar getirsin. kimsenin kapısını kilitlemediği günlerden getirsin. Eski komşulukları geri getirsin. Gurbetteki öğrencinin bursu , evsizin çatısı , açın aşı olsun. Dert kalmıycak bu ülkede demiyorum elbette ama biraz deva getirsin.
Ben yeni yılda işe dönüyorum. Kafamda bir günü nasıl organize edicem diye hayal ediyorum. Zor olucak .İki minnak yavruyu sıcacık yataklarından alıp çıkarıp kreşe götürmek. Her çalışma günü bir ayrılık yaşıycaz, alışmamız gerekicek . Çocuklu kariyer sahibi ve bütün gün jilet gibi görünen kadınlara özenicem. Onlardan biri olmayı deniycem bu yıl. Hani bir yeni yıl dileğim falan olsa superman gibi olayım derdim. Sabah sporu sonrasında banyo şıkır şıkır giyin çocukları hazırla , çık bütün gün iş yerinde de superman ol. Beynin eski kapasitesinde çalışsın. O lohusa emzirme salaklığı kalmasın üstünde . Sonra çocukları al , ve o saatte bile saçın bozulmamış olsun . Eyvallah deniycem . umarım bir tükenmişlik sendromuna varmam. Çünkü daha bunun eve varması , yemek hazırlaması ve çocuklarla nicelikli değil nitelikli zaman geçirme metaforlarım var . Aman be yeni yıl , güzel güzel yaşayalım seni işte .. Tadımızı kaçırma : )..

Arkamızda koca bir yıl bıraktık , günler haftaları haftalar ayları resmen kovaladı . Bir durum değerlendirmesi yapmam gerekirse bizim aile için fena değildin . Ama ortalama bir yıldın yani . En büyük olayın Dağhan'ın aramıza katılması oldu. Sağlıkla aramıza katıldığı için tanrıya müteşekkirim . Kardeşler birbirine biz yeni bebeğe , ben iki çocuklu hayatın kaousuna neşesine ve endişesine alıştım. Çokça oyun oynadık ve çokça yeni oyuncağımız oldu. Bir darbe girişimi , bir ekonomik kriz , çok sayıda hissedilen ve hissedilmeyen ufak çaplı deprem atlattık. Dağhan yıl bitmeden yürüme ve konuş çalışmalarına başladı , bu konularda hızla ilerleyeceğini düşünüyoruz. Aşkımız bu yılda ilk günkü gibi tazeliğini korudu.
Bu yıl bir değişiklik yapıp ülkece kış saati uygulamasını uygulamamaya karar verip topluca ruh halimizi değiştirecek yeni bir adım attık . Artık uyanıyoruz karanlık , yola çıkıyoruz karanlık , işe varıyoruz karanlık devam ediyor. Değişik işte ..
Evlilik ve magazin programları 2016 da tam gaz devam etti. Ülkenin en gamsız ama en dertli renkli karakterlerini izledik ,eminim 2017 de devam edecekler. Yılın düğünü emlak kralı olarak adledilen ağanın kızının düğünü oldu. Sanırım gelinliği için kullanılan kumaştan bir çadırkent çıkar. Düğün pastası da 'imar izni var mı pastanın ' gibi esprilerle yılın son ayında tarihte yerini aldı.
Elbette yeni yıldan büyük beklentilerim var . Aslında yeni yıldan değil kendimden ailemden ve ülkemden beklentilerim var. Huzur ve sağlığımızı almasın . Ülkemize de huzur getirsin , refah getirsin. Taşıyabildiği , kesesine sığan ne varsa getirsin bizim memlekete işte . Çocuklara kitap , oyuncak , daha geniş bir hayal dünyası getirsin. Bombalara patlamama seçeneği getirsin. İnsanlara yaşama hakkı getirsin ve ansızın ölme ihtimalini kaldırsın. Kavga edenlere huzur , mahallelere oyun parkları ve ağaçlar getirsin. kimsenin kapısını kilitlemediği günlerden getirsin. Eski komşulukları geri getirsin. Gurbetteki öğrencinin bursu , evsizin çatısı , açın aşı olsun. Dert kalmıycak bu ülkede demiyorum elbette ama biraz deva getirsin.
Ben yeni yılda işe dönüyorum. Kafamda bir günü nasıl organize edicem diye hayal ediyorum. Zor olucak .İki minnak yavruyu sıcacık yataklarından alıp çıkarıp kreşe götürmek. Her çalışma günü bir ayrılık yaşıycaz, alışmamız gerekicek . Çocuklu kariyer sahibi ve bütün gün jilet gibi görünen kadınlara özenicem. Onlardan biri olmayı deniycem bu yıl. Hani bir yeni yıl dileğim falan olsa superman gibi olayım derdim. Sabah sporu sonrasında banyo şıkır şıkır giyin çocukları hazırla , çık bütün gün iş yerinde de superman ol. Beynin eski kapasitesinde çalışsın. O lohusa emzirme salaklığı kalmasın üstünde . Sonra çocukları al , ve o saatte bile saçın bozulmamış olsun . Eyvallah deniycem . umarım bir tükenmişlik sendromuna varmam. Çünkü daha bunun eve varması , yemek hazırlaması ve çocuklarla nicelikli değil nitelikli zaman geçirme metaforlarım var . Aman be yeni yıl , güzel güzel yaşayalım seni işte .. Tadımızı kaçırma : )..

Etiketler:
2016,
2017,
anne,
anne sütü,
busy mom,
diş,
ek besin,
ev dağınık,
ev toplanmıyor,
yeniyıl
25 Aralık 2016 Pazar
anayım ben ana !? : ) BLW anası .
Lise , üniversite yıllarımı hatırlıyorumda , hiç aklıma gelmezdi anne olacağım. Zaten ciddi bir meslek seçmişim ya etrafımda kimse evlen çocuk yap demiyordu tabi. Oku kariyer yap diyordu. Evlendikten beş yıl sonra çaldı o saatin zili benim için. Ne zaman ki canımın içine başka bir can düştüğünü öğrendim dünya değişti. O minik kalple aynı bedeni paylaştım. İki çift elim ,iki çift gözüm oldu . Noyan 2013 temmuzda geldi dünya ya . Hatırlıyorum daha doğumhaneden odama götürürlerken beni 'harikaydı yine yapmalıyım' demiştim . Onun ilk nefesi , ışıkla ilk karşılaştığı o an ,tanışma anı .. hani demek bu tekmeleri bana atan sendin diyen anne bakışını fırlattığım o an aşkın , sevginin yeni bir anlama büründüğü andı. Hani filmlerde olur ya ;kadın şap şap göğsüne vurur '-heyyy!! anayım ben anaaaaa! ' der . Bir anda o kadın ben oldum . Demek icimde varmis . 3 yil sonra Daghan katildi ailemize.. O ve noyan arasinda Iki de Melek ugradi yanimiza..ama kalmadilar. Yavrular benim gözlerimi açtı. Onlardan önce önemli olduğunu sandığım ne varsa değişti. Minik kollar bana sarılmıycaksa güzelliğin, alışverişin ne kıymeti vardı ? Sağlıkları yerinde olsun. Ateşi çıkmasın burnu akmasın . Kariyer ne? Başlarım kariyerine çocuklarım iyi olsun. Başlarım kariyerine demişken yakında işe dönüyorum . Acaba beni neler bekliyor ? Bu kadın yine doğurur mu acaba diyorlar mıdır?

içimde varmış, hani derler ya sen doğuştan böyleymişsin (woww you are a natural) hah o benim işte . İyi kide benmişim. İki çocukla artık evden çıkamazsın falan diyenler olduydu da bir daha duyamadım onları. Verimli geçti evdeki zaman. İki çocukla evden en az yükle çıkmayı öğrendim. Dağhan yedi aylıkken yakınlarda pek işlek olmayan bir avm nin işlek bir restoranına gittik . Hani menüsünde bütün ymek adları komik , fatma teyzenin dilli tavuğu falan diyor. kalabalık çemberin dışında bir masa beğendik oturduk .Dağhan kuşun mama sandalyesi geldi ,noyan sağıma dağhan soluma ,ıslak mendil masanın üstüne yerleşiveridk. Beş dakika sonra yanımdaki masaya bir aile geldi. Dağhan kadar bir bebekleri var . bir de küçük hanım vardı yanlarında 13 yaşlarında , abla cam kenarına oturdu ,telefonu aldı eline hemen. Bebeği oturtmadılar arabada bıraktılar bir süre , anne benimkini görünce masaya oturayazarken sohbete başladı.
- ne kadarlık sizinki ?
-yedi ayı dolucak on gün sonra
-bizimkide tam yedi aylık ,ne güzel oturuyor sizinki ,biz ilk defa oturtucaz .
-ohh maşallah maşallah allah bağışlasın.( evet görüyorum eminim evde herşeyi sterilize ediyorsun , ama al çocuğu arabadan artık ,bak börek gibi kurulmuş oraya ,etrafı görsün biraz)
Bu arada bizim siparişler geldi , tabağımdaki brokoliden dağhanın önüne bir parça bıraktım. hep ot mu yiycek ? hayırr kaşınan damaklarına derman olsun diye noyanın patates kızartmasından da verdim .Su kabını da koydum . Arkadaş başladı takılmaya. Yan masadaki anne biraz daha şok oldu , bu kez baba da katıldı.
-ne marka suluk kullanıyorsunuz ?
-filanca marka
-kendi içiyor bizimki içmiyor böyle .
-arkadaşım farklı her çocuk seninkide içer , otuzuna gelip anasının kaşıkla su verdiği kaç kişi var .. (demedim)
dedim ki - içer yakında bu dönemde çok hızlı değişiyorlar.
Sonra oltaya baba takıldı.
-boğazına kaçmıyor mu ?kendi yiyor , dedi.
Anacım BLW diye birşey var , çocuğun önüne yemeği koyuyorsun ,çocukta bulana bulana saçına başına süre süre , üstüne döke döke yiyor. Ben bunun BLW metodu falan olduğunuda yeni öğrendim.Metodmuş meğersem. Sokakta sorsalar BMW mi falan derdim herhalde. Bunun zaten sokakta yapılanı daha makbul ,evde yapma eğer çok pimpirikli ve titizsen.
-Boğazına sen beslerkende kaçabilir , genelde öksürerek öğürerek , kusarak çıkarırlar ama çıkaramazsa devreye sen girip çıkaracaksın. Çok şükür başıma gelmedi. (demedim)
,dikkatle onu takip ettiğimi söyledim.
yan masada ki teenage abla hala orda , bir yere gitmedi. Yani bedenen orda ama ruhen telefonda .
Bu arada çocuğu mama sandalyesine koymadılar , sandalye orda kaldı , çocukta bebek arabasında. Biz yemeği yerken sanırım bebek kaka yaptı tahminlerimce . Bİr alt değişim seremonisi izledim. Önce baba kalktı. Bebek çantası hazırlandı , yüklenildi. Anne kalktı bebeği aldılar , ablayı bırakıp alt değiştirmeye gittiler . Bebek kaka yapar ,uzancağı ebatta yer yoksa iki tek kişilik sandalye koltuk birleştirir üstüne br örtü atar , ıslak mendilini çıkarır oracıkta değişirsin. ıslak mendille harikalar yaratılabilir, olduğun yerden fazla uzağa gitmene gerek yok aslında , zaten ben sinir oluyorum her yere emzirme odası alt değişim odası yapıyorlar ya . Nedir yani kardeşim!? Bebek bu , emmek istediğinde penceresi olmayan emzirme odası mı arıycam ben gayet emziririm. altınıda değiştiririm. Bizim yemek bitti , hesabı ödedik , selfimizi çektik ,restoranın kapısından çıktık , komşu masa yeni dönüyordu. Sakin olmak lazım çocuk büyütürken , nem kapmadan büyütmek lazım .Selamlaştık biz eğlenceli hayatlarımıza onlar soğuk yemeklerine doğru devam ettik . Rahat olmak lazım ..


içimde varmış, hani derler ya sen doğuştan böyleymişsin (woww you are a natural) hah o benim işte . İyi kide benmişim. İki çocukla artık evden çıkamazsın falan diyenler olduydu da bir daha duyamadım onları. Verimli geçti evdeki zaman. İki çocukla evden en az yükle çıkmayı öğrendim. Dağhan yedi aylıkken yakınlarda pek işlek olmayan bir avm nin işlek bir restoranına gittik . Hani menüsünde bütün ymek adları komik , fatma teyzenin dilli tavuğu falan diyor. kalabalık çemberin dışında bir masa beğendik oturduk .Dağhan kuşun mama sandalyesi geldi ,noyan sağıma dağhan soluma ,ıslak mendil masanın üstüne yerleşiveridk. Beş dakika sonra yanımdaki masaya bir aile geldi. Dağhan kadar bir bebekleri var . bir de küçük hanım vardı yanlarında 13 yaşlarında , abla cam kenarına oturdu ,telefonu aldı eline hemen. Bebeği oturtmadılar arabada bıraktılar bir süre , anne benimkini görünce masaya oturayazarken sohbete başladı.
- ne kadarlık sizinki ?
-yedi ayı dolucak on gün sonra
-bizimkide tam yedi aylık ,ne güzel oturuyor sizinki ,biz ilk defa oturtucaz .
-ohh maşallah maşallah allah bağışlasın.( evet görüyorum eminim evde herşeyi sterilize ediyorsun , ama al çocuğu arabadan artık ,bak börek gibi kurulmuş oraya ,etrafı görsün biraz)
Bu arada bizim siparişler geldi , tabağımdaki brokoliden dağhanın önüne bir parça bıraktım. hep ot mu yiycek ? hayırr kaşınan damaklarına derman olsun diye noyanın patates kızartmasından da verdim .Su kabını da koydum . Arkadaş başladı takılmaya. Yan masadaki anne biraz daha şok oldu , bu kez baba da katıldı.
-ne marka suluk kullanıyorsunuz ?
-filanca marka
-kendi içiyor bizimki içmiyor böyle .
-arkadaşım farklı her çocuk seninkide içer , otuzuna gelip anasının kaşıkla su verdiği kaç kişi var .. (demedim)
dedim ki - içer yakında bu dönemde çok hızlı değişiyorlar.
Sonra oltaya baba takıldı.
-boğazına kaçmıyor mu ?kendi yiyor , dedi.
Anacım BLW diye birşey var , çocuğun önüne yemeği koyuyorsun ,çocukta bulana bulana saçına başına süre süre , üstüne döke döke yiyor. Ben bunun BLW metodu falan olduğunuda yeni öğrendim.Metodmuş meğersem. Sokakta sorsalar BMW mi falan derdim herhalde. Bunun zaten sokakta yapılanı daha makbul ,evde yapma eğer çok pimpirikli ve titizsen.
-Boğazına sen beslerkende kaçabilir , genelde öksürerek öğürerek , kusarak çıkarırlar ama çıkaramazsa devreye sen girip çıkaracaksın. Çok şükür başıma gelmedi. (demedim)
,dikkatle onu takip ettiğimi söyledim.
yan masada ki teenage abla hala orda , bir yere gitmedi. Yani bedenen orda ama ruhen telefonda .
Bu arada çocuğu mama sandalyesine koymadılar , sandalye orda kaldı , çocukta bebek arabasında. Biz yemeği yerken sanırım bebek kaka yaptı tahminlerimce . Bİr alt değişim seremonisi izledim. Önce baba kalktı. Bebek çantası hazırlandı , yüklenildi. Anne kalktı bebeği aldılar , ablayı bırakıp alt değiştirmeye gittiler . Bebek kaka yapar ,uzancağı ebatta yer yoksa iki tek kişilik sandalye koltuk birleştirir üstüne br örtü atar , ıslak mendilini çıkarır oracıkta değişirsin. ıslak mendille harikalar yaratılabilir, olduğun yerden fazla uzağa gitmene gerek yok aslında , zaten ben sinir oluyorum her yere emzirme odası alt değişim odası yapıyorlar ya . Nedir yani kardeşim!? Bebek bu , emmek istediğinde penceresi olmayan emzirme odası mı arıycam ben gayet emziririm. altınıda değiştiririm. Bizim yemek bitti , hesabı ödedik , selfimizi çektik ,restoranın kapısından çıktık , komşu masa yeni dönüyordu. Sakin olmak lazım çocuk büyütürken , nem kapmadan büyütmek lazım .Selamlaştık biz eğlenceli hayatlarımıza onlar soğuk yemeklerine doğru devam ettik . Rahat olmak lazım ..

Etiketler:
bebek yapımı,
busy mom,
çalışan anne,
fil,
gebe
3 Aralık 2016 Cumartesi
woohoo emekliyoruz
Daghan yedi aylık oldu , artık emekliyor. Ben emeklediğinde daha az canı sıkılıcak ,üstümden biraz inicek diyordum ama hiçte öyle olmadı. Kanguru hala elim ayağım. Dağhan yalnız gündüzleri değil geceleri de bana yapışık. Çoğu zaman üstümde uyuyakalıyor , yatağına bıraktıktan on dakika sonrada ağlıyor tekrar kucağıma almak zorunda kalıyorum. Baktım bu düzen değişmeyecek pes ettim. Bende artık nerde takılıyorsak o gece orada uyuyakalıyorum kucağımda bebeyle . Genelde bu çocukların odasına emzirme koltuğu diye koyduğum tekli koltukta oluyor. Gece uykusuna yattıktan sonra bir iki saat uyuyor önce ,şansımı deneyip yatağa gidiyorum bende . Ama sonra ne ara ağladı ne ara ben o tekli koltuğa gittim gecenin o kısmını hatırlamıyorum. Bir uyanıyorum ,hala karanlık ama saat sabahın yedisi , ve o karanlığa rağmen Dağhan artık gece olmadığını biliyor.
Hala evdeyim ve bu zamanı çocuklarla iyi vakit geçirerek harcamaya çalışıyorum .Bazen farklı bir iş yaptığımı düşünüyorum nasıl olurdu acaba diye .. Öğretmen bir arkadaşım var ,benim gibi iki oğlu var ama çocuklardan sonra işe dönmemiş . Onunla öğleden sonra kahvesini içip sohbetlenirken kreş açmaya karar verdik , akşam adamlara anlattık, onlarda bize bir hesap çıkardı ve proje aşamasında battık . Demek ki şimdilik hayalleri küçük tutucaz biraz.
Noyan bu hafta okula hiç gitmedi. Biraz öksürüyordu bende bahane ettim. Kendim için mi istedim kalmasını daha çok onun için mi bilmiyorum. Evde beraber vakit çok güzel ve çok çabuk geçiyor. bu hafta hamur yaptık evde sonra dağhan ve noyanın el izlerini çıkarttık . Bende boyadım. Saklarım üstüne tarih atıp ilerde bakarlar . Yeni yıl geliyor malum ağacı süsledik . Yavrum noel baba bekliyor günlerdir. Aslında o Can baba evladım. Noel baba yok. Ama şimdilik hayal dünyana bir balta biz sallamayalım.zaten büyümek ,ergenlik sakat işler. Hayallerin çoğunun hayal olarak kalmasına sebep olan birşey büyümek , o yüzden siz şimdilik noel baba nın geyiklerle gelip bizim apartmanın bacasından koca poposuyla girip olmayan şöminemizden hanemize tecavüz ediceğine ve çam ağacımızın altına sizler bütün yıl iyi birer velet olduğunuz ve her dediğimi yaptığınız için (traşşşş!) kutu kutu hediye bırakacağına inansanızda olur.
Bir daha ne zaman yazarım bloğa bilmiyorum. Günler o kadar karanlık başlıyor ki ..O yüzden şimdiden söyliyim. güle güle 2016 Dağhan'ı getirdiğin için teşekkür ederiz . Gider ayak ekonomik kriz çıkarttın bu hiç olmadı. Ve 2017 ..ikii biinn onn yediiiii.. Senle ilgili büyük umutlarımız büyük planlarımız var. Ama hepsinden önce nasıl geliyorsan ,nasıl geçeceksen sağlığımıza ve huzurumuza dokunmadan yap . Hoşgeldin elbette ...
Hala evdeyim ve bu zamanı çocuklarla iyi vakit geçirerek harcamaya çalışıyorum .Bazen farklı bir iş yaptığımı düşünüyorum nasıl olurdu acaba diye .. Öğretmen bir arkadaşım var ,benim gibi iki oğlu var ama çocuklardan sonra işe dönmemiş . Onunla öğleden sonra kahvesini içip sohbetlenirken kreş açmaya karar verdik , akşam adamlara anlattık, onlarda bize bir hesap çıkardı ve proje aşamasında battık . Demek ki şimdilik hayalleri küçük tutucaz biraz.
Noyan bu hafta okula hiç gitmedi. Biraz öksürüyordu bende bahane ettim. Kendim için mi istedim kalmasını daha çok onun için mi bilmiyorum. Evde beraber vakit çok güzel ve çok çabuk geçiyor. bu hafta hamur yaptık evde sonra dağhan ve noyanın el izlerini çıkarttık . Bende boyadım. Saklarım üstüne tarih atıp ilerde bakarlar . Yeni yıl geliyor malum ağacı süsledik . Yavrum noel baba bekliyor günlerdir. Aslında o Can baba evladım. Noel baba yok. Ama şimdilik hayal dünyana bir balta biz sallamayalım.zaten büyümek ,ergenlik sakat işler. Hayallerin çoğunun hayal olarak kalmasına sebep olan birşey büyümek , o yüzden siz şimdilik noel baba nın geyiklerle gelip bizim apartmanın bacasından koca poposuyla girip olmayan şöminemizden hanemize tecavüz ediceğine ve çam ağacımızın altına sizler bütün yıl iyi birer velet olduğunuz ve her dediğimi yaptığınız için (traşşşş!) kutu kutu hediye bırakacağına inansanızda olur.
Bir daha ne zaman yazarım bloğa bilmiyorum. Günler o kadar karanlık başlıyor ki ..O yüzden şimdiden söyliyim. güle güle 2016 Dağhan'ı getirdiğin için teşekkür ederiz . Gider ayak ekonomik kriz çıkarttın bu hiç olmadı. Ve 2017 ..ikii biinn onn yediiiii.. Senle ilgili büyük umutlarımız büyük planlarımız var. Ama hepsinden önce nasıl geliyorsan ,nasıl geçeceksen sağlığımıza ve huzurumuza dokunmadan yap . Hoşgeldin elbette ...
5 Ağustos 2016 Cuma
itiraf ediyorum ,deliyim.
Tamam ulan! siz kazandınız ,itiraf ediyorum her zaman etmem bak; çok zor iki çocuklu anne olmak . Gecenin yarısı olmuş tarih değişmiş , evi daha yeni toplamışım o da yarım yamalak , oturmuşum itiraf ediyorum. Daha ne istiyorsunuz ? İki çocukla markette alış veriş yaparken yanımdan cık cıklayarak geçen teyzeler, çocukları bahçeye indirdiğimde gizli gizli beni izleyen komşu teyzeler ,markette , çarşıda pazarda cıkcıklayanlar ve iş arkadaşlarım ve ey ahaaaaliiii size sesleniyorum . İtiraf ediyorum ; iki çocuk çılgınlık ,delilik. Ama çok güzel bu delilik be! Gene olsa gene yaparım. Hoşgelmişler Evet saçlarımı boyatmam gerek ama vaktim yok , belki birazda modayı takip etmem gerek pek rüküş ve bakımsızım . Ama biliyor musunuz ? Noyan üç yaşını bitirdi , geçen gün gözlerime bakıp '-annecim sen çok güzelsin ,prensessin sen. ' dedi . Şimdi siz bana deli deseniz , çirkin bakımsız olduğumu düşünseniz kaç yazar . Bir kere buraların prensesiyim ben! Dağhan dört aylık oldu nerdeyse, yattığı yerden dönerek bir yerlere gitmeye çalışıyor , öyle güzel gülüyor ki bana , artık beni tanıyor ve aramızda kalsın ama sanırım o da prenses olduğumu düşünüyor . Ayrıca daha öncesinde ninja kaplumbağ ve örümcek adam olmuşluğumda var.
Bekarlar , çocuksuz evli çiftler pek takılmak istemiyor zaten bizimle. Sanki gizliden gizliye bir deli anneler klanımız var .Çocukları sokakta oynamaya çıkarırken deve yükükle eşya alıyoruz yanımıza. Çadır kurmuşluğumuz var sitenin bahçesine . Bir annenin deliliği iki çocukla beraber yük taşıma kapasitesinin artışı ile doğru orantılı olarak artar zaten . Bunu yapamıyorsanız bir asansöre kaç anne ve çocuk aynı anda sığabilir testini yaparak kendinizi değerlendirebilirsiniz. Ama bizi değerlendirmeyin artık deliyiz ,meliyiz ama memnunuz halimizden. Bu dünya bizimle daha mutlu ,daha güzel bir yer. Dünyaya bizim gibi deliler lazım.
Bu gece sinema gecesi yapalım dedik, köpekbalığı hikayesini izledik mesela .(sanırım 20. kez ama hala çok komik) Sabah erkenden uyanıcaz ,birlikte kahvaltımızı hazırlıycaz. Belki noyanla birşeyler pişiririz . Sonrada tımarhanemizde bir sürü oyun oynıycaz. Bahçeye inip yarış yapıcaz. Dağhanı güldürmek için komik suratlar deniycez. Dışarda çişimiz geldiğinde koşa koşa tuvalet bulmaya çalışıcaz. Belki uyumadan önce değişik bir şey izleyelim der Köpekbalığı hikayesini izleriz yine . Ne de olsa biz biraz deliyiz. Bu arada yarın kralımızla evlilik yıldönümümüz. Bugün telefonla konuşurken '-yarın bir planın var mı aşkım?' dedim , '-yoo ne planı ? ' dedi. Geçen yıl ikimiz birden unutmuştuk. Bu yıl kaçırmadık . Belki yarın çocukları uyuttuktan sonra kralla bir fırsatımız olurda beraber uyuyakalırız .
Sevgilim Kralım , bu yazıyı okuyorsan ve bugün ve öncesinde yeteri kadar söyleyemediysem, unuttuysam şimdi söylemek isterim ki çok seviyorum seni. İyi ki birlikte delirmişiz , seviyorum çılgın hayatımızı . Yaşasın hunili ebeveynler : )...
Etiketler:
anne,
deli,
evcil hayvan,
iki çocuk,
iki erkek annesi,
ninja tırtıls
6 Temmuz 2016 Çarşamba
ı ve i bayramlar
Buyursunlar efendim. Bayram gelmiş . Dokuz gün ma aile huzur. Kimseden ücret talep edimiyor .Mutfak açık büfe. Ne isterlerse pişirmeye çalışıyorum. Onlar anlamıyorlar ama bayramlık kıyafetleri aldık . Eski bayramları bilmeselerde biz özlem duyduğumuz gibi bayramlar vermeye çalışıyoruz. Saçtık oyuncaklarımızı .işimiz gec toplayıp sabahına yine dağıtmak. Hergün sıcak poğaçamız çıkıyor mutfakta. Sabah gözlerimizi açar açmaz oyuna başlıyoruz. Noyan superman oluyor ben batman'im dağhanda robin . Çok büyük eğlence balkondan attığımız oyuncakları aşağı inip kurtarıyoruz birlikte. İzmir gotham city bize emanet . Yorulunca öğlen uykumuza yatıyoruz birlikte. Biz uyurken sihirli , gizemli bir güç mutfakta çalışıyor. O gizemli güç benim . Ama hikayede bu özelliğimi gizli tutuyorum. Uyanıp bir bakıyoruz ,o da ne.? Limonlu kek ,ton balığı salatası , meyve kokteyli . Burası çok sıcak ama keyfimiz yerinde , apartmana bakıyorum şöyle ..çoğu komşu bir yerlere gitmiş.kapılar kapalı ,perdeler çekili .. Bugün duydum ki çeşme otobanında trafik sıkışıkmış, ama haberlerde istanbul'da her yön akıcı . Demek ki soluğu bu tarafta almış millet. Geçen yıl bayram biz de Edirne'ye gitmiştk, dönüşte Aliağa'dan izmir'e üç saatte gelmiştik. Noyan çıldırmıştı arabada ,benimde burnumdan gelmişti. Bu yıl bayram pek huzurlu geldi geçen yılın üstüne. ehir boşalmış , herkes plajlarda .Çocukları uyutup uzatmışım ayaklarımı ohh mis..
ama gene de klasikleşmeden edemiycem.. Nerde o eski bayramlar ? İlerde anlatıcaz artık biz küçükken bayramlarda kapı kapı gezerdik , şeker toplardık , hatta mendile sarılı para verirlerdi. Akşamda arkadaşlarla buluşup günün ekonomisini (kim kaç para toplamış, kimin hisseleri yükselişte , parayı nereye yatırıcaz? ) tartışırdık. Birde televizyonda her bayram Barış abi yi görürdük. Velhasıl iyi bayramlar herkese ..
ama gene de klasikleşmeden edemiycem.. Nerde o eski bayramlar ? İlerde anlatıcaz artık biz küçükken bayramlarda kapı kapı gezerdik , şeker toplardık , hatta mendile sarılı para verirlerdi. Akşamda arkadaşlarla buluşup günün ekonomisini (kim kaç para toplamış, kimin hisseleri yükselişte , parayı nereye yatırıcaz? ) tartışırdık. Birde televizyonda her bayram Barış abi yi görürdük. Velhasıl iyi bayramlar herkese ..
27 Haziran 2016 Pazartesi
Evlerin en büyük çocukları: Babalar kuramsalı
Sözüm meclisten dışarı , doğurmamış emzirmemiş ama annelik görevi yapan babalarda tanıyorum.Ama bizimkinin hayat felsefesi 'bir şeyi yapabildiğini gösterirsen , o işi sana kilitlerler' .
Herkes bilir severek evlendim, ben almasam başkası alırdı. Ya benimsin ya da benim olmazsın ama ben çok üzülürüm dedim hatta adama evlenme teklif ettim. Çoraplarını fırlatışını sevdiğim tembel sevgilim bu satırları okursan aklından lütfen geçir portakalda vitamin bile değilken nerelere geldik . Bugüne bugün sekiz yıldır evliyiz. Sana benzeyen ne hikmetse kimsenin bana pek te benzetemediği yavrularımız bile oldu. Hayır bence bana daha çok benziyorlar da neyse şimdi konumuz bu değil.
Evde olmayı , anne olmayı ve eşin olmayı çok seven bir kadın olarak söylüyorum;
Biliyorum sen her sabah işe gidip alın terinle ailemizi geçindirmek yavrulara daha çok oyuncak alabilmek için çalışıyorsun. Bende havuzun başında renkli meyve kokteylimi yudumlayarak senin için daha bronz bir tene kavuşmaya çalışıyorum .Bazı günler kuaföre gidip saçlarımı yaptırıyorum ,kuaförde beklemek çok sıkıcı ,o kadar çok kadın kuaföre gidiyor ki , orda olmak çok yorucu sevgilim .manikürümde hemen bozuluyor . Yemek yapmayı çok seviyorum ama aşçımız saolsun mutfak işlerine hiç karıştırmıyor ,mutfak alışverişi temizliği , karnımızı doyuran o sanatsal tadlar hep onun eseri . Çocukların bakıcıları desen hiç kusuru yok, boğaz tokluğuna çalışıyor .Hem eğitici oyunlar oynatıyor hemde daha neler yapabilir diye araştırıyor . Hiç yorulmayan enerjik bir kadın . Maşallahı var . Özel doktorumuz içinde teşekkür ederim sivrisinek ısırığı ile bile ilgileniyor. Öpücükle iyileştiren tatlı bir kadın . Çocukların derdi bitmez biliyorsun ama bu özel doktor ve hemşire harikalar , sanki hiç hasta olmuyor hiç başları bile ağrımıyor gibi hep enerjileri yerinde ..Gece gündüz demeden hem de .. Terminatör mübarekler ..temizlik için gelen hanımda harika . oyuncakları organize topluyor , arabalar bir kutuda robotlar bir sepette . Aslında düşünüyorumda sana özel olarak bakıcak birinide mi işe alsak ? Her haftasonu hastalanıyorsun (dalmaya gitmediğin günler ve arkadaşlarınla çıkmadığın geceler dışında) ,.Bünyen iyice zayıfladı . Burnun aksa yatak döşek yatıyorsun ,ya regl olsaydın her ay ..Şu saydığım işleri yapan arkadaşlarda sihirli bir şekilde sana görünmeden eve girip çıkıyor değiller hani. hepsini ben yapıyorum. şoförde benim ,aşçıda benim ,doktorda benim , hemşirede benim ,çocuk bakıcısı da benim. Bu kadar iş yetmezmiş gibi haftasonları da senin kaybolan eşyalarınla ilgilenmek için özel bir yetenek gerekiyor. Kuaföre ancak karşılaştığım on kişiden dokuzu beyazların çıkmış dediğinde gidiyorum. Manikür pedikürde en son ne zaman yaptırdım bilmem zaten üçü beşi geçmez heralde hayatım boyunca . Ben zaten oje sürsem kuruyana kadar iş listem uzar alır başını gider ,o ojede heryere bulaşır . Annelik öyle toz pembe değil ,zor iş yani . Arada bir çöpü çıkarsan o bile çok makbule geçicek.
Çünkü ;
-ben çok uzun zamandır deliksiz uyku uyumadım .
-bazı günler duş alıcak vaktim olmuyor hatta kokuyorum
-tuvalete uzun zamandır yalnız girmedim
-uzun zamandır ilk defa bu ay kendime kıyafet aldım , çünkü mevcut giysilere sığmıyorum . aldıklarımı da deneyerek almadım , çocuklarla alışveriş zor ama emin ol imkansız değil.
-güzel elbiseler , topuklu ayakkabı giyme , makyaj yapma bakımlı olma özlemim var ancak vaktim yok.
-takip ettiğim bir dizi yok ,sinemaya zaten gidemem de televizyonda bile bir filmi baştan sona izleyecek vaktim yok .
-çay ,kahve yemek sıcak yiyip içemiyorum.
Çünkü ;
-ben çok uzun zamandır deliksiz uyku uyumadım .
-bazı günler duş alıcak vaktim olmuyor hatta kokuyorum
-tuvalete uzun zamandır yalnız girmedim
-uzun zamandır ilk defa bu ay kendime kıyafet aldım , çünkü mevcut giysilere sığmıyorum . aldıklarımı da deneyerek almadım , çocuklarla alışveriş zor ama emin ol imkansız değil.
-güzel elbiseler , topuklu ayakkabı giyme , makyaj yapma bakımlı olma özlemim var ancak vaktim yok.
-takip ettiğim bir dizi yok ,sinemaya zaten gidemem de televizyonda bile bir filmi baştan sona izleyecek vaktim yok .
-çay ,kahve yemek sıcak yiyip içemiyorum.
-arkadaşlarımla başbaşa dışarı çıkamıyorum ,dışarı zor çıkıyorum hatta .
-emin ol hobilerim yemek yapmak ,ev toplamak değil ,ancak şikayetçide değilim.
-sevişmeyi sevilmeyi seninle sohbet etmeyi senin kadar bende istiyorum . Ben de seni özlüyorum.
Lütfen bunları okuduğunda anneye kızma ,bozulma ,evin en büyük çocuğu olma ..sadece anneyi öp ,sev ve çöpü çıkar .
-emin ol hobilerim yemek yapmak ,ev toplamak değil ,ancak şikayetçide değilim.
-sevişmeyi sevilmeyi seninle sohbet etmeyi senin kadar bende istiyorum . Ben de seni özlüyorum.
Lütfen bunları okuduğunda anneye kızma ,bozulma ,evin en büyük çocuğu olma ..sadece anneyi öp ,sev ve çöpü çıkar .
23 Haziran 2016 Perşembe
lets do some catch up! (hadi şu kaçırdığımız zamanı yakalayalım.)
Bugün dedim ki alıcam laptop u elime.. minicik bir vakit bulayım yapıcam bunu ,nitekim aldımda , üzerinde bir parmak toz birikmiş belki içeride bir yerlerde sevimli minik bir örümcek bile yaşamaya başlamıştır. O kadar uzun süre oldu ki belki örümcek köy kurmuştur hadi o kadar değilse bile aileyi genişletmiştir kesin. Tıpkı benim gibi :)...
2015 -2016 yılbaşı gecesi ..
Bloğa en son mart ayında uğramışım bir yıldan fazla olmuş yazmayalı halbuki kendime söz vermiştim daha sık yazıcam ilgilenicem bu bloğa ihtiyacım var , belki ihtiyacı olan başkalarıda var diye . Kaldığımız yerden devam edelim artık. En son geçen mart ayında ki halimi hatırlamaya çalışıyım. Sosyal hayat :sıfır , takip edilen tv dizisi : yok iş hayatı: berbat ;geç kalıp erken çıkmaya çalışıyorum ,herkes benden nefret ediyor . Yaz tatili planı : eşimin ailesini kavurucu bayram sıcağında ziyaret etmek ,yol dokuz saat , iki buçuk yaşındaki oğlanın arabada tahammül süresi 2 saatten az . Burdan bağlayabilirim artık temmuz ayında Edirne'ye gittik ,arabanın içinde boş koltukarda bile eşya vardı . Yolda sık sık mola verdik. Hiçbiri outlet molası değildi. Oysa ne kadar çok isterdim bulana bulana bir alışveriş yapıyım . Biz o tatile üç kişi çıktık sanıyorduk ama meğer arabada kaçak yolcu varmış. Tatil dönüşü işe başladığımda farkettim değişik birşeyler olduğunu .Kan verdim , sonucu aldığımda üzerimde ameliyat önlükleri vardı. Ellerimde steril eldivenler , kanlı ..Eşim gelip Beta hcg 200 dedi adama sarılamadım bile .İstiyor muydum bu çocuğu ? EVET ! Planlamış mıydım? EVET Şaşırmış mıydım ? ona da EVET . Çünkü planlasanda hani ünlüler diyor ya her sahneye çıktığımda heyecanlanıyorum hah annelerde öyle heyecanlanıyor işte . Yani sevgili beni ben yapan fanlarım takipçilerim buralarda ben yokken bizim aile genişledi , dört kişi oldu. Ben de büyüdüm tabi , epey büyüdüm , kalıbıma sığmıyorum , pantolonlar dar , t shirtler sımsıkı geliyor üstüme .
Dördüncü gebelik , ikinci çocuk ,moralimi hiç bozmıycam, herşey çok kolay olucak dedim kendime .Koşturucam , yediklerime dikkat edicem , doğum çok kolay olucak .İlk doğumum çok kolaydı ya hapşırınca çıkıcak bu dedim .Çok kısa sürücek sancım gelir gelmez hastaneye gidicem dedim. Herşey çok kolay olmadı , koşturamadım , düşük riski yüzünden 2 kez rapor almak zorunda kaldım . Yediklerime dikkat eh hadi ettim deyelim bu sefer otuz kilo almadım en azından . Doğum çok zor geçti . Nerdeyse içeride ne varsa ameliyatla alıcaklardı çünkü kanamam oldu. Bi de ıkınmaktan rektal prolapsus . İlk defa hayatımda kan transfüzyonu verdiler . Neyse toparladım çokta iyiyim şimdi , tekrar istersem çocuk yapmaya yetecek malzeme hala içerde duruyor en azından . üzerine oturduğum ve güvendiğim parçamda normale döndü. Multipar ,beş dakkada çıkar diye düşünürüz ya çıkmadı velet. bir buçuk gün sürdü sancı. Ve Alp Dağhan geldi.. Hoşgeldin..
Bloğa en son mart ayında uğramışım bir yıldan fazla olmuş yazmayalı halbuki kendime söz vermiştim daha sık yazıcam ilgilenicem bu bloğa ihtiyacım var , belki ihtiyacı olan başkalarıda var diye . Kaldığımız yerden devam edelim artık. En son geçen mart ayında ki halimi hatırlamaya çalışıyım. Sosyal hayat :sıfır , takip edilen tv dizisi : yok iş hayatı: berbat ;geç kalıp erken çıkmaya çalışıyorum ,herkes benden nefret ediyor . Yaz tatili planı : eşimin ailesini kavurucu bayram sıcağında ziyaret etmek ,yol dokuz saat , iki buçuk yaşındaki oğlanın arabada tahammül süresi 2 saatten az . Burdan bağlayabilirim artık temmuz ayında Edirne'ye gittik ,arabanın içinde boş koltukarda bile eşya vardı . Yolda sık sık mola verdik. Hiçbiri outlet molası değildi. Oysa ne kadar çok isterdim bulana bulana bir alışveriş yapıyım . Biz o tatile üç kişi çıktık sanıyorduk ama meğer arabada kaçak yolcu varmış. Tatil dönüşü işe başladığımda farkettim değişik birşeyler olduğunu .Kan verdim , sonucu aldığımda üzerimde ameliyat önlükleri vardı. Ellerimde steril eldivenler , kanlı ..Eşim gelip Beta hcg 200 dedi adama sarılamadım bile .İstiyor muydum bu çocuğu ? EVET ! Planlamış mıydım? EVET Şaşırmış mıydım ? ona da EVET . Çünkü planlasanda hani ünlüler diyor ya her sahneye çıktığımda heyecanlanıyorum hah annelerde öyle heyecanlanıyor işte . Yani sevgili beni ben yapan fanlarım takipçilerim buralarda ben yokken bizim aile genişledi , dört kişi oldu. Ben de büyüdüm tabi , epey büyüdüm , kalıbıma sığmıyorum , pantolonlar dar , t shirtler sımsıkı geliyor üstüme .
Dördüncü gebelik , ikinci çocuk ,moralimi hiç bozmıycam, herşey çok kolay olucak dedim kendime .Koşturucam , yediklerime dikkat edicem , doğum çok kolay olucak .İlk doğumum çok kolaydı ya hapşırınca çıkıcak bu dedim .Çok kısa sürücek sancım gelir gelmez hastaneye gidicem dedim. Herşey çok kolay olmadı , koşturamadım , düşük riski yüzünden 2 kez rapor almak zorunda kaldım . Yediklerime dikkat eh hadi ettim deyelim bu sefer otuz kilo almadım en azından . Doğum çok zor geçti . Nerdeyse içeride ne varsa ameliyatla alıcaklardı çünkü kanamam oldu. Bi de ıkınmaktan rektal prolapsus . İlk defa hayatımda kan transfüzyonu verdiler . Neyse toparladım çokta iyiyim şimdi , tekrar istersem çocuk yapmaya yetecek malzeme hala içerde duruyor en azından . üzerine oturduğum ve güvendiğim parçamda normale döndü. Multipar ,beş dakkada çıkar diye düşünürüz ya çıkmadı velet. bir buçuk gün sürdü sancı. Ve Alp Dağhan geldi.. Hoşgeldin..
4 Mart 2015 Çarşamba
Minik Canavarların Mektupları -vol 1
Dostluklar önemlidir ..üstünden ne kadar uzun zaman geçerse dahada kıymetlenir. Çocukluk arkadaşlıklarıysa tadından yenmez . Bakkal amcanın camını beraber indirmişsin , topunu patlatan komşunun lastiklerinden topun intikamını beraber almışsın . Benim oğlan 19 aylık , ama taaa önceden daha içerdeyken tanıştığı bir dostu var. (Bunlar 9 ay içerde yattılar ya o zaman beri tanışıklıkları var .) Pek iyi bir çocuk pek sevimli , akıllı .. bizde annesiyle arkadaşız , hem hamarat hem hoş hem yetenekli bir annesi var . . Sizden iyi olmasın annesiyle çılgın mutfak projelerimiz oluyor . Bizden habersiz mektuplaşmaya başlamış keratalar ..dayanamadık .. Çaktırmadan okuduk : )...
Sevgili Noyan,
Biliyorsun, birbirimizi daha küçücük birer “kesecikken”den beri tanıyoruz. Ben senin fırlama birşey olacağını biliyordum, bakışlarını hiç tutmamıştım, ama galiba anneminanlattıklarına bakılırsa ben de senden farklı değilmişim. Aslında ben sorunun bizde olmadığını düşünüyorum. Mesela annem, bütün günnereye gidiyorsa, geziyor geziyor, sonra tam O’nu göreceğim saatte beni karanlık birodaya alıp, sersemletene kadar sallıyor. Tabii ben de altında kalır mıyım? Evet, yorgundüşüp uyuyorum, ama saatine kalmadan kalkıyor, “anneee, emmmee” diye bağırıyorum.Kalkıyor çaresiz, öyle hızla yatişiyor ki. Anladığım kadarıyla o saatlerde bu tonda ses pekçekilmiyor. Ben de sıcak süt ve ılık bir tene kavuşmanın zevki için gece boyunca devam ediyorum tabii ! Çok eğlenceli olduğu kesin.Herşey yolunda gibi duruyor böyle bakınca ama bizimkinin zaman zaman bi tipikayıyor, gürültülü sesler çıkararak evdekilere bağırıyor. Korkmuyorum desem yalan olur,öyle çirkin birşeye dönüşüyor ki, şaşarsın. Neyse lafı uzatmadan sana söyleyeceklerime geçeyim. Ben bir karar aldım,ikimizde bizim için koşturup duran, dünyadaki meleklerimize sahip çıkalım. Bu baba ya dasen belki “daddy” diyorsun ya, hah işte onları ben biraz ilgisiz buluyorum. Sanki bukadınlara pek yardım etmiyorlar gibi, iş başa düştü kardeşim!
Bundan böyle;
-yemeklerimizi iyi yiyelim,
-uyanınca ağlamayalım,
-koltuk tepelerine çıkmayalım (ya da alçak olanları tercih edelim),
-çikolata gibi fazla bulaşan şeyleri yerlere sürmeyelim (ki benimki fenabozuluyor)
-son olarak “güzel uyuyalım”.bu pijamayı sana bir “milat” olsun diye aldım.PÖ (pijamadan önce), PS (pijamadan sonra).Ya da BP (before …) aman bu uzatma da annemden genetik gibi. Ne bileyim, giderek benziyoruz galiba.Kardeşim, seni seviorum! Haberleşelim sık sık. Hatta mektup arkadaşım olurmusun?
Efe
Iki gündür benimkiler hep evdeydi ,
evde bu kadar durup uyuyuo uyanınca toplama kampına gidiyoruz hep
. Sanırım gene zorla giydirilip arabaya bağlanmam yakın. Ama
gönderdiğin pijamaları giydim dostum. Belki sabah bu
yakışıklılığıma dayanamayıp kaldırmazlar beni. Bide annemde
evde kalır ohhh tadından yenmez. Öpüyorum şimdilik dostum. Ilık
süt içtim uyku yaptı meret gözlerim kapanıyor. Bir ara buluşup
kızlara gidelim : )....
Sevgili Noyan,
Biliyorsun, birbirimizi daha küçücük birer “kesecikken”den beri tanıyoruz. Ben senin fırlama birşey olacağını biliyordum, bakışlarını hiç tutmamıştım, ama galiba anneminanlattıklarına bakılırsa ben de senden farklı değilmişim. Aslında ben sorunun bizde olmadığını düşünüyorum. Mesela annem, bütün günnereye gidiyorsa, geziyor geziyor, sonra tam O’nu göreceğim saatte beni karanlık birodaya alıp, sersemletene kadar sallıyor. Tabii ben de altında kalır mıyım? Evet, yorgundüşüp uyuyorum, ama saatine kalmadan kalkıyor, “anneee, emmmee” diye bağırıyorum.Kalkıyor çaresiz, öyle hızla yatişiyor ki. Anladığım kadarıyla o saatlerde bu tonda ses pekçekilmiyor. Ben de sıcak süt ve ılık bir tene kavuşmanın zevki için gece boyunca devam ediyorum tabii ! Çok eğlenceli olduğu kesin.Herşey yolunda gibi duruyor böyle bakınca ama bizimkinin zaman zaman bi tipikayıyor, gürültülü sesler çıkararak evdekilere bağırıyor. Korkmuyorum desem yalan olur,öyle çirkin birşeye dönüşüyor ki, şaşarsın. Neyse lafı uzatmadan sana söyleyeceklerime geçeyim. Ben bir karar aldım,ikimizde bizim için koşturup duran, dünyadaki meleklerimize sahip çıkalım. Bu baba ya dasen belki “daddy” diyorsun ya, hah işte onları ben biraz ilgisiz buluyorum. Sanki bukadınlara pek yardım etmiyorlar gibi, iş başa düştü kardeşim!Bundan böyle;
-yemeklerimizi iyi yiyelim,
-uyanınca ağlamayalım,
-koltuk tepelerine çıkmayalım (ya da alçak olanları tercih edelim),
-çikolata gibi fazla bulaşan şeyleri yerlere sürmeyelim (ki benimki fenabozuluyor)
-son olarak “güzel uyuyalım”.bu pijamayı sana bir “milat” olsun diye aldım.PÖ (pijamadan önce), PS (pijamadan sonra).Ya da BP (before …) aman bu uzatma da annemden genetik gibi. Ne bileyim, giderek benziyoruz galiba.Kardeşim, seni seviorum! Haberleşelim sık sık. Hatta mektup arkadaşım olurmusun?
Efe
Dostum Efe ,
Mektubunu alınca çok heyecanlandım.
İlk defa biri bana mektup yolladı. Umarım buda senin için ilk
olur .Nede olsa sen benim en eski arkadaşımsın. Anlamadan çok şey
paylaştık bu dünyada ..annelerimiz dünyayı beraber yerken .. bir
dünya gibi göründükleri zamanlardan bahsediyorum. Bu arada annem
mektubumu herkeslere okudu. Şimdiden özel hayat diye birşey
kalmadı.Bende seni ilk gördüğümde adama bak ya amma dayılanıyor
dediydim ama tanıdıkça harbi delikanlı oldugunu anladım dostum.
Benimde seninle benzer endişelerim var
malesef.Hem de daha kötü!! Annem beni her sabah bir sürü çocuğun
olduğu bir yere bırakıyor. Böyle toplama kampı gibi birşey.
Günde iki kere sallanarak sersemletilip zorla uyutuluyorum ,bazen
ninni denen berbat bi müzik koyuyolar ,tam da oyunun en tatlı
yerinde uyku vakti falan diyorlar. Uykunun vaktimi olurmuş canım.
Bu büyükler çıldırmış olmalı.Akşam beni almaya geldiklerinde
onları gördüğüme çok seviniyorum ama arabaya bindiğimizde
bağlıyorlar beni . Sevdiklerini bilmesem işkence ediyorlar
diyicem..inanmazsın yeşil ot gibi birşey yedirmeye çalıştılar
kusucaktım. Neyseki kollarımı çözmeyi öğrendim. Arada
tehlikeli hareketler yapıyorum ki gözlerini üzerimden
ayırmasınlar. Bide belki cayarlar da ertesi sabah buraya
gelmeyiz.Beni bıraktıkları yerin önünde garip bir bina var
,adını okuyamıyorum ama sürekli büyük tahta konserve kutuları
bir arabaya yüklüyorlar sonrada araba uzaklaşıyor. Bir tür
fabrika olduğunu düşünüyorum. Toplama kampında bana noyiş
diyorlar. Evde bir iki sefer denedim babiş ,anniş falan demeyi .
Güldüler bana . Maymun muyum ben?
Annem iyi kadın ama biraz garip. Benle
başka bir dilde konuşuyor. Hemde öyle çok konuşuyor ki benide
geveze yaptı. Başkaları varken şunu de bunu de diyor inadıma
ağzımı açmıyorum. Bide beraber yaşadığımız baba denen adam
var. Ya iyi adam hoş adam da çabuk yoruluyor dostum. Bide annemi
öpmeye sarılmaya falan çalışıyor bazen gıcık oluyorum. Neyse
ki şimdilik çözdüm sorunu. Annem benle yatıyor. Bir iki sefer
babam hadi odasına koyalım şunu eylemi gerçekleştirdi ama öyle
bir terör estirdim ki kendi yatırdı beni annemin koynuna.. haha
deveden büyük fil var abicim. Anneler bizimdir bizim kalacak!
Arada ayarı kaçıyor benimkininde ama
kabul etmek lazım çabuk topluyorlar. Baba gibi tırt değiller.
Babalar sözlü katılımcı olmalı. Şunu yapcaz bunu yapcaz deyip
uyuyan tipler. Amannn bana ne! Uyusun! Anneme fazla sokulmasında .
Gece sık sık uyanıp kontrol ediyorum ben. Huzur bırakmadı
sakallı bende..Sevdiğim yanlarıda var adamın. Ağlayınca
susturmak için cep telefonunu veriyor , çulukata veriyor ,çolokata
ay neydi ya .. çokta seviyorum yemeyi şu kahverengi tatlı şey
..Herneyse ..bide suyla oynamayı çok seviyor. Hayalimi
gerçekleştirdi geçen gün salonda bi sürü su dolu kutu vardı.
Doya doya oynadım heryeri ıslattım. Su çok eğlenceli broooo!
Evde ipad diye bir şey buldum. Büyük
oyuncagı ama gece rüyalarıma giriyor. Süper bişi. Böyle
hipnotize olup bi sürü video izleyebiliyorsun. Çok iyi müzikler
var finger family diye bi grup var mesela son zamanlarda favorim.
Birde klasiklerden wheels on the bus dinliyorum.
Iki gündür benimkiler hep evdeydi ,
evde bu kadar durup uyuyuo uyanınca toplama kampına gidiyoruz hep
. Sanırım gene zorla giydirilip arabaya bağlanmam yakın. Ama
gönderdiğin pijamaları giydim dostum. Belki sabah bu
yakışıklılığıma dayanamayıp kaldırmazlar beni. Bide annemde
evde kalır ohhh tadından yenmez. Öpüyorum şimdilik dostum. Ilık
süt içtim uyku yaptı meret gözlerim kapanıyor. Bir ara buluşup
kızlara gidelim : )....
Noyan
29 Kasım 2014 Cumartesi
deneysel cumartesi
Bir cuma gecesi noyanı uyuturken
en son hastane formamla uyuya kaldıktan sonra bir deney yapmaya
karar verdim. Haftasonu bir gün boyunca hiç oturmazsam sadece evin
işlerini yaparsam(çocuğada aynı anda bakarken yapıcam bunları )
yatağa gitmeden önce şöyle bir evime baktığımda acaba evi
toplu görebilir miyim diye düşündüm. Takip eden cumartesi
deneyimi gerçekleştirdim. Noyan bana biraz kredi verdi ve sabah 8
buçukta uyandı. Önceden dağıtılmış olan salondaki masada
kahvaltı edicek kadar yer açıp kahvaltıyı hazırladım. Hatta
ekmek pişirdik oğlumla . Baba ayıyı uykusu bitmeden uyandırmadık
( sonra aksi oluyor). Darmaduman salonumuzda harika bir kahvaltı
ettik . Babaya aile filmi izlesin (nat geo wild-aslanlar belgeseli)
diye kumandayı verip salondaki koltuğuna yerleştirdik (en kolayı
buydu) Ortalığı noyanın dağıtma hızından biraz daha hızlı
toplamayı başardım. Arada da çamaşır makinasına sürekli
birşeyler doldurdum. 12 gibi noyanın uykusu geldi, önce elektrik
süpürgesini çalıştırdım sonra noyanı uyuttum zaten bayılıyor
hala saç kurutma makinası ,elektrik süpürgesi sesine .. Böylece
o uyurken evi süpürdüm. (bu hareketimi dahice buldum) Uyandıgında
yerleri silmem imkansız olduğu için (çünkü noyan kovadaki
deterjanı suyu oyun sanıyor) hızla yerleride sildim. Uykuya
daldıktan bir süre sonra hareket ettiğinde ona dokunmazsam ya da
sallamazsam uyanıcağı için bundan sonraki görev planımı onun
uyudugu yerde yapılıcak işlerden seçtim. Çamaşırları katlama
gibi..
Uyandıktan sonra yemek yedirdim . Öğleden sonra 3 gibi
babayı uyandırmayı denedik, ben uykumu alamayınca kötü
oluyorum dedi , aralarda gözünü aralayıp naptığımıza bakmak
suretiyle şekerlemelerine devam etti. Bu arada akşam öğünü
atıştırmalıklar falan derken mutfak yeniden dağıldı. Salonu
zaten noyan halletti. Koltukta zaten sürekli bir yatak var. Yani
arkadaşlar , topuklarım ağrıyor , çocuğu zaten zor uyuttum
..bu deneyde kullanılan deneğin yani benim azmim ve çabama rağmen
uyumadan önce evi toplu görseninizde bunu rutine dönüştürmek
çok mümkün görünmüyor. Boşverin de zaten.. Çocuğunuza
vakit ayırıp onunla oynayın , yerlerde yuvarlanın
..Tırmanışlarına , camda ellerinin izini çıkarmasına destek
olun . En keyiflisi böyle çünkü :)...
25 Ekim 2014 Cumartesi
evin hali..
Ne yazsam ne yazsam diye düşündüm
durdum , aslında aklımda paylaşıcak çok şey vardı. Aralıksız
3 saat uyuyabildiğim gecelerin sabahında yeni oyun fikirleri
bile bulabiliyorum . Ancak şu an öyle yorgunum ki aklıma hiç
bir şey gelmedi bende salonun son halini fotografiklerle paylaşmak
istedim.
baba yorgun : )....
3 Ekim 2014 Cuma
işe dönüş -kürkçü dükkanına dönüş-çalışan anne
O günün geleceğini biliyordum ,
devam etmem gereken bir kariyerim vardı vakit yaklaşıyordu. Hala
evde olduğum o son dönem her günü o dönüş gününün
yaklaştığını kendime unutturarak başladım. Çünkü oğlumla
geçiriceğim her anın kusursuz , onun için de süper mega
eğlenceli olmasını istiyordum. Sabahım ilk ışıklarında full
enerjiyle uyanan oğlum ben daha gözlerimi açmaya uğraşırken
evin içinde koşturmaya başlıyordu. İlk uyku molasında ancak
kahve içebiliyor , şanslıysam birşeyler yiyebiliyordum. Uykusu
öyle hafif ki çıt sesinden hareketlenmeye başlıyordu yattığı
yerde .. bende yanından ayrılamıyordum öyle olunca ..her gece
yattığımda ben işe dönünce nasıl bir düzen kurucağımızı
düşünüyordum zaten delik deşik olan uykum iyice kalitesiz bir
hal aldı. Mütemadiyen araştırma yapıyordum. Bakıcı , kreş ?
Hem bakıcı hem kreş ?? ne bakıcı ne kreş..?!! otur evinde bak
çocuğuna diyen bir içgüdü ,şimdiye kadar o kadar dirsek
çürüttün böyle evde oturmaya devam edemezsin diyen bir beyin ,
uykusuzluğun dibinde hala herşeyi yetiştirmeye çalışan bir
beden ..bunun yanında pırıl pırıl bana bakan bir çift zeytin
göz , boynuma dolanna minik eller ..Ah hem kafa hem gönül
karışıklığı .. Annelik deliliğin bir sınıfı zaten .
Ben hiç istemedim kreşe gitmesini üç
yaşına kadar ..bilimseliz ya onca makale okudum. Kreşe gidicek
çocuğun hazır olduğunu en iyi şöyle anlarsınız böyle
anlarsınız bir ton hikaye .. çocuk evde büyür diyen ikinci bir
ton hikaye .. Esası şudur ; bir çocuğa annesinden daha iyi
bakıcak başka kimse yoktur ancak annenin çalışmak zorunda olması
çocuğuna artık bakmıyacağı anlamınada gelmez. Anne işe gider
yorulur gelir eve annelik görevine devam eder. Ayrıldığımız
ilk günlerdeki suçluluk duygusunu aştıktan ve noyanın mutlu
olduğunu gördükten sonra en sonunda devreye giren beynim ve hala
iyi bir anne olduğum gerçeğini burnuma gözüme sokan mantığım
sayesinde sonunda normal insan ve daha da çok yorulan anne olarak
hayatıma devam etmeye yeni düzene alışmaya başladım. Taşlar
yerine oturmadan yazamazdım bu yazıyı ..Öyle yapsam ne kadar
berbat bir anneyim ben çocuğumu bırakıp işe gidiyorumdan öte
bir şey çıkmazdı. Neyse biraz geri saralım madem deneyimlerimizi
paylaşıyoruz ..
Önce bakıcı arayışına girdim.
Şimdi uzmanlar diyorki siz çocuktan ayrılmadan en az bir ay önce
bakıcınız gelsin çocuk anne yanındayken bakıcıya alışsın.Sizde süreyi uzata uzata çocuğu bakıcı ile kalmaya alıştırın Nerden biliceksin belki bir ay melek gibi olan bakıcı sonra
napıcak çocuğa ,evin heryerine güvenlik kamerası kurup bütün
ügn çocuğu izleyemezsin ki işte ..(a.paranoyak anne b.tedirgin
anne??c.temkinli anne d.katil olma potansiyeli yüksek anne e.hepsi)
Elbette ki bu fikri denedik . Bizde bu süreci yaşayan herkes gibi
bakıcı aradık. Önce orta yaşlarının sonunda bir hanım teşrif
etti.Aslında tamda teşrif edemedi. Biz noyanla teyzeyi gidip aldık
çünkü hangi otobüse biniceğini bulamadı. Hafif bir anadolu
şivesiyle konuşan erzurumlu bakıcı adayımız ben çocuğa
bakarken mutfağı temizlemeye başladı.sanırım iyi temizlik
yaparsa işi alıcağını düşündü. Buzdolabının raflarını
söktü yerine takamadık. Bu esnada çocuk heryeri karıştırmaya
devam etti. Ben günü yorgun ve duble gergin tamamlarken mutfak
kapanışı temiz bitirdi. Buzdolabının raflarını takmak iş
dönüşü babanın görevi oldu .Katılımcımıza teşekkür ettik
Başarılarının devamını dileyerek ayrıldık.
Bulduğumuz ikinci aday eşimin iş
arkadaşının bakıcısının arkadaşı ,bakıcıdan referanslı
bakıcı olmuş oluyor bu durumda ..İkinci adayla telefonda
konuşmaktan öteye geçemedik. Başı kapalı temiz bir hanımmış
duyduğumuza göre inancına hala saygımız var.
-Merhaba biipipp hanım biz
seferoğulları ailesi olarak 13 aylık oğlumuza bakıcı arıyoruz.
Sizi şekerpare hanım önderdi.
-evet evet ben çocuk bakıyordum
önceden hatta iki tane bakıyordum. Siz ne istiyorsunuz tam olarak
-valla biz çocuk bakılsın istiyoruz
tam olarak
-kaç para verceğiniz ??
-şu kadar vericez oğlumuzun bakımı
yemeği , o uyurkende biraz ortalık toplarsınız temizlik
beklentimiz yok.
-temizliğe gelen ayrı kadınınız
var mı? Benim önceki çalıştığım yerde vardı. (2. adayın
koordinatörlük arzusu var altına da çalışan alıcak anladığım
kadarıyla)
-valla temizliğe gelen kimse yok ben
yapıyorum. Artık hafta sonları yine ben yapıcam.(çünküüü
aynı anda hem bakıcı hem temizlikçi tutucak kadar param olsaydı
zaten çalışmaz ikinci çocuğu yapıştırıverdim madem para bok
ne işim var hastanede çalışmaya gidicem)
-tamam bende isterim sizinle çalışmak
yalnız ben namaz kılıyorum sorun olur mu ????
-(iç ses) çocuk ağlamaktan bi
tarafını yırtarken siz eğilirseniz ben tekme atmak isteyebilirim
onun dışında bir sorun olmaz
-Anladım biz sizi daha sonra arıycaz.
-(telefon) biiip biip biip..
Örnek teşkil etmesi için en göze
çarpanları yazdım. Büyük çaresizlik ve hüsranla biten
arayışın ardından bütün o çocuk kreşe ne zaman gider,ne
zaman hazır olur ?? makalelerini düşünerek büyük cevabı
verdim. Biz hazırıııızzz!
Şanslı olduğum iki nokta var. İlki
oğlum 6 aylıkken katıldığımız bir oyun grubumuz vardı.
Sayesinde hem o hem ben yeni arkadaşlar edindik ve çok şey
öğrendik. Bu yüzden onun başka çocuklardan oluşan bir grup
içine ilk girdiğinde dehşete düşmeyeceğini biliyordum ( -kim
lan bu veletler ? Annem nerdeee laaannnn yerine şşş anneee
anneeeeeee ya annee nereye gidiyosunn??? Ne zaman gelicen onu söyle
bari kadın diye bağırdı. )
İkinciside çalıştığım
hastanenin bir kreşi vardı. Oğlumla aynı bahçedeydik ve bana
ihtiyacı olsa bir nefeste oraya koşucak kadar kondisyonum iyiydi
hahha şaka şaka bi nefeste koşamamda yakınımdaydı işte
yürüyerek 3 dakika :)...
Öncesinde gidip kreşi ziyaret
ettim.Ortalığı temizleyen bir hanım beni o esnada bebek grubunun
yanında olan yönetici hanımın odasına aldı. Beklerken etrafı
inceledim. Masasında isimliği vardı. Altında da uzmanlık alanı
yazıyordu ; Çocuk gelişimi uzmanı . Önümdeki sehpada bir koli
içinde çocuklara gönderilmiş eğitici dergiler vardı. Duvarlarda
çocukların çizdiği resimler asılıydı.Bir anda içimi bir huzur
kapladı. İlk izlenimlerim beni öylesine rahatlatmıştı ki ..Bir
kaç dakika sonra kendisi odaya girdi. Güler yüz ve düzgün bir
Türkçeyle beni karşılayan bu hanıma oğlumda gülücükler
atmaya başlamıştı bile.. Bize kreşi gezdirdi. En son bebek
grubunun olduğu odayı gördük. Ortalama bir salon büyüklüğünde
gayet temiz en uçta bebeklerinin yataklarının olduğu oyuncak
dolu bir oda . Ve en inanılmaz kısmı tam uyku saatine denk gelip
benim 5 bebeği birbirinden huzurlu yanyana görmüş olmam.
Başlarında da şu an Noyanın muhtemelen benden sonra en çok
bağlandığı kişilerden biri olan öğretmenleri vardı.
Şaşkınlıktan nutkum tutuldu. Ses çıkarmaya korktum birini
uyandırırım diye. Blogu takip edenleriniz bilir ,bizim uyku
maceramız doğduğundan beri gayet meşakkatli geçti ve halende
öyle devam etmekte. Resim 1 de Saatlerce bebek arabasında kendini
sallatan, esnemekten çenesi düşen ama hala kordonda tur atıyoruz
gibi bir kolunu bebek arabasından sallandırıp etrafa bakınarak
zorla uyuyan oğlumu görüyoruz(bana değme spor salonunda
harcayamayacağım kaloriyi harcatmış) Bense yanyana dizili
, horuldayıp uyuyan beş bebeğe bakıyordum.İnsanın aklı ermiyor. Madem
bebek denen canlı böyle de uyuyabiliyor evladım sen neden ananı
danalar gibi koşturuyosun .Apartmanın otoparkının değnekçisi
gibi oldum . Kim ne zaman gelse ordayım . Paşa bebek arabasında
ense yapıyor uyuycak diye. Biri beni arasa önce otoparka bakıyor
öyle bir durumdayız yani. Bu günün akşamında eşimle
kararımızı kreşten yana verdik.
Resim 1: )
Ben işe oğlum kreşe başlamadan
önceki gece sanki ben ilk defa okula gidicekmişim gibi
heyecanlıydım. Bu sefer heyecandan uyuyamadım. İlk gün sabah
bırakırken ne olduğunu pek anlamadan öğretmenine uzandı. Takip
eden günlerde benden ayrılırken ağladı. Başlarda hiç bir
gündüz uykusuna katılmamış ama diğer bebeklerle çok iyi
iletişime geçtiğini söyledi öğretmenimiz. Ilk on günü
atlattıktan sonra artık sabah ağlamadan ,hatta benim gidişimi
umursamadan (koydu biraz bana burası ana yüreği işte:) )gitti
okuluna. Bir ayımızı doldurmak üzereyiz. Yemek yemeyen ,kaşıklara
tekme savuran evladım yemek yemeye ve yeni sesler çıkarmaya
başladı. Sonunda biraz kilo bile aldı. Gündüzleride orda
uyumaya başlamış. Düzeni yavaş yavaş oturuyor. Ben iş çıkış
saatini dört gözle bekliyorum. Onu almaya giderken sahibine giden
yarış atı gibi seke seke gidiyorum bahçede. Beni görünce
kahkahalar atıyor. Benim tarafımdan bakarsak ; çok özlediğim
ameliyathaneye kavuştum , yine hastalarım var .
Hem annelik hem
doktorluk yapmak yorucuda olsa uyuduğum o birkaç saatin sonunda
mutlu bir kadın olarak uyanıyorum. Kliniğime arkadaşlarımın
yanına mesleğime döndüm. Sabah biraz daha erken kalkıp
hazırlanıyorum. Hem noyanın annesi olma görevime hem de
mesleğime saygımdan biraz daha özen göstermeye çalışıyorum
kendime. Eve dönünce oğlumla oynamaya devam ediyorum. Çünkü
kendime işe başladığımda çalışmaktan yorgun düşüp
çocğuyla vakit geçiremeyecek kadar bitap bir kadın olmaacağıma
dair söz verdim Kesinlikle daha çok yoruluyorum ama hepimiz çok
muyluyuz. Bu ışıltıya değer..
Etiketler:
çalışan anne,
daycare,
işe dönüş,
kreş,
nursery,
oyun grubu,
playgroup
3 Eylül 2014 Çarşamba
Yaz!!(part2) Nasılda geçti bütün bir yaz :)
Çocukluğuma damgasını vurmuş,
doğurmadan önce ulan ne yemişler bizi dediğim 3 kült film
freddy'nin kabusu , chucky ve exorcist'ti.Bu aralar hepsinin
gerçeklik payı olduğunu düşündüren bir hayatım var. Kuzu
yaşından 1 hafta önce yürümeye başladı .Önce pek cesareti
yoktu ,tereddüt ettiği her an popoyu yere koyuveriyordu ama çabuk
kavradı mevzuyu ;''Hımm sağ ayak geliyor soldakinin önüne doğru
tamam şimdi sol ayağı öne götür ama aynı anda yapma bunu
kafayı karpuz gibi yarıyordun geçen gün oğlum ''. bu iki ayak
hala birbiriyle tam koordineli çalışmasada paşa kendiyle yarış
halinde olduğu için olayı çözer gibi olduktan hemen sonra
koşmaya çalıştı. Bunun sonucu anneye yani bana full adrenalin
dolu dakikalar olarak geri döndü. Bir ay içinde 4 kez dudağımız
patladı bir kez kulağımız morardı. Şimdi okurken insanın
aklı kulak morarmasını almıyor . Pizza kulesi eğikliğinde durup
koşmaya çalışın ,yanlayarak düşmenin artistik puanlarını
bir kaç denemede yükseltirsiniz . (Yeni yürüyen bebekler tek
seferde iyi puanlar yapabiliyor) Bu bağımsızlık halini kazanalı
beri zaten gıcık olduğu bebek arabası ve oto koltuğuna
oturmaya tamamen itiraz ediyor. Bebek arabasında sallanmadan
uyumayan oğlum , uykudan artık gözlerini yerinden çıkarasıya
kaşırken bile o exorcistteki gariban kız gibi ters köprü
kuruyor . Dikkatini dağıtmak için cüzdan , kredi kartı , araba
anahtarı ne varsa veriyoruz , ağlamasında .. Zaten o hacimde bir
insan yavrusunun yakında cam çerçeve indiricek ses desibeli
özelliğini fazla kullanmaması için verdiğim uğraş insanüstü
. Bazen bu yolla bana işkence ettiğini düşünmedimde değil ,
çünkü eğer arabayla bir yere gidiceksek ,zamanlı yetişmemiz
gereken biryerse ulaşım süresi artı 30 dakika oto koltuğuna
bağlama sanatı icraası olarak saatlerimizi ayarlayıp öyle
hareket ediyoruz. Evdeki yüzüne bakmadığı bir sepet oyuncağı
arabaya indirdim şanslıysam 3-4 oyuncakla koltuğun kemerini
güç bela takabiliyorum , havasında değilse exorcist ters köprü
sahnesinin çekimlerine geri dönüyoruz. Sonunda 9 kilonun üzerine
çıktığı için arabadaki tahtı değiştirdik. Ben camdan
bakar oyalanır yolda arıza yapmaz diyordum ,elbette ki
yanılmışım artık olayın camdan bakamama olmadığını
,oğlumun 2000 li yıllarda hala nasıl corporal transportasyonun
keşfedilmediğine isyan ettiğini anladım. Çünkü gidilen yol
uzunda kısada olsa varış noktasına mutlu ve tatmin olmuş
şekilde iniyoruz. Bende geçici bir işitme kaybı oluyor , birde
arada telefonu arabanın üstünde cüzdanı kasada unutuyorum
ama şimdilik bulamadığım olmadı. Çocuk oldumu akıl bir
yerlere gidiyor zaman zaman.
İzmirde yaz sıcak ve nemli geçiyor.
Öğrendim ki oğlum klima ve vantilatörden hiç haz etmiyor.
Uyuyabileceği serin bir yer bulmak zorunda kaldık böyle olunca.
Kuzu balkonu tercih etti. Uzun bir süre balkonda yattık. Kamp
kurduk her sabah yatak topladık her gece yatak açtık . Paşa
çadırında rahat rahat uyudu ama annede hala bir bel ve sırt
ağrısı hakim .Ha babaylada yatakları ayırdık durum böyle
olunca ..Babada hangi durumun hakim olduğu konusuna girmiyorum.
Sıcaktan bunalmış olsakta güneşe ve havuza bayılıyoruz
ikimizde . Noyan yüzmeyi bende çocuğa su yutturmadan havuzda
tepişme yeteneğimi epey geliştirdim. Diş çıkarmaya verdiğimiz
kısa arayı sonlandırdık. Geçirdiğimiz kısa dönem huzurlu
sezonu sağolsun aynı anda 4-5 diş çıkararak unutturmayı
başardı kuzu. Bir sabah hatırlamıyorum hangi istediği şey için
ağlıyorsa bir baktım çocuğun üst damağında tam bu azı
dişlerinin yerinde bademcik gibi bir şey sallanıyor. Azılı azı
dişi yavrumun damağını ikiye yarmış meğer .bir parça et
sallanıyordu damağında. Elbette yemek yemeyi bıraktık. Hatta
bazı gün sadece su ve formulayla geçirdiğimiz oluyor. Ağzını
bir kapıyor kaşığı görünce eskiden zarla zorla sokuyordum
dişleri yokken şimdi onlarıda kenetliyor ..Eskaza ağzını
açarsa bu sefer jackie chan gibi bir tokatlıyor kaşığı ,
nereyi denklerse oraya fırlatıyor yemekle beraber. Annede pes
ediyor tabi ,birde temizliğe nerden başlasam diye düşünüyor.
Ekleme ihtiyacı hissettim. Evimize gelen bir hanım vardı temizliğe
. Abla ben memlekete gidiyorum tatile dedi bir daha aramadı.Saolsun.
O kadar diş çıkınca ısırmak kuzu için eğlenceli bir hal
aldı. Açsa uykusuzsa kesin ısırıyor. Toksa uykusunu aldıysa
eğlencesine ısırıyor. Omzumda boynumda kollarımın muhtelif
yerlerinde sanki işkenceye uğramışım gibi bir görüntü var
.Halbuki dişlerimiz kaşınıyor ya da dünyanın en tatlı annesi
benim.
Temmuz ayında kuzu yaşına girdi .
Bir heyecanla dogum günü partisi hazırladım elbette. Fotoraflı
magnetler bastırdım. Doğum günü şekerleri yaptım. Harika bir
pastamız vardı Gelen herkes ve dahil olan sitenin çocukları çok
eğlendiler. Oyunlar oynadık su savaşı yaptık. 10 gün sonra
site yönetimi her daireye kağıt dağıttı. Bir daha burda doğum
günü yaparsanız topunuzu keseriz demeye getirmişler. Ismimizi
vermedikleri için kendilerine teşekkür ederiz. Kimse biz
olduğumuzu bilmiyor şşşhhhh!
Akşamüstleri bahçede diğer
çocuklarla oyun oynamaya indik. Bizim sitenin çocuklarının çoğu
tekerlekli ya paten sürüyor ya kaykaya biniyor. Noyan evde
tekerlekli tüm oyuncaklarına binmeye çalışıyor. (pizza
kulesinin yürüme çalışmasına biraz daha aksiyon adrenalin
şarttı zaten)
Kedilerin çilesi henüz bitmedi..onlarda dünyanın en tatlı kedileri Sağolsunlar tırmalamıyorlar .
Etiketler:
balkon,
diş,
ısıran bebek,
kamp,
kedi,
oyun,
pizza kulesi,
yaz
21 Temmuz 2014 Pazartesi
yaz!! Noyan 1 yaşında : ) (part 1)
ha geldi ha gelcek gelcek mi acaba??! derken koskoca yazın yarısını yedik .. Güzel İzmirden minik ailemle birlikte bildiriyorum buralar yanıyor çok sıcak tam istediğimiz gibi.. kuzu havuza girsin , kuzu gezsin , şuraya gidelim memlekete uğrayalım derken yazamadık buralarda bir süre .. 19 mayısta havuzumuz açıldı beri minik keretta kerettamla yüzme hevesindeyiz. Kahvaltımızı edip sabah uykumuzu uyuyup hazırlanıyoruz havuz başına. 4 kat aşağımı iniyoruz meksikaya mı taşınıyoruz onu anlamıyorum inene kadar kadar çünkü sırtımda sıpa kadar sırt çantası , önümde kanguruda asılı bebe elimde kocaman bir deniz simidi , öğlen uykusunu rahat uyusun hatta rahatı geçtimde uyusun diye bebek arabası hımbıl hıkış iniyoruz aşağıya. Bir de bu yolun dönüşü var elbet. o hatırladığı kadarıyla suyun içinde çırpınırken anası iki büklüm su yutmasın diye çocuk havuzunda boy gösteriyoruz. Kollarımın arasında öne eğilmiş minik kaplumbağamı yüzdürürken arkamda taşıdığım fazla kilolarımın ağırlık merkezimi teknik olarak desteklemesi gerekirken sıpanın su sefasının bitmesini bekliyorum. Sudan onu çıkarıp kendimin iki büklümden tek büklüme geçmesi biraz zaman alıyor çünkü yaptığım eğilerek havuzda yürüme antremanından sonra doğrulmak gayet ağrılı sancılı yüz buruşturucu oluyor. Bu eğlencemizde olurda yakınlarda başka çocuklar varsa ve bebek havuzu eğlenceleri arasındaysa benim sıcaktan kavrulmuş tenime sıçrattıkları su alışveriş merkezinde gezerken üzerime şu büyük su pompası tüfekleriyle buzlu su sıkılmış hissi yaratıyor. Yine de geri kalmıyorum azimli anneyim maksat sıpa suya alışsın sevsin mümkünse ceninliğine dönüp yüzmeyi hatırlasın.
Artık iyiden iyiye daha hareketliyiz. jet gibi emekliyoruz . Evdeki tüm çekmeceleri açmayı öğrenmenin yanısıra gördüğümüz her koltuğa tırmanıp her masaya asılıyoruz. Elektrik prizleri evdeki 2 torba oyuncaktan daha çekici , özellikle telefon şarj kabloları olmak suretiyle kablo ısırmak diş kaşımanın en iyi metodu olduğunu öğrendik.
Ayakta dengede durmaya başladık hemen ardından sağdan soldan yardım almadan adım atma hevesi başladı. popo üstüne çakılarak oturma tecrübeleri olsada vazgeçmedik . Bir adım iki adım oldu iki adım beş..Ve yürümeye başladık. Ördek yavrusu gibi yalpalaya yalpalaya iki kolu havada dengede durmaya çalışarak yürüyor veledim .
keratayla burdan veremediğimiz kiloların olduğu yerin dibindeki markete gidene kadar arabada geçirdiğimiz süre işkence olsada bir maceraya atılalım dedik ve eşimin tatilini memlekete gündüz vakti yola çıkarak değerlendirdik. yanıma bir sırt çantası dolusu oyuncak aldım. Bir oyuncak arabada istemediği koltukta bağlı oturan bebeği yaklaşık 3.5 dakika oyalayabiliyor. on oyuncak herbiri üç buçuk dakikadan 35 dakika. Gittiğimiz yol hiç durmassak 8 saat. Mantıklı bulmamama rağmen eşim yolda outletlerde ve istediğim her çiş molasında durmaya söz verdiğinden kabul ettim. Yolda uyku saatlerinde durup bebek arabasıyla gezdirerek uyutmayı denedik . molalarımızdan biri 2 saat aldı. sonuçta keretta keretta uyumadı . Memlekete 15 saatte vardık . Memleketin sivri ve karasinekler tarafından istila edildiğine şahit olduk. Üstümüze bir sürü kimyasal sıkıp hayvanları şaşırtmaya çalıştık ama sanırım evrim onların iq'ları üzerinde olumlu ilerleme kaydetmiş. Hem şehirleşmişler, hem güçlenmişler hemde bu sinkov numaralarına gelmiyorlar artık. Arkalarından duman çıkan arabalarla bu hayvanları kurutmaya çalışsalarda ben o ilacın insanlar üzerine daha etkili olduğunu düşünüyorum. Bu sineklerin yakında kendi devletleri bile olabilir hani ..
Dönüşte benim yeğenler(2) ve eşimin kardeşide geldi. Evde 5 koca bir küçük insan olarak ikamet ettik. hiç bu kadar uzun süre bu kadar kalabalığa yemek yapmamıştım. iki kişilik ailemize yemek yapmaya erindiğim günler adına pişmanlık duydum . Epey pratik yaptım , yapıyorum. Gençler ev işlerine ve noyanın uyku ve oyun saatlerine yardımcı olmaya başladılar.Beni epey rahatlattı bu durum. Hani malikanem olsa yanıma taşınsınlar isterdim .Şimdilik kuzu kanguruda uyumaktan vazgeçti bu kez bebek arabasında uyuyor. Koyuyoruz mersosuna ileri geri sallıyoruz saç kurutma makinası ya da rock müzik eşliğinden , mızıltı sesi gelirse ileri geriden tam tura çeviriyoruz. Araba ne kadar yalpalarsa uyku o kadar çabuk geliyor bu nedenle favorim sokakta mümkünse arnavut kaldırımlı bi yerde bebek arabasını sürerek uyutmak. Gece uykularımızda malesef değişti. Benim bildiğim bebek denen canlı önce sık sık uyanır sonra bu aralıklar açılır en son sabahlara kadar osura osura uyur bizde malesef tersi söz konusu . Benim melek gibi uyuyan veledim gece yatakta döne döne kendini uyandırıyor. sonra mutsuz bir ağlama ..Her gece asker ediyor bizi 2-3 saat.
Son iki aydır nerdeyse her gün geçen yıl bu zamanlar içerdeydi muhabbeti yapıyoruz. Biliyorum ilkokula gidene kadar kalmıcaktı orda çıkıcaktı elbet. taze ebeveyn romantizmi bu olsa gerek. Efendim geçen yıl bu zamanlar oğlum karnımdaydı.taklalar atıyordu içerde ..o hareket etsin diye ben tazmanya canavarı gibi mutfakta ne varsa silip süpürüyordum. Birde geçen yıl bu zamanlar 89 kiloydum ellerim ayaklarım fil gibiydi ..
Bugün 21 temmuz (yani ben yazmaya başladığımda 21 temmuzdu. Artık değil. sıpa uyanmadan şu yazıyı bitirebilsem ne iyi olur. ) Keretta kerettam dolu dolu bir yaşında.. sancılarımı ve onu kucağıma aldığım anı tekrar tekrar izliyorum kafamda . elleri ayakları büyüdü boyu uzadı. Tam 8 tane dişi var. artık her yemeği yiyor. yatağın içinde kaybolurken şimdi doldurur oldu yatağı. Yattığı yerde dönemezken şimdi yürümeye başladı. tek çıkardığı ses kapı gıcırtısıyken şimdi dolby stero sistem ağlamaktan tutta basit kelimelere kadar her türlü şeyi duyabiliyoruz. Bir yıldır hergün birlikteydik,hergün öpüştük sarıldık koklaştık. iyice alıştık birbirimize, etle tırnaktan öteyiz hani. veledim,sıpam , kuzum, küçük sevgilim , kedilerimizin korkulu rüyası ,karnımın en hassas yeri, uyku devletimin bölücüsü, aşk devletimin kurucusu ,hızlı çamaşır kirleticim ,emekleme şampiyonum , çekmece karıştırıcı kasırgam ,etim ,tırnağım kemiğim sen yokken ne yapıyor muşum ben ? ne çirkinmiş dünya ..uykusuz gece geçirmek sebebi sensen ne güzelmiş. Hoşgelmişsin aslan yavrum. İyi ki doğmuşsun emanetim .İyi ki varsın teninin kokusuna yandığım. Pek çok seviyoruz seni ..
Artık iyiden iyiye daha hareketliyiz. jet gibi emekliyoruz . Evdeki tüm çekmeceleri açmayı öğrenmenin yanısıra gördüğümüz her koltuğa tırmanıp her masaya asılıyoruz. Elektrik prizleri evdeki 2 torba oyuncaktan daha çekici , özellikle telefon şarj kabloları olmak suretiyle kablo ısırmak diş kaşımanın en iyi metodu olduğunu öğrendik.
Ayakta dengede durmaya başladık hemen ardından sağdan soldan yardım almadan adım atma hevesi başladı. popo üstüne çakılarak oturma tecrübeleri olsada vazgeçmedik . Bir adım iki adım oldu iki adım beş..Ve yürümeye başladık. Ördek yavrusu gibi yalpalaya yalpalaya iki kolu havada dengede durmaya çalışarak yürüyor veledim .
keratayla burdan veremediğimiz kiloların olduğu yerin dibindeki markete gidene kadar arabada geçirdiğimiz süre işkence olsada bir maceraya atılalım dedik ve eşimin tatilini memlekete gündüz vakti yola çıkarak değerlendirdik. yanıma bir sırt çantası dolusu oyuncak aldım. Bir oyuncak arabada istemediği koltukta bağlı oturan bebeği yaklaşık 3.5 dakika oyalayabiliyor. on oyuncak herbiri üç buçuk dakikadan 35 dakika. Gittiğimiz yol hiç durmassak 8 saat. Mantıklı bulmamama rağmen eşim yolda outletlerde ve istediğim her çiş molasında durmaya söz verdiğinden kabul ettim. Yolda uyku saatlerinde durup bebek arabasıyla gezdirerek uyutmayı denedik . molalarımızdan biri 2 saat aldı. sonuçta keretta keretta uyumadı . Memlekete 15 saatte vardık . Memleketin sivri ve karasinekler tarafından istila edildiğine şahit olduk. Üstümüze bir sürü kimyasal sıkıp hayvanları şaşırtmaya çalıştık ama sanırım evrim onların iq'ları üzerinde olumlu ilerleme kaydetmiş. Hem şehirleşmişler, hem güçlenmişler hemde bu sinkov numaralarına gelmiyorlar artık. Arkalarından duman çıkan arabalarla bu hayvanları kurutmaya çalışsalarda ben o ilacın insanlar üzerine daha etkili olduğunu düşünüyorum. Bu sineklerin yakında kendi devletleri bile olabilir hani ..
Dönüşte benim yeğenler(2) ve eşimin kardeşide geldi. Evde 5 koca bir küçük insan olarak ikamet ettik. hiç bu kadar uzun süre bu kadar kalabalığa yemek yapmamıştım. iki kişilik ailemize yemek yapmaya erindiğim günler adına pişmanlık duydum . Epey pratik yaptım , yapıyorum. Gençler ev işlerine ve noyanın uyku ve oyun saatlerine yardımcı olmaya başladılar.Beni epey rahatlattı bu durum. Hani malikanem olsa yanıma taşınsınlar isterdim .Şimdilik kuzu kanguruda uyumaktan vazgeçti bu kez bebek arabasında uyuyor. Koyuyoruz mersosuna ileri geri sallıyoruz saç kurutma makinası ya da rock müzik eşliğinden , mızıltı sesi gelirse ileri geriden tam tura çeviriyoruz. Araba ne kadar yalpalarsa uyku o kadar çabuk geliyor bu nedenle favorim sokakta mümkünse arnavut kaldırımlı bi yerde bebek arabasını sürerek uyutmak. Gece uykularımızda malesef değişti. Benim bildiğim bebek denen canlı önce sık sık uyanır sonra bu aralıklar açılır en son sabahlara kadar osura osura uyur bizde malesef tersi söz konusu . Benim melek gibi uyuyan veledim gece yatakta döne döne kendini uyandırıyor. sonra mutsuz bir ağlama ..Her gece asker ediyor bizi 2-3 saat.
Son iki aydır nerdeyse her gün geçen yıl bu zamanlar içerdeydi muhabbeti yapıyoruz. Biliyorum ilkokula gidene kadar kalmıcaktı orda çıkıcaktı elbet. taze ebeveyn romantizmi bu olsa gerek. Efendim geçen yıl bu zamanlar oğlum karnımdaydı.taklalar atıyordu içerde ..o hareket etsin diye ben tazmanya canavarı gibi mutfakta ne varsa silip süpürüyordum. Birde geçen yıl bu zamanlar 89 kiloydum ellerim ayaklarım fil gibiydi ..
Bugün 21 temmuz (yani ben yazmaya başladığımda 21 temmuzdu. Artık değil. sıpa uyanmadan şu yazıyı bitirebilsem ne iyi olur. ) Keretta kerettam dolu dolu bir yaşında.. sancılarımı ve onu kucağıma aldığım anı tekrar tekrar izliyorum kafamda . elleri ayakları büyüdü boyu uzadı. Tam 8 tane dişi var. artık her yemeği yiyor. yatağın içinde kaybolurken şimdi doldurur oldu yatağı. Yattığı yerde dönemezken şimdi yürümeye başladı. tek çıkardığı ses kapı gıcırtısıyken şimdi dolby stero sistem ağlamaktan tutta basit kelimelere kadar her türlü şeyi duyabiliyoruz. Bir yıldır hergün birlikteydik,hergün öpüştük sarıldık koklaştık. iyice alıştık birbirimize, etle tırnaktan öteyiz hani. veledim,sıpam , kuzum, küçük sevgilim , kedilerimizin korkulu rüyası ,karnımın en hassas yeri, uyku devletimin bölücüsü, aşk devletimin kurucusu ,hızlı çamaşır kirleticim ,emekleme şampiyonum , çekmece karıştırıcı kasırgam ,etim ,tırnağım kemiğim sen yokken ne yapıyor muşum ben ? ne çirkinmiş dünya ..uykusuz gece geçirmek sebebi sensen ne güzelmiş. Hoşgelmişsin aslan yavrum. İyi ki doğmuşsun emanetim .İyi ki varsın teninin kokusuna yandığım. Pek çok seviyoruz seni ..
11 Mayıs 2014 Pazar
Anne olunca anlarsın diyen herkese .. annelere ..anneme ..Buruk mayıs aylarının sonuna ..
Bugün çok özel bir gün..Bu gün
benim ilk anneler günüm.. İlk cumhuriyetim , ilk çocuk
bayramım.. On yıldır kutlayamadığım gün bugün.. Beni taşıyan
, ilk nefesime neden olan canım beni çok erken bırakmak
zorunda kaldı. Belki de emindi yapabiliceklerimden , başarır dedi,
çabuk gitmesi gerekti. Bİliyorum kalmayı çok istedi ama
kalamadı. Eğer konu anneyse her ölüm erken işte .. Mayıslar
hep zordu bugüne kadar . İçimde büyüttüğüm minik yavrum beni
yıllardır süren mayısın kasvetinden kurtardı. Farkettim ki
bugün ilk defa anneleri yanlarında olanları kıskanmadım çünkü
boynuma sarılan bir çift minik kol vardı.
Minik kuzum sabah yine erkenden
uyandı. Beni görür görmez kollarını uzattı boynuma. Babamızı
pazar istirahatine ait olduğu salondaki koltuğuna yatırıp
kuzunun kahvaltısını hazırladık. Gözlerinin içi gülerek
baktı bana , hiç zorluk çıkarmadan yedi yemeğini. Günlerdir
ellerini çırpmayı öğretmeye çalışıyorum bir an durdu yüzüme
baktı güldü ve alkış tutmaya başladı. Oğlum beni bugün
anneler gününde alkışladı. Tabi hemen bu anı kaydettim tüm eş
dost tanıdık ve kuzunun fan kitlesine gönderdim. Rutin
saatimizde kendimizden daha çok nasıl kaka yaparız deneyini
tekrar ettik. Kakası yine gül kokuyordu (bence) . Biraz sabah
oynşamasından sonra meleğimin uykusu geldi. Benim için sabah
sporu olan uyutma seansına başladık. Takip edenler bilir oğlum
kanguruda uyuyor. Tabi koy kanguruya sokak lambası gibi dur uyumaz.
Bir müzik olucak tempoyla yürünecek ya da ritmik hareketler
yapıcaksın filan. Biraz da ben alıştırdım sanırım , bir
hastalığında kucağımda uyumaya başladı hala da böyle devam
ediyor. Duyuyorum bazen ee napıcaksın sonra aman böyle alıştırma
diyenleri .. Valla takdir-i Noyan diyorum . Paşa nasıl isterse
öyle uyur zaten hergün huyu değişiyor kuzuların elbet bi gün
başka bi türlü uyumayı seçicek. Biz yine kucak kucağa uzandık
koltuğumuza kestirdik. Gözlerini açar açmaz beni gördüğünden
öyle bir gülümsüyor ki .. Yine öyle bir sabahtı .Yüzüme baktı
güldü hafiften kıkırdayarak, sonra pembe yanaklarını tekrar
göğsüme dayadı utanır gibi yine kaldırdı başını daha
büyük bir kahkaha attı. Ben daha güzel uyanan birini görmedim
hayatımda . Şimdi gülünce dişleri de görünüyor , iyice
haşarı , afacan bir ifadesi var artık. Baba akvaryumu seyrettiğini
iddia ettiği koltuğunda hala yüzü duvarı dötü akvaryuma dönük
uyuyordu. Kahvaltıyı hazırlarken arada mırıldanma homurdanma
gibi sesler işittik ama aldırmadık . İşimiz bitince birlikte
uyandırdık babişkoyu. ( - Yaaa bana babişko demeyin diyor : )
Harika bir kahvaltıydı masamızda
herşey vardı, örtüüy çekip herşeyi yere indirmeyi planlayan
minik eller , kahkahalar , yeni öğrenilen alkış numarası
,itiraz etmeden yenilen kaşıklar , doyduktan sonra mancınık
olarak kullanılan kaşıklar ve bol bol aşk ve sevgi. Ben masayı
toplarken baba ile oğulu bahçeye yürüyüşe yolladım yukardan
pencereden bir süre onları izledim . Sonra öğlen uykusu meyve
saati .. o kadar yemek ve uykunun enerjisini yakmak için oyun saatimizi yaptık .Bütün oyuncakları önüne yaymama rağmen artık emekleme becerilerini bir kenara bırakıp yürümeden tırmanmaya başlayan önce koltuğa sonra kitaplığa tırmanmaya çalıştı , bir kaç sefer kafasını vurma tehlikesi ile yüreğimi ağzıma getirdi. Hasarsız atlattık. Hep birlikte akşam yemeğimizi yedik. Noyan doyduktan sonra
masasındakileri yere atarak eğlenmeye karar verdi.Bu şekilde yerçekimin esprili birşey olduğunu bize kanıtladı çünkü her düşen şeyden sorna gözümün içine bakıp gülüyor. Herkesin karnı
doyunca ben masayı toparladım. Kuzunun banyosunu yaptırdım
.Meleğim dokuz buçuk gibi dirensede uykusuna yenildi. Kanepede
karşılıklı yerlerimizi aldık, bende biraz keyif yapmak için
meleğimi hemen götürmedim yatağına ..saçlarını kokladım
arada öpücükler kondurdum . Ellerini tuttum okşadım. Çok güzel
bir gündü , anneler günüydü. Aynı dün ve önceki gün ve
önceki ... gibi ! Çünkü o doğduğunda hayatıma bir mucize
dokundu. O doğduğundan beri anneyim ve acım biraz hafifledi. O
doğduğundan beri meleklerin var olduğuna ve hatta birinin yanımda
birininde yukardan bizi izlediğine inanıyorum. Gün neredeyse
biticek gece yarısına az kaldı ve ben annemi hergün özlüyorum , yatıp dinlenmem gerek yarın
yine anneler günü..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























