Translate

bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2014 Cumartesi

Ek Besinlere Geçelim mi ??



Uzun bi aradan sonra yeniden blogdayız. Yazamadığımız dönemde araba ilk uzun yol seyahatimizi
gerçekleştirdik, yürüme denemelerinde bir kaç kez düştük ama yaralanmadan atlattık , yeni arkadaşlar bulduk , aynı anda birden çok dil öğrenen bebeklerle ilgili araştırmalar yaptık , yeni kitaplar okuduk ve tabii ki yeni besinlerle tanıştık. (yazamadığımız zamanda yaptıklarımızı konu alan blog yazılarıda gelicek).


Daha öncede söylemiştim, talihsizliktir ki oğlum 2.5 ay anne sütü alabildi. Sütüm yetmediği için mama vermek zorunda kaldık. Kalpazan biberondan daha kolay beslendiği için mememi görünce ağlayarak çığlıklar atıyor almayı kabul etmiyordu. Herşeyi denedim. Sütüm artsın diye çanakla mercimek yedim , soğanı elma gibi yemeye çalıştım. Anne memesini taklit eden biberonlar denedim. Bunlar içinde en umut vaad edeni medela-calma biberondu. Elbette bir bilim kadını olarak hem emzirme hemde sonraki dönemde ek besinlere başlangıç konularında bir çok şey aradım, literatür bile taradım. İtiraf edeyim kendi branşımla ilgili yazı yazıcak olsam bu kadar özen göstermezdim. En çok sorulan sorulardan biri ek besinlere ne zaman geçileceği idi. Reklamlar dahil heryerde bas bas bağırarak söylenildiği üzere eğer emziriyorsanız ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerek. Zaten ceviz kadar olan bir mideyi başka leylerle şişirip bu mükemmel lütuftan daha az faydalanmalarına aracı olmaya elbette gerek yok. Bizim gibi mamalara yatırım yaptıysanızda öncelikle kuzunun motor gelişimini yani hareketlerini ve diş çıkarma durumunu takip etmeniz gerekiyor. Kendi kendine dönebiliyor , emeklemeye başlamış , başlama safhasında ise ya da diş çıkartıyorsa ek besinlere 6. aydan önce geçilebilir. Bu zaman ortala dört -dört buçuk aya tekabül ediyor. Bizim kuzu ilk dişini 4. ayda çıkarmaya başladı. 5. ayda alt iki diş gülümsediğinde tamamen görünüyordu. Bu diş konusunda geçirdiğim uykusuz gecelerden bahsetmeme gerek yok sanırım. Maksimum 2 saat aralıksız uyku sonrası defaat kere yataktan kalkıp kuzuyu tekrar tekrar uyutmaya çalıştım. Diş çıkarırken ishal, ateş , grip benzeri belirtiler yaşayabiliyorlar başınıza gelirse korkmayın. Ben kuzuyada banada biraz faydası olsun diye yalnızca çok huzursuz olduğu gecelerde calpol ve milupanın gece çayını kullandım. Neyse konuma dönüyorum. Ek besinlere başlamamız 4. ayın sonuna denk geldi. Kuzunun damak tadına yönelik bu başlangıcı yaparken dikkat edilicek en önemli nokta belli besinlere karşı gelişen allerjiler o yüzden ne vericekseniz öncelikle denemeniz gerek. Kahvaltıya yumurta ekliycekseniz önce çeyrek yumurta sarısı ile başlayabilirsiniz. Sonra bir iki hafta içinde tam yumurta sarısına çıkılabilir. Başlangıç kitinin diğer vazgeçilmezi yoğurt. Ben işlenmemiş taze süt alıp evde kendim mayalamayı tercih ettim , ilk bir kaç denemem berbattı ama şu an olayı kıvırabiliyorum. Meyve içinse ilk tercihimiz elma oldu. Metal rendeler vitamin miktarını esnasında azalttığından cam rendede yapmak gerekiyormuş. Uykudan önceki öğündede muhallebi , biraz level artınca sütlaç yapılabilir. Ancak sütün bir yaşına kadar bebeklere verilmesi tartışmalı bir konu , bazı kaybaklar pişirilen öğüne süt katılabileceğini sütü tek başına vermenin allerji oluşturabildiğini söylüyor. Ben yine az miktarda yaparak denedikten sonra sorun olmadığını onaylayıp sütlaç ve muhallebi yapmaya başladım ancak 7 ayın sonuna kadar süt kesinlikle kullanmadım , bebek maması ile muhallebi ve sütlacı hazırlamayı tercih ettim. Bu soft başlangıcı yaptıktan sonra benim gibi mutfakta süper bir aşçı olmaya çok uzak olan kişilerin level atlayacağı kısma geldik işin içine çorbalar girdi. Hepi topu iki çorba biliyorum zaten onunda biri tarhana çorbası , sulandır kaynat tamam. Ama kuzu büyüdükçe tavuklu , et sulu etli sebzeli çorbalar yapmak gerekiyor. Eh sıvadık kolları girdik internete : ).. öncelikle hepinize tavsiye ediceğim bir kitap buldum . Paylaşmayı bir borç bilirim. Kabak sebzesini bile son derece eğlenceli hale getirmiş bu kitabın yazarı çok hoş ve zarif bir bayan aynı zamanda da o kadar zeki ki sayesinde bebe bisküvisi kullanmadan hazırlayabiliceğim kahvaltı alternatiflerim oldu. Elbette size tarifleri vericek değilim ama kitap kapağını paylaşmak isterim. Kitapta kuzunuza 24 aya kadar opsiyonlu çok eğlenceli tarifler var. Yaptığınız sebze çorbasının tadının değişiceğini , bebeğinizin avokadoyla tanışınca ne kadar mutlu olucağını garanti ederim. Ve kitabın yazarı Sibel hanım'a da benm gibi inop bir yemek pişiricisini kuzum için ustalaştırdığı içinde teşekkür ederim.


Başlangıç için taneli  şeylerden uzak durup  yaptığınız herşeyi püreye çevirmek gerekiyor , çünkü bu onların hayatında yeni birşey ve alışana kadar  yutmakta zorlanıcaklar . Tehlikeli bir durumu   önlemek için başlangıçta  bu konuda özen göstermenizi  öneririm. ben  ilk başlarda   tam bir püre kıvamı elde etmek için rondo  kullandım ancak  2 haftanın sonunda  hazırladıklarımı  çatalla  ezmeye başlayarak daha taneli  kıvamlar elde ettim. Kuzum bugun itibariyle nerdeyse 9 aylık ve  kendi bisküvisini ısırarak yiyebiliyor. Bisküvi demişken  ne kadar annelerin kayın validelerin komşu teyzelerin size   kahvaltıyla  ilgili ısrarla vericekleri  tek tarif bisküvi ve yumurtadan ibaret olsana  şahsen  bisküviyi  çok sık kullanmanız  taraftarı değilim İçinde yoğun şeker var.  Tuz ve şeker vererek  çocuğunuz böbreklerini, damarlarını  bu yaştan yormaya gerek yok . Arada  eline bir bisküvi verip dişlerini kaşımasına  izin verebilirsiniz ama  her sabah kahvaltısına  5-6 bisküvi basıp  çocuğa şeker yüklemesi yapmaya ben hekim olarak gerek görmüyorum ve onaylamıyorum .

Yine internette karşıma çıkan bebek  yemekleri ile ilgili bir başka site aslında  blog adresinide hemen buraya ekleyelim ;
 http://bebegiminyemekleri.com

Blogun yazarıyla henüz  iletişime geçemedim ancak kendisinin bir hekim olduğunu  biliyorum ,tariflerde gerçekten çok başarılı .

kahvaltı , çorba  , muhallebi ve yoğurtla yaptığınız bu yumuşak başlangıçtan sonra  aylar ilerledikçe  hazırladığınız  öğünlere farklı meyveler eklemeye başlayabilirsiniz. Bizim  ilk mercimek çorbası verişimizin arkasından gazla defalarca uyandığımız  gece bana süper bir tecrübe oldu  o yüzden gaz yapma ihtimali olan  mercimek , brokoli , bezelye türü şeyleri  eklemeyi biraz geciktirdim ve  eklemeye  başlarkende azar azar  ekleyip sonra  tariflerdeki ölçülere çıktım. 8-9 ay da tavuk , et  9-10 ayda  balık eti  verilmeye başlanılabilir.  Deniz ürünleriyle ilgili söylemem gereken  karides , midye gibi  sığ yerlerden toplanan , içinde kurşun gibi  ağır metal birikimleri bulunduğu ıspatlanmış ürünleri  ve balık dersini  bebeğinize vermeyin.  

Süper bir aşçı olmasanızda  biraz araştırma  , yardım birazda pratikle mutfakta  bebeğiniz için muhteşem  şeyler yaratmaya başlıycaksınız. Pişirme konusunu  aştıktan sonra  farkediceğiniz şey eskiden o uyurken sizde dinlenebilirken  şimdi o uyurken  mutfakta olduğunuz gerçeğidir.  Tüm kuzulara  afiyetler olsun , annelerinin yemekleri en tatlısı  olsun .


P.S; Bebeğinizin eline  bir soğan halkası verip biraz eğlenmeyi unutmayın . Bebekler soğanın tadına bayılır ve soğan doğal bir antibiyotiktir. 



19 Şubat 2014 Çarşamba

bebeğim ve kediler - my baby and the cats

Daha önce gebelikte evcil hayvanlarla ilgili bir yazı yazmıştım . Sıra bebek geldikten sonra evcil hayvanlar da : )..Hayatımın büyük kısmını kedi sahibi biri olarak geçirdim. Henüz bekarken bile ıyy nası bakıyorsun ? Pistir o ? nereye yapıyor tuvaletini ? senin yatagınada yatıyor mu ? gibi sorulara maruz kaldım. Sabırla cevapladım , bilgi verici olmaya çalıştım. Kedileri çocuklarım gibi büyüttüm. At onları artık sokağa diyen oldu. Balkona çim taklidi halı serdim üstüne basamadılar sokakta ne yapar bu garibanlar ? Bir kere hayvan sevmeyen insan sevemez . Ve sevilicek tarafı seçmem gerekse hayvanları seçerdim, hiç biri diğerini çekiştirmiyor ve silah kullanmayı bilmiyor. Gebeliğim ve noyanın ilk 6.5 ayı evde bakımlarını verdiğimiz 3 kızımız( yani kedilerimiz ; isimleri kedi , whiskey ve vodka) geçti. Şu an evdeki kedi nüfusu malesef 2. Noyanın doğumunda en ufak kızımız vodka bir rahatsızlık geçirdi ve sonrasında pek toparlayamadı. İdrarında kan vardı ve çişini tutmakta zorlanıyordu . Evde bebek olduğundan ve problemi burda çözmek imkansız olduğundan veterinerimize bırakmak zorunda kaldık. Uzun bir antibiyotik tedavisi gördü ve kısırlaştırıldı. Eve çok daha sağlıklı döndüğünü söyleyebilirim. Ama ara ara sorunu devam etti ve bebek yüzünden takip edemeyeceğim ve yeterli bakımını sağlayamayacagım için çok sevdiğim ve kedileri delice seven bir arkadaşımdan yardım istedim. Seve seve kabul etti. Zaten yan blokta olduğu için hem gözümüzün önünde , hemde ne lazım olsa her an gidebiliriz yanına.
Oğlum temmmuz ayında dehşet sıcak günlerde doğdu. Daha dogumdan önce eşimle bile kedileri bir odaya kapatcaz , kapatmıycaz kavgasına girmiştik. Hayvan bakanlar bilirler, hepsinin bir karakteri vardır ve sevgiyle bağlı olduğunuz evcil hayvanınızın bazı durumlarda vericeği kararları önceden kestirebilirsiniz. Tıpkı bebek geldiğinde napıcaklar ? gibi.. Elbette hiç birşey yapmıyacaklardı benim cevabım . Genellikle birlikte uyuduğum , çaktırmadan bardağımdan su içmeye bayılan , başım ağrısa hissedip yanıma gelip kıvrılan kedilerim elbette benim canımdan çok sevdiğimi , sevip koruyacaklardı. Zaten gelen giden çok olucak , lohusayım kalkamam -Bebekte çok ufak!!(bu bana ait bir fikir değil) diye eşimin kızları odaya kapatma fikrini kabul etmek durumunda kaldım. Gelen giden gerçekten ilk bir hafta çok yoğundu. Arada mama ve su vermek için içeri girdiğimde deliye dönüyorlardı. Ve onları bir yere kapatmak sadece doğalarını vahşileştirmeye yarıyordu. Noyanın gaz sancısı yüzünden 2 saat boyunca ağladığı , kedilerinde kapalı odadan ağıt yakar gibi miyavladığı gecenin sonunda ben infilak ettim. Ve ağlamaya başladım. Önce oğlumu yatıştırdım , nolur ağlama artık mahvoldum diye sonra kedileri açtım , artık serbest kalıcaklar diye . Resmen sinirlerim boşalmıştı. Zaten kedi sesi insan yavrusuna en yakın ses olduğu için çok etkilermiş bizi. Eh 3 kedi birde noyan oldu mu sana ağlayan 4 bebek: ) .. İlk bir iki gün özgürlüklerine yeniden kavuşmanın şaşkınlığından kuzuyu fark edemediler. Ama evdeki kokunun değiştiğini anladıklarını gayet net belli ediyorlardı. Beşiğin ve kuzuyu salonda yatırdığımız sallanan zımbırtının etrafını koklaya koklaya dolanıyor , kuzu ağladığında da kulaklarını kabartıp sesin kime ait olduğunu bulmaya çalışıyorlardı. Günler geçtikçe yavaş yavaş noyan kucağımda emerken bize sokulmaya başladılar. En büyük kedim kuzunun ayaklarının dibine gelip başını ayaklarının altına sürtüyordu , resmen sev beni diyordu. Yavaş yavaş kuzuyu iyice sahiplendiler. Ben kedilerimin oğlumun başında uyurken nöbet tuttuklarına şahit oldum. Ve özellikle ben mutfağa , banyoya gittiğimde mutlaka biri yanında bekliyordu. Özellikle ufakken asla ve asla ağzına burnuna sokulmadılar kuzunun. Hatta bebeklerin yakalama refleksi saolsun bir sefer birinin tüylerini kavramış hayvan sadece kendini kurtardı ve kaçtı. Tırmalamak için dönmedi bile.Bu arada belirtmek isterim büyük kız adı kedi; vukaatlıdır . Benden başkasına pek yanaşmaz , hatta gayet haşin davranır ve beni çok kıskanır .

Noyanın kedilerle iletişime geçme zamanı yaklaşık olarak 5. ayına denk geliyor olmalı. Öncesinde takip ediyordu gözleriyle ama henüz bu garip tüylü hayvanların ne olduklarına karar verememişti ve ona eğlenceli gelmiyordu. Yerde kollarının üstünde kalkmaya ve yattığı yerde dönmeye başlayınca daha geniş bir açıyı da görmeye başladı elbette. Böylece kedilerin farklı hareketlerini keşfetti. Önce yanından geçerken dikkatle takip ediyor bir taraftanda kıkırdıyordu. Sonra ellerini kullanarak yakalamaya çalışmaya başladı. Herzaman olmasa da bazen yakalıyordu.Birinin bıyıklarını yakalayıp demet halinde çektiğine şahit oldum. Ancak kediler yinede tepki vermedi. Bence onun küçük bir bebek ve benim yavrum olduğunun o kadar farkındalardı ki onlarda kuzuya anne şevkatiyle yaklaştılar. Kuzum üç gün sonra 7 ayını doldurucak. Son bir aydır çılgınlar gibi emekliyor ve ben bu erken hareketlenmenin kedileri taklit etmeye ve onları kovalamaya çalışıtğı için olduğunu düşünüyorum. Ayrıca son bir aydır tutunabildiği eşyalardan destek alıp ayağa kalkmayı deniyor, bu çabası sürekli sonuç vermesede eğer mammaroo'sunda kedi yatıyorsa %100 başarılı bir kalkış yaptığını söyleyebilirim.



Evde hayvanlarla büyüyen bebeklerin motor ve duyusal gelişimlerinin daha hızlı olduğunu ve diğer bebeklere daha sıcak kanlı yaklaştığını bizzat kendi tecrübemden ötürü düşünüyorum . Bizde son durum oğlumla oyun oynarken kızlardan biri gelirse kahkahalarla onu izliyoruz yanımızdan uzaklaşırsa emekleyerek takibe başlıyoruz. Noyan kediyi bende noyanı takip ediyorum. Eğer kuzuyla oynamaya geldilerse üstlerine çıkmasına kulaklarını kuyruklarını ısırıp , cimciklenmeye müsade ediyorlar. Tüylerini çok çekiyor diye veterinerimize traşa yolladık kızları. Biri tekir olduğu için tüyler gidince ineklere benzemiş , siyamında patilerinde kahverengi panduflar giymiş gibi bir görüntü var. Oğlumun kedilerle büyümesini istiyorum. Aldığım bir iki küçük önlem (kedilerin tuvaletini ve mamalarını noyanın ulaşamayacağı bir ev alanında yerlşetirmek, tüyleri ve tırnakları kestirmek gibi) ve aşılarını atlamamak dışında oğlumun onlarla oynamasına izin veriyorum. Sokakta bile çevresinin daha farkında etrafını izliyor. Sanırım dışardayken bir kedi geçer umudu ile etrafı araştırıyor . Oğlumu kedilerle büyütme kararım beni yanıltmadı. Yarar dışında bir sonuç almadım.






Merak ettikleriniz varsa google da farklı kedi ve bebekli ev deneyimleri ile ilgili forumlarda yazılar mevcut. Ev hayvanları ile büyüyen çocuklar daha farkında , daha sorumluluk sahibi oluyorlar. haa birde  allerjik hastalıklara  daha az rastlanıyor bu çocuklarda. Ayrıca alanında uzman psikolog ve psikiyatristlerin ev hayvanı ile büyüyen bebekler üzerine bir çok araştırmaları var. Araştırma fırsatınız olursa hayvanların çocukların gelişimleri üzerine ne kadar olumlu etkileri olduğunu görebilirsiniz. Umarım her bebeğin /çocugun ileride/şimdi tüylü bir arkadaşı olur.  

4 Şubat 2014 Salı

ilk defa hasta olduk biz..

Oğlumun uslu bir çocuk olduğunu sanırdım artık eminim kesinlikle uslu bir çocuk .Doğduğundan beri meğer hiç uyku sorunu çekmemişiz. Genelde 11 gibi uyur benim kuzum. Saat birde uyumadıysa yaramaz çocuk yaftasını yapıştırırız. Sabaha kadarda sadece karnını doyurmak için uyanır. Birkaç gun önce altıncı ayımızı doldurduk hastalıksız kazasız (bir kez ipsiz bungee denemesi haricinde) derken miniciğim ilk defa hastalandı. Kendimi hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim. Birkaç gundur bende hasıl olan boğaz agrısı ve kuru öksürüğü pek önemsemedim ,aslında yaklaşan hastalığın habercisiymiş. Kuzuda bir iki gündür öksürüyordu. Bebekler annelerin sabrını test etmek için garip günleri tercih eder. Huysuzluk yaramazlık yapıcaksa ya da hastalanıcaksa illa ki sizin tek başınıza olduğunuz bir günü seçerler. Bizde babanın nöbette olduğu bir günü tercih ettik elbette. Halbu ki gün harika başlamıştı. Gündüz uykularına dalarken biraz zorlansada ben beşiği sallamaktan , sallarkende o gece iki kişilik yatağa çapraz yatma hayalini kurarken hiçte şikayetçi değildim. Akşam saatlerinde kuzunun öksürüğü bir derinlik kazanmaya başladı. Araya katılan hapşırıklarla daha da renklenen öksürürklerimiz eşliğinde gece yarısını kuzuyu uyutmak için ne numaralar yapabilirim sorusunun cevabını arayarak geçirip yeni güne başladım. Aralarda da arayıp babamıza rapor verdik. O da nöbette çok merak etti , eve de gelemiyor diye.Birde telefondan direktif vermeye niyetlendi hastaneye gidelim hemen diye ama çocuğun ateşi yok , şimdi acile git saatlerce bekle onca daha hasta çocuğun arasında kal ,çocuktan kan idrar istesinler , kan alınınca ağlasın , sen ağla.. stres ..idrarı zaten almayı hiç becereme , gerek yok demem üzerine sonradan toparladı kendine geldi. Babalar annelere kıyasla daha bi stres oluyorlar ama sallayınca geçiyor . Saat 02.00 a kadar arabada sallama sonucu dört kez başarıyla uyuttuğum oğlumu güvenle yatağına yatırıp odadan her çıkışımda bir kere daha uyandı. Ve başa döndük. 2.30da yatak odama sonunda ulaştım. Başucu lambam yanıyor, kitabımı ve sırnaşık kedilerimizi kaçırmak için kullandığım lavanta kokulu banyo sonrası spreyimi yastığın yanına saatler önce koyup hazırlamıştım. Terliklerimi çıkardım yatağa uzandım, yorgana dolanıp kitaba uzanırken önce kediler davrandılar yanına yatıcaz sev bizi diye. Spray saolsun onları kaçırdık .Bir an için sessizlik hakim oldu ve odadan kuzunun sesi gelmeye başladı. Yerimden hemen fırladım. Karnını doyurdum , su verdim. Uyudu. O gece yaklaşık yarım saatte bir olmak üzere uyanan kuzuyu pışpışla , kucakta salla , bebek arabasında salla ,kucakta evi tavaf et tekrar mama ver salla fiillerini gerçekleştirerek geçti. Koridor da kat ettiğim mesafe sabaha karşı artık bana edirne istanbul seyahati gibi geliyordu ve ben jet hızıyla hareket etmek zorundaydım. Bir umut gündüz uyuduğunda bende uyurum diye avuttum kendimi ama elbette olmadı. Geceye göre nispeten daha rahattık. Ben bilmemkaçıncı kahvemi aç karnıma içmiştim. Kuzunun iştahı yerindeydi. Saolsun çok yormadan ne versem yedi. Ama öksürmeye ve arada huysuzlanmaya da devam etti. Termometreyi ve emektar steteskobumu elimin altında bulundurdum ,her fırsatta ateşini ölçüp sırtını dinledim yavrunun. Akşam babamız geldi , ben perişan haldeyim. Ensemdeki saçlar kuzunun minik elleriyle çekilmekten yumak olmuş. Saolsun devraldı nöbeti halime acıyıp. Banyo yapıp uyudum bir-iki saat. Kuzu bir önceki gece beni telef ettikten sonra kendini daha da bir geliştirmiş olucak ki ikinci gece iki yetişkin projesini başlattı. Ayakta sallanmayı zaten sevmiyor. Arabada uyutmaya alıştırmışız. Gözleri kıpkırımzı olmuş ama hala direnişte. Kucağımıza alıp sakinleştiriyoruz. Arabaya koyarken yine KaFa1500 (harrynin süpürgesi) yutmuş gibi dikilip çığlıklar atıyor. Ne biberonla kanıyor , ne emzikle.. Sonunda dişleri çıkarken sürdüğümüz jelden sürdük biraz ağzına, yalanırken uyudu. Ama her öksürükle yeniden uyandığı için bizim nöbet devam etti. Sabah telef edilmiş iki yetişkin olarak uyandığımızda baba çalar saatin sesini hiç duymadığından saat 9 olmuş ,kuzuda öksürüp ağlayıp tekrar uyutulmaktan farımış halde olmasına rağmen hala yatağında güreş tutuyordu. Üzerine ne giyip çıktığını bile hatırlayamadığım babayı işe apar topar yolcu ettik. Davulun sesi uzaktan hoş gelir derler ya.. nolucak yalnız çocuk bakıyorsun, keşke ben evde olsam sen çalışsan diyen adam kuzunun exorcist haliyle bir gece geçirdikten sonra imana geldi. Rapor almış eve gelmiş yardıma . Annemiz bizim , anaların hakkı ödenmez diye boşuna demiyorlar filan dedi saolsun, beni yatırıp tekrar dinlendirdi. Zaten bir kuzu öksürüyor , bir ben.. hapşırıklarımız öksürüklerimiz yarışıyor. Biraz tıbbın mucizeleri , biraz bitki çaylarından faydalanarak uyandığımda yepyeni biri gibi kalkmayı başardım. Baba kuzuyu kanguruya koymuş, evdeki tüm biberonları tüketmiş , meyvesini yediremedim ben bunun diye dem vuruyordu salonda . Tam biberonları yıkayıp ortalığı toplamayı gözüme kestirmişken , baba sen kuzuyu al ben hallederim kalanları diye atladı. Kuzuyu bana sattıktan ! Sonra nerdeyse hiç görmediğim bir hamaratlıkta mutfağı topladı , bberonları yıkadı ve yemek yaptı. Yemeğimizi yedikten sonra da salondaki kanepede inzivaya çekilmek için izin istedi. Müsaade sizin dedim , deliksiz uyumuşum 2-3 saat , seni mi kırıcam babacık :)..Gün içinde kuzuya rahatlasın diye bir kaç kez ilaç vermek zorunda kaldık. Yavrum tadını beğenmiyor , ağzını açmıyor , burnunu sıkıp vermeye çalışıyoruz koluyla kaşığa vuruyor, bu kez kollarını tutup burnunu sıkığ ağzını açtırıyoruz . Ağlayıp ortalığı yıkıyor. Sonra alıyorum kucağıma sümüklerini bi yandan çekip bi yandan omzuma silip rahatlıyor. Ağlaması kesilince çok bağırdı diye öksürük artıyor .Baba uyuklarken kuzuda biraz uyukladı. Bende yanlarında biraz ayaklarımı uzattım (10 dakika) sonrada rutin ev işlerinden yapabildiklerimi elden geçirdim. Akşam banyosunu yaptırıp yeni kıyafetler giydirdik. Biraz rahatladı. Sonra yeni işkence metodu bulduk ,burnu biraz tıkanır gibi oldu , serum fizyolojik sıkalım vakitlice de tıkanmasın tam dedik. Bir posta daha ağlattık kuzuyu. Gece biraz keyfi geldi. Oyun oynadık ,bu sefer onun istediği kadar televizyon izledik ve gece öğününü yedirmek için bildiğimiz diğer maymunlukları yaptık . Babamızı erken yatırdık ki benim pilim biterse çıldırtıcak bi veli kalsın kuzuya diye. Gitmeden babamız tarafımıza 2014 /1 olarak numaralandırdığı gelen evrakı takdim etti. Aynen aktarıyorum;
Aile İdaresi Başkanlık Makamına,(hımm bana hitap ediyor)
Muhterem karıcığım, 06.08.2008 tarihinden itibaren hizmet vermekte olduğum ve gurur duyduğum aile iş istihdamı ile ilgili olarak nacizane aksaklık tespitim bulunmakta.
İş bu dilekçeye konu olan benden olma senden çıkma huysuz oğlum nomin paşanın bakımına istihdam edilmem bu konudaki düzeltilemez yeteneksizlik , bilgi ve tecrübesizliğim ortaya çıkmıştır. Bu durumda bilgi beceri ve yeteneklerim göz önüne alınarak daha uygun hizmet alanlarına istihdam edilmem gerekliliğini gerek siz gerekse benim memnuniyetim ve ailemizin ve muhterem ailemizin babası nazicane ben açısından hayati öneme haiz olduğunu düşünmekteyim.
Gereğini arz ederim.


Yüzümde bir gülümseme , bu gece ki nasıl uyumak istiyorum bulmacasını çözmeye başladım. Takribi 3 saat sürdü kuzunun uykuya dalması. Kucağımda gezerken başını omzuma koydu , sümüklerini üstüme silip saçlarımı minik parmaklarıyla yolarken uyudu. Korkarak yatağına koydum. Ama şansım yaver gitti. Minik kuzular , hastalığınız dert oluyor bize.. Burnunuzu çekmeyi bilmiyorsunuz , sümükleri çıkarmayıda .. kendi öksürüğünüzden korktuğunuz oluyor.. Ateşiniz çıksa , bizim eteklerimiz tutuşuyor. Eminim her annenin gördüğü en güzel en sevimli sümüklü burun kuzusununkidir , ama siz yinede hasta olmayın e mi..??





28 Ocak 2014 Salı

To my Nominik Toretto - İlk göz ağrım Noyan'a

Canım oğlum , minik kuzum , ipek tenli meleğim ,

şimdi yanı başımda uyuyorsun ,kirpiklerin gül yaprağı gibi dudakların insana umudu , masumiyeti yeniden öğretiyor. Dünya pis bir yer ;korna sesleri , egzos dumanı , hava kirliliği , yolsuzluk .. ne ararsan var. Bu yetişkinler oyun oynamayı bile bilmiyor. Sen karnıma düştüğünde biz dünyamızı değiştirdik. Seni herşeyden uzak tutmak için değiştik. Umutlarımız daha bir yeşerdi. Geleceğe daha güler yüzle baktık. Daha sağlıklı olmaya çalıştık yanında uzun süre kalabilmek için. Sana içimde güzel bir yuva kurabilmek için. Tam dokuz ay boyunca seninle tanışıcağım günü bekledim . Ellerinin yüzünün hayalini kurdum. Her kontrolde pür dikkat baktım o minik ekrana ..Nerdeyse Gebe ultrasonunun uzmanı oldum .Hareketlerini hissettim , tekmelerinle mutlu oldum. Tekmelemediğinde gidip bol bol çikolata yedim Sürekli göbeğimi sevdim .Güzel müzikler dinledim. Aynaların karşısına geçip göbeğimi izledim . Bol bol fotoğrafını çektim içerdeyken bile. .Sen karnıma düştüğünden beri günlükler tuttum sana hiçbirşeyi kaçırma diye. Bütün bebek mağazalarını gezdim. Doğduğun gün yeni bir dünya verdin bize. Artık aynı bedeni paylaşmasakta sonunda minik ellerini öpebilmek, boynunu koklamak kısmet oldu. Kucağımdan bir dakika bile alsınlar istemedim seni. Çoook uzun yollardan gelmiş minik meleğim , ben sen uyurken bile baş ucunda seni izliyorum .Başını boynuma güvercinler gibi yaslıyorsun bende ensenden içime çeke çeke kokluyorum .Sımsıkı sarılıyorum sana , göğsümden içeri sokasım geliyor. Çokta çabuk büyüyorsun kuzucuk. Boyun uzadı , ağırlaştın dişlerin bile çıktı . Artık birlikte daha çok şey yapabiliyoruz , oyun oynamaya bile başladık. Lokum gibi kulların bacakların .. ısırsam doyamam ..Diyeceğim oku ilk göz ağrım ; aşık oldum sana işte ..seni koşulsuz şartsız karşılıksız çok seviyorum .