Translate

kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2014 Çarşamba

Yaz!!(part2) Nasılda geçti bütün bir yaz :)



Çocukluğuma damgasını vurmuş, doğurmadan önce ulan ne yemişler bizi dediğim 3 kült film freddy'nin kabusu , chucky ve exorcist'ti.Bu aralar hepsinin gerçeklik payı olduğunu düşündüren bir hayatım var. Kuzu yaşından 1 hafta önce yürümeye başladı .Önce pek cesareti yoktu ,tereddüt ettiği her an popoyu yere koyuveriyordu ama çabuk kavradı mevzuyu ;''Hımm sağ ayak geliyor soldakinin önüne doğru tamam şimdi sol ayağı öne götür ama aynı anda yapma bunu kafayı karpuz gibi yarıyordun geçen gün oğlum ''. bu iki ayak hala birbiriyle tam koordineli çalışmasada paşa kendiyle yarış halinde olduğu için olayı çözer gibi olduktan hemen sonra koşmaya çalıştı. Bunun sonucu anneye yani bana full adrenalin dolu dakikalar olarak geri döndü. Bir ay içinde 4 kez dudağımız patladı bir kez kulağımız morardı. Şimdi okurken insanın aklı kulak morarmasını almıyor . Pizza kulesi eğikliğinde durup koşmaya çalışın ,yanlayarak düşmenin artistik puanlarını bir kaç denemede yükseltirsiniz . (Yeni yürüyen bebekler tek seferde iyi puanlar yapabiliyor) Bu bağımsızlık halini kazanalı beri zaten gıcık olduğu bebek arabası ve oto koltuğuna oturmaya tamamen itiraz ediyor. Bebek arabasında sallanmadan uyumayan oğlum , uykudan artık gözlerini yerinden çıkarasıya kaşırken bile o exorcistteki gariban kız gibi ters köprü kuruyor . Dikkatini dağıtmak için cüzdan , kredi kartı , araba anahtarı ne varsa veriyoruz , ağlamasında .. Zaten o hacimde bir insan yavrusunun yakında cam çerçeve indiricek ses desibeli özelliğini fazla kullanmaması için verdiğim uğraş insanüstü . Bazen bu yolla bana işkence ettiğini düşünmedimde değil , çünkü eğer arabayla bir yere gidiceksek ,zamanlı yetişmemiz gereken biryerse ulaşım süresi artı 30 dakika oto koltuğuna bağlama sanatı icraası olarak saatlerimizi ayarlayıp öyle hareket ediyoruz. Evdeki yüzüne bakmadığı bir sepet oyuncağı arabaya indirdim şanslıysam 3-4 oyuncakla koltuğun kemerini güç bela takabiliyorum , havasında değilse exorcist ters köprü sahnesinin çekimlerine geri dönüyoruz. Sonunda 9 kilonun üzerine çıktığı için arabadaki tahtı değiştirdik. Ben camdan bakar oyalanır yolda arıza yapmaz diyordum ,elbette ki yanılmışım artık olayın camdan bakamama olmadığını ,oğlumun 2000 li yıllarda hala nasıl corporal transportasyonun keşfedilmediğine isyan ettiğini anladım. Çünkü gidilen yol uzunda kısada olsa varış noktasına mutlu ve tatmin olmuş şekilde iniyoruz. Bende geçici bir işitme kaybı oluyor , birde arada telefonu arabanın üstünde cüzdanı kasada unutuyorum ama şimdilik bulamadığım olmadı. Çocuk oldumu akıl bir yerlere gidiyor zaman zaman.


İzmirde yaz sıcak ve nemli geçiyor. Öğrendim ki oğlum klima ve vantilatörden hiç haz etmiyor. Uyuyabileceği serin bir yer bulmak zorunda kaldık böyle olunca. Kuzu balkonu tercih etti. Uzun bir süre balkonda yattık. Kamp kurduk her sabah yatak topladık her gece yatak açtık . Paşa çadırında rahat rahat uyudu ama annede hala bir bel ve sırt ağrısı hakim .Ha babaylada yatakları ayırdık durum böyle olunca ..Babada hangi durumun hakim olduğu konusuna girmiyorum.






 Sıcaktan bunalmış olsakta güneşe ve havuza bayılıyoruz ikimizde . Noyan yüzmeyi bende çocuğa su yutturmadan havuzda tepişme yeteneğimi epey geliştirdim. Diş çıkarmaya verdiğimiz kısa arayı sonlandırdık. Geçirdiğimiz kısa dönem huzurlu sezonu sağolsun aynı anda 4-5 diş çıkararak unutturmayı başardı kuzu. Bir sabah hatırlamıyorum hangi istediği şey için ağlıyorsa bir baktım çocuğun üst damağında tam bu azı dişlerinin yerinde bademcik gibi bir şey sallanıyor. Azılı azı dişi yavrumun damağını ikiye yarmış meğer .bir parça et sallanıyordu damağında. Elbette yemek yemeyi bıraktık. Hatta bazı gün sadece su ve formulayla geçirdiğimiz oluyor. Ağzını bir kapıyor kaşığı görünce eskiden zarla zorla sokuyordum dişleri yokken şimdi onlarıda kenetliyor ..Eskaza ağzını açarsa bu sefer jackie chan gibi bir tokatlıyor kaşığı , nereyi denklerse oraya fırlatıyor yemekle beraber. Annede pes ediyor tabi ,birde temizliğe nerden başlasam diye düşünüyor. Ekleme ihtiyacı hissettim. Evimize gelen bir hanım vardı temizliğe . Abla ben memlekete gidiyorum tatile dedi bir daha aramadı.Saolsun. O kadar diş çıkınca ısırmak kuzu için eğlenceli bir hal aldı. Açsa uykusuzsa kesin ısırıyor. Toksa uykusunu aldıysa eğlencesine ısırıyor. Omzumda boynumda kollarımın muhtelif yerlerinde sanki işkenceye uğramışım gibi bir görüntü var .Halbuki dişlerimiz kaşınıyor ya da dünyanın en tatlı annesi benim.

Temmuz ayında kuzu yaşına girdi . Bir heyecanla dogum günü partisi hazırladım elbette. Fotoraflı magnetler bastırdım. Doğum günü şekerleri yaptım. Harika bir pastamız vardı Gelen herkes ve dahil olan sitenin çocukları çok eğlendiler. Oyunlar oynadık su savaşı yaptık. 10 gün sonra site yönetimi her daireye kağıt dağıttı. Bir daha burda doğum günü yaparsanız topunuzu keseriz demeye getirmişler. Ismimizi vermedikleri için kendilerine teşekkür ederiz. Kimse biz olduğumuzu bilmiyor şşşhhhh!


Akşamüstleri bahçede diğer çocuklarla oyun oynamaya indik. Bizim sitenin çocuklarının çoğu tekerlekli ya paten sürüyor ya kaykaya biniyor. Noyan evde tekerlekli tüm oyuncaklarına binmeye çalışıyor. (pizza kulesinin yürüme çalışmasına biraz daha aksiyon adrenalin şarttı zaten)



  Kedilerin çilesi henüz bitmedi..onlarda dünyanın en tatlı kedileri Sağolsunlar tırmalamıyorlar  .

19 Şubat 2014 Çarşamba

bebeğim ve kediler - my baby and the cats

Daha önce gebelikte evcil hayvanlarla ilgili bir yazı yazmıştım . Sıra bebek geldikten sonra evcil hayvanlar da : )..Hayatımın büyük kısmını kedi sahibi biri olarak geçirdim. Henüz bekarken bile ıyy nası bakıyorsun ? Pistir o ? nereye yapıyor tuvaletini ? senin yatagınada yatıyor mu ? gibi sorulara maruz kaldım. Sabırla cevapladım , bilgi verici olmaya çalıştım. Kedileri çocuklarım gibi büyüttüm. At onları artık sokağa diyen oldu. Balkona çim taklidi halı serdim üstüne basamadılar sokakta ne yapar bu garibanlar ? Bir kere hayvan sevmeyen insan sevemez . Ve sevilicek tarafı seçmem gerekse hayvanları seçerdim, hiç biri diğerini çekiştirmiyor ve silah kullanmayı bilmiyor. Gebeliğim ve noyanın ilk 6.5 ayı evde bakımlarını verdiğimiz 3 kızımız( yani kedilerimiz ; isimleri kedi , whiskey ve vodka) geçti. Şu an evdeki kedi nüfusu malesef 2. Noyanın doğumunda en ufak kızımız vodka bir rahatsızlık geçirdi ve sonrasında pek toparlayamadı. İdrarında kan vardı ve çişini tutmakta zorlanıyordu . Evde bebek olduğundan ve problemi burda çözmek imkansız olduğundan veterinerimize bırakmak zorunda kaldık. Uzun bir antibiyotik tedavisi gördü ve kısırlaştırıldı. Eve çok daha sağlıklı döndüğünü söyleyebilirim. Ama ara ara sorunu devam etti ve bebek yüzünden takip edemeyeceğim ve yeterli bakımını sağlayamayacagım için çok sevdiğim ve kedileri delice seven bir arkadaşımdan yardım istedim. Seve seve kabul etti. Zaten yan blokta olduğu için hem gözümüzün önünde , hemde ne lazım olsa her an gidebiliriz yanına.
Oğlum temmmuz ayında dehşet sıcak günlerde doğdu. Daha dogumdan önce eşimle bile kedileri bir odaya kapatcaz , kapatmıycaz kavgasına girmiştik. Hayvan bakanlar bilirler, hepsinin bir karakteri vardır ve sevgiyle bağlı olduğunuz evcil hayvanınızın bazı durumlarda vericeği kararları önceden kestirebilirsiniz. Tıpkı bebek geldiğinde napıcaklar ? gibi.. Elbette hiç birşey yapmıyacaklardı benim cevabım . Genellikle birlikte uyuduğum , çaktırmadan bardağımdan su içmeye bayılan , başım ağrısa hissedip yanıma gelip kıvrılan kedilerim elbette benim canımdan çok sevdiğimi , sevip koruyacaklardı. Zaten gelen giden çok olucak , lohusayım kalkamam -Bebekte çok ufak!!(bu bana ait bir fikir değil) diye eşimin kızları odaya kapatma fikrini kabul etmek durumunda kaldım. Gelen giden gerçekten ilk bir hafta çok yoğundu. Arada mama ve su vermek için içeri girdiğimde deliye dönüyorlardı. Ve onları bir yere kapatmak sadece doğalarını vahşileştirmeye yarıyordu. Noyanın gaz sancısı yüzünden 2 saat boyunca ağladığı , kedilerinde kapalı odadan ağıt yakar gibi miyavladığı gecenin sonunda ben infilak ettim. Ve ağlamaya başladım. Önce oğlumu yatıştırdım , nolur ağlama artık mahvoldum diye sonra kedileri açtım , artık serbest kalıcaklar diye . Resmen sinirlerim boşalmıştı. Zaten kedi sesi insan yavrusuna en yakın ses olduğu için çok etkilermiş bizi. Eh 3 kedi birde noyan oldu mu sana ağlayan 4 bebek: ) .. İlk bir iki gün özgürlüklerine yeniden kavuşmanın şaşkınlığından kuzuyu fark edemediler. Ama evdeki kokunun değiştiğini anladıklarını gayet net belli ediyorlardı. Beşiğin ve kuzuyu salonda yatırdığımız sallanan zımbırtının etrafını koklaya koklaya dolanıyor , kuzu ağladığında da kulaklarını kabartıp sesin kime ait olduğunu bulmaya çalışıyorlardı. Günler geçtikçe yavaş yavaş noyan kucağımda emerken bize sokulmaya başladılar. En büyük kedim kuzunun ayaklarının dibine gelip başını ayaklarının altına sürtüyordu , resmen sev beni diyordu. Yavaş yavaş kuzuyu iyice sahiplendiler. Ben kedilerimin oğlumun başında uyurken nöbet tuttuklarına şahit oldum. Ve özellikle ben mutfağa , banyoya gittiğimde mutlaka biri yanında bekliyordu. Özellikle ufakken asla ve asla ağzına burnuna sokulmadılar kuzunun. Hatta bebeklerin yakalama refleksi saolsun bir sefer birinin tüylerini kavramış hayvan sadece kendini kurtardı ve kaçtı. Tırmalamak için dönmedi bile.Bu arada belirtmek isterim büyük kız adı kedi; vukaatlıdır . Benden başkasına pek yanaşmaz , hatta gayet haşin davranır ve beni çok kıskanır .

Noyanın kedilerle iletişime geçme zamanı yaklaşık olarak 5. ayına denk geliyor olmalı. Öncesinde takip ediyordu gözleriyle ama henüz bu garip tüylü hayvanların ne olduklarına karar verememişti ve ona eğlenceli gelmiyordu. Yerde kollarının üstünde kalkmaya ve yattığı yerde dönmeye başlayınca daha geniş bir açıyı da görmeye başladı elbette. Böylece kedilerin farklı hareketlerini keşfetti. Önce yanından geçerken dikkatle takip ediyor bir taraftanda kıkırdıyordu. Sonra ellerini kullanarak yakalamaya çalışmaya başladı. Herzaman olmasa da bazen yakalıyordu.Birinin bıyıklarını yakalayıp demet halinde çektiğine şahit oldum. Ancak kediler yinede tepki vermedi. Bence onun küçük bir bebek ve benim yavrum olduğunun o kadar farkındalardı ki onlarda kuzuya anne şevkatiyle yaklaştılar. Kuzum üç gün sonra 7 ayını doldurucak. Son bir aydır çılgınlar gibi emekliyor ve ben bu erken hareketlenmenin kedileri taklit etmeye ve onları kovalamaya çalışıtğı için olduğunu düşünüyorum. Ayrıca son bir aydır tutunabildiği eşyalardan destek alıp ayağa kalkmayı deniyor, bu çabası sürekli sonuç vermesede eğer mammaroo'sunda kedi yatıyorsa %100 başarılı bir kalkış yaptığını söyleyebilirim.



Evde hayvanlarla büyüyen bebeklerin motor ve duyusal gelişimlerinin daha hızlı olduğunu ve diğer bebeklere daha sıcak kanlı yaklaştığını bizzat kendi tecrübemden ötürü düşünüyorum . Bizde son durum oğlumla oyun oynarken kızlardan biri gelirse kahkahalarla onu izliyoruz yanımızdan uzaklaşırsa emekleyerek takibe başlıyoruz. Noyan kediyi bende noyanı takip ediyorum. Eğer kuzuyla oynamaya geldilerse üstlerine çıkmasına kulaklarını kuyruklarını ısırıp , cimciklenmeye müsade ediyorlar. Tüylerini çok çekiyor diye veterinerimize traşa yolladık kızları. Biri tekir olduğu için tüyler gidince ineklere benzemiş , siyamında patilerinde kahverengi panduflar giymiş gibi bir görüntü var. Oğlumun kedilerle büyümesini istiyorum. Aldığım bir iki küçük önlem (kedilerin tuvaletini ve mamalarını noyanın ulaşamayacağı bir ev alanında yerlşetirmek, tüyleri ve tırnakları kestirmek gibi) ve aşılarını atlamamak dışında oğlumun onlarla oynamasına izin veriyorum. Sokakta bile çevresinin daha farkında etrafını izliyor. Sanırım dışardayken bir kedi geçer umudu ile etrafı araştırıyor . Oğlumu kedilerle büyütme kararım beni yanıltmadı. Yarar dışında bir sonuç almadım.






Merak ettikleriniz varsa google da farklı kedi ve bebekli ev deneyimleri ile ilgili forumlarda yazılar mevcut. Ev hayvanları ile büyüyen çocuklar daha farkında , daha sorumluluk sahibi oluyorlar. haa birde  allerjik hastalıklara  daha az rastlanıyor bu çocuklarda. Ayrıca alanında uzman psikolog ve psikiyatristlerin ev hayvanı ile büyüyen bebekler üzerine bir çok araştırmaları var. Araştırma fırsatınız olursa hayvanların çocukların gelişimleri üzerine ne kadar olumlu etkileri olduğunu görebilirsiniz. Umarım her bebeğin /çocugun ileride/şimdi tüylü bir arkadaşı olur.  

1 Şubat 2014 Cumartesi

Gebelik ve Evcil hayvan sahibi olmak.

Gebelik ve kediler : )

Benim tam üç tane dişi kedim var. En büyük kızım ,'kedi' ve 'kızım' diye çağırırım , 3 haziran 2006'da ellerime doğdu. 50 kuruş kadar suratı, minnacık kulakları ve pespembe burnu ve diliyle özellikle esneyince insanın içinin yağlarını eriticek sevimlilikteydi. O zamanlar fakültede öğrenciydim. Beraber ders çalışırdık. Yanıma uzanır , bir patisini kucağıma diğer patisinide okuduğum kitabın üzerine koyardı. Beraber bitirdik fakülteyi. Sonra evlendim beraber başka bir şehre göç ettik. Eşim kedileri köpekleri uzaktan sever. Kedimde biraz bana düşkün hem kıskanırdı eşimden hemde eşim kediye nasıl dokunulur pek bilmediğinden hırçın davranırdı ona. Ama yinede iyi anlaşıyorlar , birbirlerinin yaşam alanına saygı gösteriyorlardı. Yatakta onun yattığı tarafa yatmıyordu kızım. Koridorda karşılaşınca birbirlerine yol veriyorlardı. Aralarında sınır ihlaline karşı gizli bir anlaşma vardı işte. 2009 sonbaharı , pet fuarı açmışlar . Her türlü hayvana deliren ben elbette ki hayatımda ilk defa gördüğüm bu afişi takip ederek fuara gittim. Birbirinden sevimli kediler , köpekler , rengarenk papağanlar , zaten ana baba günü. Çocuklar heryerde hayran hayran bakınıyor. Kimisi bana bunu al diye ağlıyor. Hanvanıcklar o kalabalıkta nolduğunu pek anlayamamış . Işıkların altında biraz teirgin , biraz belki burdan kurtulurum diye zorunlu bir sevimlilik takınmış duruyorlar. Standın birinde cam ufak bir akvaryumda !! bir sürü yavru siyam kedisi gördüm. Sanırsın su kaplumbagası , üst üste doldurmuşlar garibanları birini kucağıma aldım. Başladım adamla kavga etmeye . Kedi akvaryuma konur muymuş hiç ? Böyle hayvanlara işkence ederek ticaret yapıyorlar. Birinide kucağıma aldım o sırada. Adam 3 aylık diyor ama taş çatlasın bir buçuk. Yavruyu ayırmışlar anasından satmaya getirmişler. Taktı tırnaklarını t-shirtüme ayrılmıyor. Eşimi aradım . Ben kedi alıyorum haberin olsun diye. Oda anlamamış ne dediğimi acelesi varmış ameliyata mı ne giricek. Tamam tamam , naparsan yap dedi kapadı telefonu. Kediyi aldım, bi taşıma kabı, yeni yavru için mamalar sırtlandım hepsini döndüm eve hımbıl hıkış. Benim büüyk kız hiç yadırgamadı, hatta bir annelik içgüdüsüyle onu büyütmeye başladı. Akşam eşim geldi. Şok! Evde bir kedi daha var . Öyle ufak ve sevimli ki dayanamadı. Yavaş yavaş sevmeye dokunmaya kucağına almaya başladı. Ailemizin yeni üyesi sütlü kahve rengindeki kedimizin adını whiskey koyduk. Hayvan tacirinden bir kedi , bir kedidir kurtarabilmiştim. Ama yeni kuzu aynı hafta içinde hastalandı. İkimizde uyumadık . Serum taktık vitaminler verdik başında bekledik. Eşim kedilere whiskey sayesinde alıştı. Böylelikle büyük kızlada aralarındaki politik iletişim biraz daha samimi hale döndü. Siyam kedilerinin özelliğiymiş, 6 ay boyunca öyle hareketli olurlarmış ki kök söktürürlermiş sahiplerine . Ortalıkta dolu bardak bırakamıyorduk çünkü devriliyordu. Küçük hanım koridorun bir ucundan diğer ucuna sanki havai fişeğe binmiş gibi koşuyordu. Gerçekten 6. ay doldu whiskey uslandı. Büyük kedimizin kankası oldu . Ve ben eşime kedi sevgisini aşıladım. Gece uyurken whiskey onun tarafına , kedi benim battaniyemin üstüne yatıyordu. O zamandan beri, çılgınsın sen evde kediyi napıcaksın? Evde 2 kedi haaa!! diyenler oldu. Neyse benim aşıladığım kedi sevgisi eşimin içinde yeşerdi yeşerdi . 2010 da en minik üyemiz ne cins olduğu belli olmayan ama eşime iran kedisi diye sattıkları vodka ailemize katıldı. Kirli beyaz kocaman mavi gözlü bir tüy torbası. Büyük kızla pek iyi anlaşamadılar ama whiskeyle araları çok iyi. Halada aynı şekil devam ediyor. Neyse ..yine elşetiriler ...Ne üç kedin mi var ?? Napıcaksın üç kediyle? Artık çocuk yap , kedilerine at .Ya napıcam üç kediyle bakıyorum , seviyorum .İmkanım olsa evim daha büyük param daha bol olsa daha çok kedi alır bakardım .Ayrıca nereye atayım?? Sokakta hiç yaşamamış hayvanlar , balkona yapay çim serdimde 1 hafta üstüne basamadı garibanlar. Eleştirilerin çoğunu kulak arkası edip , bir kısmıyla oturtma yaptıktan sonra 3 kedili ve akvaryumlu hayatımıza devam ettik (eşim balıkseverdir : ) tam bir akvaryum sevdalısı...) 2013 kasım ayında minik kuzumuzun haberini aldık. Yola çıkmış geliyormuş. İşte teyzeler ablalar bir kısım topluluk bir kaç deneme daha yaptı . Ağzına tüy kaçar , hasta olur .. Şimdi işin bilimsel kısmına geçelim evde evcil hayvanınız varsa öncelikle hayvanların iç dış parazit aşılarını ve diğer gerekli aşılatını yaptırmanız gerekir. Hem sizin(özellikle gebe iseniz ) ,hem evin diğer bireylerinin sağlığı için bu kadarı yeterli . Gebelikte en önemli , size en büyük sorunu oluşturucak olan Toxoplazma gondii olarak tanınan parazittir. Biraz kitabi bilgilerimiza başvuralım . Bulaşması pişirilmemiş çiğ etlerin yenmesiyle ve kedi dışkısının ve kedi dışkısıyla temas etmiş herhangi bir eşyanın ellenmesiyle ağız yoluyla olur. Köpeklerle bu hastalığın direkt bir ilgisi yoktur. Gebe kişiler bu yollarla enfeksiyonu alırsa enfeksiyon plasenta yoluyla bebeğe de geçebilir.

Kedilerde malesef bu parazitin ana konağı ve taşıyıcısıdır. (Günah keçileri)

Kedi barsağında parazitin sporozoit denen formları bölünerek çoğalır ve ookist halinde dışkı ile dışarıya atılırlar. Bu ookistler dış ortama oldukça dayanıklıdır.Yani çamaşır suyuyla sildiğiniz yüzeyde bile canlı kalabilir. Dış ortamdaki herşeye bulaşabilir ve oradan da ağız yoluyla insana geçebilirler. Bulaşma az pişmiş yada pişmemiş çiğ etlerdeki parazite ait doku kistlerinin ya da yıkanmamış meyve ve sebzelerin üzerindeki ookistlerin ağız yoluyla alınmasıyla olur. Toprakta yada kedi pisliğinde bulunan ookistlerin de ellere bulaşmasıyla ağız yoluyla parazit alınabilir.

Bu enfeksiyon 5-18 gün süren kuluçka döneminin ardından normal sağlıklı çocuk ya da yetişkinlerde bir sorun yaratmadan çoğunlukla farkedilmeden geçirilir ve tedavi gerektirmez. AIDS gibi bağışıklık sistemini bozan bir hastalığı olan kişilerde ve gebelik sırasında bebek açısından sorun yaratabilir. Aslında insanların neredeyse yarıya yakını yaşamlarının herhangi bir döneminde toxoplazma ile enfekte olurlar ama çoğu kişi de herhangi bir belirti vermez. Genellikle grip benzeri ateş, yorgunluk, halsizlik, kas ve eklem ağrıları gibi hafif belirtilerle kendiliğinden iyileşir.

Ortalama olarak her 1000 gebelikten 1-2 sinde gebelik sırasında akut toksoplazma enfeksiyonu geçirilir. Gebelikte geçirilen enfeksiyonlar da aynen diğer insanlarda olduğu gibi çoğu zaman farkedilemez ve annede şikayetlere sebep olmaz.

Bebeğe ne gibi zararlar verebilir?
Enfeksiyon ilk 3 ayda bebeğe %15 gibi düşük oranda geçebilir. İkinci trimesterde bebeğe geçiş oranı %30, üçüncü trimesterde geçiş oranı %60'tır. Fakat ilk trimesterde bebeğe geçen enfeksiyon daha ciddi sorunlar yaratır. İleri aylarda geçen enfeksiyon daha az sorunlara sebep olur.
Gebelik oluşmadan önce geçirilen enfeksiyon gebelik açısında risk yaratmaz.

Bebeğe geçen enfeksiyon düşük, rahim içerisinde ölüm, beyin hasarı, hidrosefali (beyinde su toplanması), serebral kalsifikasyon, görme problemleri (koryoretinit), zeka geriliği, işitme problemleri, gelişme geriliği, karaciğer ve dalakta büyüme, pnömoni, myokardit, döküntü gibi problemler yaratabilir.

Hastalığın klasik üçlü hasarı yani triadı 1. hidrosefali (beyinde su toplanması), 2. intrakranial (beyinde) kalsifikasyonlar ve 3. koryoretinit (göz hasarı)'dır.

Bazı bebeklerde gebelik sırasında yada doğumdan hemen sonra yapılan testlerde enfeksiyonun bebeğe geçtiği ispatlandığı halde herhangi bir hasar yada anomali gözlenmemiştir.

Bazı bebeklerde ise doğumda bir anormallik izlenmemesine rağmen uzun dönem takiplerinde yıllar sonra görme ve işitme problemleri, nörolojik hasarlar izlenmiştir.

Annede enfeksiyonun tanısı:
Annede parazitin kendisinin yada parazite karşı oluşmuş antikorların tespiti için bazı yöntemler vardır. Bunlar fare inokülasyon testi, hücre kültürü, parazit antijenlerinin belirlenmesi, PCR ile parazit DNA'sının belirlenmesi gibi testlerdir. Annede parazite karşı oluşmuş antikorların tespiti için Sabin-Fendman testi, İFAT, İHA, EIA, ISAGA, ELISA gibi çeşitli testler mevcuttur.

Bu yöntemler ile tespit edilen antikorlardan IgM enfeksiyonun yeni geçirildiğini gösterir. IgG antikoru ise eskiden geçirilen ve bağışıklık kazanılmış enfeksiyonu gösterir. Fakat bu antikorlar her zaman çok net bilgi vermeyebilir. IgM antikoru bazen enfeksiyondan sonra 1-2 yıl boyunca pozitif kalabilmektedir. Bu durumda Toksoplazma IgG avidite testi ile enfeksiyonun ne kadar zaman önce geçirildiği hakkında bilgi edinilmeye çalışılır. Avidite testinin yüksek olması enfeksiyonun en az 3 ay önce geçirildiğini gösterir. Avidite testinin düşük olması enfeksiyonun son 3 ay içerisinde geçirildiğini gösterir.

IgM pozitif, IgG negatif ise bu büyük ihtimalle yeni geçirilmiş bir enfeksiyondur. Hem IgM hem IgG pozitif olan durumlarda test 3 hafta sonra tekrarlanarak antikor titresinde 4 katlık artış olduğu izlenirse bu da yeni enfeksiyon olduğunu ifade eder.

Hem IgM hem IgG antikoru negatif olan kişiler hiç enfekte olmamışlardır ve parazitle karşılaşırlarsa enfekte olma riskleri vardır o yüzden bu gebeler kedi dışkısı, çiğ ve iyi pişmemiş etlerden uzak durmalılar.

Bebeğinizde enfeksiyonun tanısı ;
Enfeksiyonun fetusa geçip geçmediğinin tespiti bazı testlerle mümkün olabilmektedir. Bunlar fetusun kanında parazitin yada IgM antikorunun tespiti yada amnios sıvısında parazitin PCR ile tespiti gibi yöntemlerdir.

Ayrıca enfekte olmuş fetuslarda yukarda anlatılan anomalilerden bazıları ultrason ile de gözlenebilmektedir.

Gebelikte enfeksiyon geçirildiğinde ne yapılmalı?
Gebelikte geçirilen toksoplazma enfeksiyonunun bebeğe kesin zarar vereceği söylenemez, risk yukarıda anlatıldığı gibidir. Bu sözkonusu risk aileye anlatılır, konuşulur ve aile gebeliğin sonlandırılmasını ister ise gebelik sonlandırılır. Aile gebeliğin sonlandırılmasını istemez ise antibiyotik tedavisine hemen başlanmalı ve doğumdan sonra bebeğe de antibiyotik verilmeye devam edilmelidir. Antibiyotik tedavisi bebeğin etkilenmesini önleyemez fakat bebekte oluşacak etkilerin şiddetini azaltır. Bu hastalık için spiramisin, primetamin ve sulfadiazin antibiyotikleri kullanılır. Mutlaka hekiminize danışın. (Burdaki bilgiler tamamen yol gösterici olması için yazıldı , kendi kendinize hekimlik yapmayın , biz boşuna mı okuduk ?? )

Ben gebeliğimi öğrendikten sonra toksoplazma anitikorlarıma baktırdım. Hem İgM hem İgG negatifti. Yani çok dikkatli davranmam gerekiyordu. Çok zorda kalmadıkça dışardan yememeye ve evde hazırladıklarımında temizliğine çok dikkat ettim ve bir süre sokak hayvanlarındanda uzak durdum. (sevdiğimi anladıklarından herhalde nereye gitsem bi kedi bi köpek mutlaka takılır peşime)

Hamile olmanız evcil hayvanlarınızdan  vazgeçmeniz demek değildir Benim kedilerim bana çok bağlılar ve tüm gebeliğim boyunca olduklarından  çok daha sakin davranışlar gösterdiler.  göbeğim büyüdükçe  onlarda   göbeğime daha yakın yerlere yatıp  benimle uyuklamaya  başladılar. 
Korunmak için ne yapalım ?? (Bu sorunun cevabı  kedileri sokağa atalım  köpeklerin kuyruguna  teneke bağlayalım ki   gelirlerse sesi duyar kaçarız degildir )
Gebelikte evde kedi besleyenlerin bazı hususlara dikkat etmesi gerekir:
Kedinin dışkısı ile gebeler temas etmemelidir. Kedinin dışkısını ve kumunu evde gebe olmayan kişiler temizlemeli. Kediye dokunduktan sonra ellerinizi sabunla yıkamalısınız. Köpeklerle bu hastalığın direkt bir ilgisi yoktur ancak kediyle veya kedi dışkısıyla temas etmiş bir köpekten de enfeksiyon alınabilir.
Çiğ et ya da az pişmiş et, salam, sucuk gibi yiyecekleri yememelisiniz.
Çiğ etle çıplak elle temas sonrası ellerinizi iyice yıkamalısınız.
Çiğ eti kestiğiniz bıçakları iyice yıkamalısınız.
Meyve ve sebzeleri bol su ile yıkayarak yemelisiniz ve bunları elledikten sonra da ellerinizi yıkamalısınız.
Kediler dışarı çıkarılmamalı ve konserve besinlerle beslenmeli.
Bahçe ve toprak ile çıplak elle temas edilmemeli, temas edilse bile eller iyice yıkanmalıdır.
Eller ağıza ve göze sürülmemelidir.

Ookist taşıyabilecek sinek ya da böceklerden korunmak amacıyla pencere filtreleri kulllanın.