ha geldi ha gelcek gelcek mi acaba??! derken koskoca yazın yarısını yedik .. Güzel İzmirden minik ailemle birlikte bildiriyorum buralar yanıyor çok sıcak tam istediğimiz gibi.. kuzu havuza girsin , kuzu gezsin , şuraya gidelim memlekete uğrayalım derken yazamadık buralarda bir süre .. 19 mayısta havuzumuz açıldı beri minik keretta kerettamla yüzme hevesindeyiz. Kahvaltımızı edip sabah uykumuzu uyuyup hazırlanıyoruz havuz başına. 4 kat aşağımı iniyoruz meksikaya mı taşınıyoruz onu anlamıyorum inene kadar kadar çünkü sırtımda sıpa kadar sırt çantası , önümde kanguruda asılı bebe elimde kocaman bir deniz simidi , öğlen uykusunu rahat uyusun hatta rahatı geçtimde uyusun diye bebek arabası hımbıl hıkış iniyoruz aşağıya. Bir de bu yolun dönüşü var elbet. o hatırladığı kadarıyla suyun içinde çırpınırken anası iki büklüm su yutmasın diye çocuk havuzunda boy gösteriyoruz. Kollarımın arasında öne eğilmiş minik kaplumbağamı yüzdürürken arkamda taşıdığım fazla kilolarımın ağırlık merkezimi teknik olarak desteklemesi gerekirken sıpanın su sefasının bitmesini bekliyorum. Sudan onu çıkarıp kendimin iki büklümden tek büklüme geçmesi biraz zaman alıyor çünkü yaptığım eğilerek havuzda yürüme antremanından sonra doğrulmak gayet ağrılı sancılı yüz buruşturucu oluyor. Bu eğlencemizde olurda yakınlarda başka çocuklar varsa ve bebek havuzu eğlenceleri arasındaysa benim sıcaktan kavrulmuş tenime sıçrattıkları su alışveriş merkezinde gezerken üzerime şu büyük su pompası tüfekleriyle buzlu su sıkılmış hissi yaratıyor. Yine de geri kalmıyorum azimli anneyim maksat sıpa suya alışsın sevsin mümkünse ceninliğine dönüp yüzmeyi hatırlasın.
Artık iyiden iyiye daha hareketliyiz. jet gibi emekliyoruz . Evdeki tüm çekmeceleri açmayı öğrenmenin yanısıra gördüğümüz her koltuğa tırmanıp her masaya asılıyoruz. Elektrik prizleri evdeki 2 torba oyuncaktan daha çekici , özellikle telefon şarj kabloları olmak suretiyle kablo ısırmak diş kaşımanın en iyi metodu olduğunu öğrendik.
Ayakta dengede durmaya başladık hemen ardından sağdan soldan yardım almadan adım atma hevesi başladı. popo üstüne çakılarak oturma tecrübeleri olsada vazgeçmedik . Bir adım iki adım oldu iki adım beş..Ve yürümeye başladık. Ördek yavrusu gibi yalpalaya yalpalaya iki kolu havada dengede durmaya çalışarak yürüyor veledim .
keratayla burdan veremediğimiz kiloların olduğu yerin dibindeki markete gidene kadar arabada geçirdiğimiz süre işkence olsada bir maceraya atılalım dedik ve eşimin tatilini memlekete gündüz vakti yola çıkarak değerlendirdik. yanıma bir sırt çantası dolusu oyuncak aldım. Bir oyuncak arabada istemediği koltukta bağlı oturan bebeği yaklaşık 3.5 dakika oyalayabiliyor. on oyuncak herbiri üç buçuk dakikadan 35 dakika. Gittiğimiz yol hiç durmassak 8 saat. Mantıklı bulmamama rağmen eşim yolda outletlerde ve istediğim her çiş molasında durmaya söz verdiğinden kabul ettim. Yolda uyku saatlerinde durup bebek arabasıyla gezdirerek uyutmayı denedik . molalarımızdan biri 2 saat aldı. sonuçta keretta keretta uyumadı . Memlekete 15 saatte vardık . Memleketin sivri ve karasinekler tarafından istila edildiğine şahit olduk. Üstümüze bir sürü kimyasal sıkıp hayvanları şaşırtmaya çalıştık ama sanırım evrim onların iq'ları üzerinde olumlu ilerleme kaydetmiş. Hem şehirleşmişler, hem güçlenmişler hemde bu sinkov numaralarına gelmiyorlar artık. Arkalarından duman çıkan arabalarla bu hayvanları kurutmaya çalışsalarda ben o ilacın insanlar üzerine daha etkili olduğunu düşünüyorum. Bu sineklerin yakında kendi devletleri bile olabilir hani ..
Dönüşte benim yeğenler(2) ve eşimin kardeşide geldi. Evde 5 koca bir küçük insan olarak ikamet ettik. hiç bu kadar uzun süre bu kadar kalabalığa yemek yapmamıştım. iki kişilik ailemize yemek yapmaya erindiğim günler adına pişmanlık duydum . Epey pratik yaptım , yapıyorum. Gençler ev işlerine ve noyanın uyku ve oyun saatlerine yardımcı olmaya başladılar.Beni epey rahatlattı bu durum. Hani malikanem olsa yanıma taşınsınlar isterdim .Şimdilik kuzu kanguruda uyumaktan vazgeçti bu kez bebek arabasında uyuyor. Koyuyoruz mersosuna ileri geri sallıyoruz saç kurutma makinası ya da rock müzik eşliğinden , mızıltı sesi gelirse ileri geriden tam tura çeviriyoruz. Araba ne kadar yalpalarsa uyku o kadar çabuk geliyor bu nedenle favorim sokakta mümkünse arnavut kaldırımlı bi yerde bebek arabasını sürerek uyutmak. Gece uykularımızda malesef değişti. Benim bildiğim bebek denen canlı önce sık sık uyanır sonra bu aralıklar açılır en son sabahlara kadar osura osura uyur bizde malesef tersi söz konusu . Benim melek gibi uyuyan veledim gece yatakta döne döne kendini uyandırıyor. sonra mutsuz bir ağlama ..Her gece asker ediyor bizi 2-3 saat.
Son iki aydır nerdeyse her gün geçen yıl bu zamanlar içerdeydi muhabbeti yapıyoruz. Biliyorum ilkokula gidene kadar kalmıcaktı orda çıkıcaktı elbet. taze ebeveyn romantizmi bu olsa gerek. Efendim geçen yıl bu zamanlar oğlum karnımdaydı.taklalar atıyordu içerde ..o hareket etsin diye ben tazmanya canavarı gibi mutfakta ne varsa silip süpürüyordum. Birde geçen yıl bu zamanlar 89 kiloydum ellerim ayaklarım fil gibiydi ..
Bugün 21 temmuz (yani ben yazmaya başladığımda 21 temmuzdu. Artık değil. sıpa uyanmadan şu yazıyı bitirebilsem ne iyi olur. ) Keretta kerettam dolu dolu bir yaşında.. sancılarımı ve onu kucağıma aldığım anı tekrar tekrar izliyorum kafamda . elleri ayakları büyüdü boyu uzadı. Tam 8 tane dişi var. artık her yemeği yiyor. yatağın içinde kaybolurken şimdi doldurur oldu yatağı. Yattığı yerde dönemezken şimdi yürümeye başladı. tek çıkardığı ses kapı gıcırtısıyken şimdi dolby stero sistem ağlamaktan tutta basit kelimelere kadar her türlü şeyi duyabiliyoruz. Bir yıldır hergün birlikteydik,hergün öpüştük sarıldık koklaştık. iyice alıştık birbirimize, etle tırnaktan öteyiz hani. veledim,sıpam , kuzum, küçük sevgilim , kedilerimizin korkulu rüyası ,karnımın en hassas yeri, uyku devletimin bölücüsü, aşk devletimin kurucusu ,hızlı çamaşır kirleticim ,emekleme şampiyonum , çekmece karıştırıcı kasırgam ,etim ,tırnağım kemiğim sen yokken ne yapıyor muşum ben ? ne çirkinmiş dünya ..uykusuz gece geçirmek sebebi sensen ne güzelmiş. Hoşgelmişsin aslan yavrum. İyi ki doğmuşsun emanetim .İyi ki varsın teninin kokusuna yandığım. Pek çok seviyoruz seni ..
Translate
21 Temmuz 2014 Pazartesi
11 Mayıs 2014 Pazar
Anne olunca anlarsın diyen herkese .. annelere ..anneme ..Buruk mayıs aylarının sonuna ..
Bugün çok özel bir gün..Bu gün
benim ilk anneler günüm.. İlk cumhuriyetim , ilk çocuk
bayramım.. On yıldır kutlayamadığım gün bugün.. Beni taşıyan
, ilk nefesime neden olan canım beni çok erken bırakmak
zorunda kaldı. Belki de emindi yapabiliceklerimden , başarır dedi,
çabuk gitmesi gerekti. Bİliyorum kalmayı çok istedi ama
kalamadı. Eğer konu anneyse her ölüm erken işte .. Mayıslar
hep zordu bugüne kadar . İçimde büyüttüğüm minik yavrum beni
yıllardır süren mayısın kasvetinden kurtardı. Farkettim ki
bugün ilk defa anneleri yanlarında olanları kıskanmadım çünkü
boynuma sarılan bir çift minik kol vardı.
Minik kuzum sabah yine erkenden
uyandı. Beni görür görmez kollarını uzattı boynuma. Babamızı
pazar istirahatine ait olduğu salondaki koltuğuna yatırıp
kuzunun kahvaltısını hazırladık. Gözlerinin içi gülerek
baktı bana , hiç zorluk çıkarmadan yedi yemeğini. Günlerdir
ellerini çırpmayı öğretmeye çalışıyorum bir an durdu yüzüme
baktı güldü ve alkış tutmaya başladı. Oğlum beni bugün
anneler gününde alkışladı. Tabi hemen bu anı kaydettim tüm eş
dost tanıdık ve kuzunun fan kitlesine gönderdim. Rutin
saatimizde kendimizden daha çok nasıl kaka yaparız deneyini
tekrar ettik. Kakası yine gül kokuyordu (bence) . Biraz sabah
oynşamasından sonra meleğimin uykusu geldi. Benim için sabah
sporu olan uyutma seansına başladık. Takip edenler bilir oğlum
kanguruda uyuyor. Tabi koy kanguruya sokak lambası gibi dur uyumaz.
Bir müzik olucak tempoyla yürünecek ya da ritmik hareketler
yapıcaksın filan. Biraz da ben alıştırdım sanırım , bir
hastalığında kucağımda uyumaya başladı hala da böyle devam
ediyor. Duyuyorum bazen ee napıcaksın sonra aman böyle alıştırma
diyenleri .. Valla takdir-i Noyan diyorum . Paşa nasıl isterse
öyle uyur zaten hergün huyu değişiyor kuzuların elbet bi gün
başka bi türlü uyumayı seçicek. Biz yine kucak kucağa uzandık
koltuğumuza kestirdik. Gözlerini açar açmaz beni gördüğünden
öyle bir gülümsüyor ki .. Yine öyle bir sabahtı .Yüzüme baktı
güldü hafiften kıkırdayarak, sonra pembe yanaklarını tekrar
göğsüme dayadı utanır gibi yine kaldırdı başını daha
büyük bir kahkaha attı. Ben daha güzel uyanan birini görmedim
hayatımda . Şimdi gülünce dişleri de görünüyor , iyice
haşarı , afacan bir ifadesi var artık. Baba akvaryumu seyrettiğini
iddia ettiği koltuğunda hala yüzü duvarı dötü akvaryuma dönük
uyuyordu. Kahvaltıyı hazırlarken arada mırıldanma homurdanma
gibi sesler işittik ama aldırmadık . İşimiz bitince birlikte
uyandırdık babişkoyu. ( - Yaaa bana babişko demeyin diyor : )
Harika bir kahvaltıydı masamızda
herşey vardı, örtüüy çekip herşeyi yere indirmeyi planlayan
minik eller , kahkahalar , yeni öğrenilen alkış numarası
,itiraz etmeden yenilen kaşıklar , doyduktan sonra mancınık
olarak kullanılan kaşıklar ve bol bol aşk ve sevgi. Ben masayı
toplarken baba ile oğulu bahçeye yürüyüşe yolladım yukardan
pencereden bir süre onları izledim . Sonra öğlen uykusu meyve
saati .. o kadar yemek ve uykunun enerjisini yakmak için oyun saatimizi yaptık .Bütün oyuncakları önüne yaymama rağmen artık emekleme becerilerini bir kenara bırakıp yürümeden tırmanmaya başlayan önce koltuğa sonra kitaplığa tırmanmaya çalıştı , bir kaç sefer kafasını vurma tehlikesi ile yüreğimi ağzıma getirdi. Hasarsız atlattık. Hep birlikte akşam yemeğimizi yedik. Noyan doyduktan sonra
masasındakileri yere atarak eğlenmeye karar verdi.Bu şekilde yerçekimin esprili birşey olduğunu bize kanıtladı çünkü her düşen şeyden sorna gözümün içine bakıp gülüyor. Herkesin karnı
doyunca ben masayı toparladım. Kuzunun banyosunu yaptırdım
.Meleğim dokuz buçuk gibi dirensede uykusuna yenildi. Kanepede
karşılıklı yerlerimizi aldık, bende biraz keyif yapmak için
meleğimi hemen götürmedim yatağına ..saçlarını kokladım
arada öpücükler kondurdum . Ellerini tuttum okşadım. Çok güzel
bir gündü , anneler günüydü. Aynı dün ve önceki gün ve
önceki ... gibi ! Çünkü o doğduğunda hayatıma bir mucize
dokundu. O doğduğundan beri anneyim ve acım biraz hafifledi. O
doğduğundan beri meleklerin var olduğuna ve hatta birinin yanımda
birininde yukardan bizi izlediğine inanıyorum. Gün neredeyse
biticek gece yarısına az kaldı ve ben annemi hergün özlüyorum , yatıp dinlenmem gerek yarın
yine anneler günü..
19 Nisan 2014 Cumartesi
Ek Besinlere Geçelim mi ??
Uzun bi aradan sonra yeniden blogdayız.
Yazamadığımız dönemde araba ilk uzun yol seyahatimizi
gerçekleştirdik, yürüme
denemelerinde bir kaç kez düştük ama yaralanmadan atlattık ,
yeni arkadaşlar bulduk , aynı anda birden çok dil öğrenen
bebeklerle ilgili araştırmalar yaptık , yeni kitaplar okuduk ve
tabii ki yeni besinlerle tanıştık. (yazamadığımız zamanda
yaptıklarımızı konu alan blog yazılarıda gelicek).
Daha öncede söylemiştim,
talihsizliktir ki oğlum 2.5 ay anne sütü alabildi. Sütüm
yetmediği için mama vermek zorunda kaldık. Kalpazan biberondan
daha kolay beslendiği için mememi görünce ağlayarak çığlıklar
atıyor almayı kabul etmiyordu. Herşeyi denedim. Sütüm artsın
diye çanakla mercimek yedim , soğanı elma gibi yemeye çalıştım.
Anne memesini taklit eden biberonlar denedim. Bunlar içinde en umut
vaad edeni medela-calma biberondu. Elbette bir bilim kadını olarak
hem emzirme hemde sonraki dönemde ek besinlere başlangıç
konularında bir çok şey aradım, literatür bile taradım. İtiraf
edeyim kendi branşımla ilgili yazı yazıcak olsam bu kadar özen
göstermezdim. En çok sorulan sorulardan biri ek besinlere ne zaman
geçileceği idi. Reklamlar dahil heryerde bas bas bağırarak
söylenildiği üzere eğer emziriyorsanız ilk 6 ay sadece anne sütü
verilmesi gerek. Zaten ceviz kadar olan bir mideyi başka leylerle
şişirip bu mükemmel lütuftan daha az faydalanmalarına aracı
olmaya elbette gerek yok. Bizim gibi mamalara yatırım
yaptıysanızda öncelikle kuzunun motor gelişimini yani
hareketlerini ve diş çıkarma durumunu takip etmeniz gerekiyor.
Kendi kendine dönebiliyor , emeklemeye başlamış , başlama
safhasında ise ya da diş çıkartıyorsa ek besinlere 6. aydan
önce geçilebilir. Bu zaman ortala dört -dört buçuk aya
tekabül ediyor. Bizim kuzu ilk dişini 4. ayda çıkarmaya
başladı. 5. ayda alt iki diş gülümsediğinde tamamen
görünüyordu. Bu diş konusunda geçirdiğim uykusuz gecelerden
bahsetmeme gerek yok sanırım. Maksimum 2 saat aralıksız uyku
sonrası defaat kere yataktan kalkıp kuzuyu tekrar tekrar
uyutmaya çalıştım. Diş çıkarırken ishal, ateş , grip
benzeri belirtiler yaşayabiliyorlar başınıza gelirse korkmayın.
Ben kuzuyada banada biraz faydası olsun diye yalnızca çok
huzursuz olduğu gecelerde calpol ve milupanın gece çayını
kullandım. Neyse konuma dönüyorum. Ek besinlere başlamamız 4.
ayın sonuna denk geldi. Kuzunun damak tadına yönelik bu başlangıcı
yaparken dikkat edilicek en önemli nokta belli besinlere karşı
gelişen allerjiler o yüzden ne vericekseniz öncelikle denemeniz
gerek. Kahvaltıya yumurta ekliycekseniz önce çeyrek yumurta
sarısı ile başlayabilirsiniz. Sonra bir iki hafta içinde tam
yumurta sarısına çıkılabilir. Başlangıç kitinin diğer
vazgeçilmezi yoğurt. Ben işlenmemiş taze süt alıp evde kendim
mayalamayı tercih ettim , ilk bir kaç denemem berbattı ama şu
an olayı kıvırabiliyorum. Meyve içinse ilk tercihimiz elma oldu.
Metal rendeler vitamin miktarını esnasında azalttığından cam
rendede yapmak gerekiyormuş. Uykudan önceki öğündede muhallebi
, biraz level artınca sütlaç yapılabilir. Ancak sütün bir
yaşına kadar bebeklere verilmesi tartışmalı bir konu , bazı
kaybaklar pişirilen öğüne süt katılabileceğini sütü tek
başına vermenin allerji oluşturabildiğini söylüyor. Ben yine
az miktarda yaparak denedikten sonra sorun olmadığını onaylayıp
sütlaç ve muhallebi yapmaya başladım ancak 7 ayın sonuna
kadar süt kesinlikle kullanmadım , bebek maması ile muhallebi ve
sütlacı hazırlamayı tercih ettim. Bu soft başlangıcı
yaptıktan sonra benim gibi mutfakta süper bir aşçı olmaya çok
uzak olan kişilerin level atlayacağı kısma geldik işin
içine çorbalar girdi. Hepi topu iki çorba biliyorum zaten onunda
biri tarhana çorbası , sulandır kaynat tamam. Ama kuzu
büyüdükçe tavuklu , et sulu etli sebzeli çorbalar yapmak
gerekiyor. Eh sıvadık kolları girdik internete : ).. öncelikle
hepinize tavsiye ediceğim bir kitap buldum . Paylaşmayı bir borç
bilirim. Kabak sebzesini bile son derece eğlenceli hale getirmiş
bu kitabın yazarı çok hoş ve zarif bir bayan aynı zamanda da o
kadar zeki ki sayesinde bebe bisküvisi kullanmadan
hazırlayabiliceğim kahvaltı alternatiflerim oldu. Elbette size
tarifleri vericek değilim ama kitap kapağını paylaşmak isterim.
Kitapta kuzunuza 24 aya kadar opsiyonlu çok eğlenceli tarifler
var. Yaptığınız sebze çorbasının tadının değişiceğini ,
bebeğinizin avokadoyla tanışınca ne kadar mutlu olucağını
garanti ederim. Ve kitabın yazarı Sibel hanım'a da benm gibi inop
bir yemek pişiricisini kuzum için ustalaştırdığı içinde
teşekkür ederim.
Başlangıç için taneli şeylerden uzak durup yaptığınız herşeyi püreye çevirmek gerekiyor , çünkü bu onların hayatında yeni birşey ve alışana kadar yutmakta zorlanıcaklar . Tehlikeli bir durumu önlemek için başlangıçta bu konuda özen göstermenizi öneririm. ben ilk başlarda tam bir püre kıvamı elde etmek için rondo kullandım ancak 2 haftanın sonunda hazırladıklarımı çatalla ezmeye başlayarak daha taneli kıvamlar elde ettim. Kuzum bugun itibariyle nerdeyse 9 aylık ve kendi bisküvisini ısırarak yiyebiliyor. Bisküvi demişken ne kadar annelerin kayın validelerin komşu teyzelerin size kahvaltıyla ilgili ısrarla vericekleri tek tarif bisküvi ve yumurtadan ibaret olsana şahsen bisküviyi çok sık kullanmanız taraftarı değilim İçinde yoğun şeker var. Tuz ve şeker vererek çocuğunuz böbreklerini, damarlarını bu yaştan yormaya gerek yok . Arada eline bir bisküvi verip dişlerini kaşımasına izin verebilirsiniz ama her sabah kahvaltısına 5-6 bisküvi basıp çocuğa şeker yüklemesi yapmaya ben hekim olarak gerek görmüyorum ve onaylamıyorum .
Yine internette karşıma çıkan bebek yemekleri ile ilgili bir başka site aslında blog adresinide hemen buraya ekleyelim ;
http://bebegiminyemekleri.com
Blogun yazarıyla henüz iletişime geçemedim ancak kendisinin bir hekim olduğunu biliyorum ,tariflerde gerçekten çok başarılı .
kahvaltı , çorba , muhallebi ve yoğurtla yaptığınız bu yumuşak başlangıçtan sonra aylar ilerledikçe hazırladığınız öğünlere farklı meyveler eklemeye başlayabilirsiniz. Bizim ilk mercimek çorbası verişimizin arkasından gazla defalarca uyandığımız gece bana süper bir tecrübe oldu o yüzden gaz yapma ihtimali olan mercimek , brokoli , bezelye türü şeyleri eklemeyi biraz geciktirdim ve eklemeye başlarkende azar azar ekleyip sonra tariflerdeki ölçülere çıktım. 8-9 ay da tavuk , et 9-10 ayda balık eti verilmeye başlanılabilir. Deniz ürünleriyle ilgili söylemem gereken karides , midye gibi sığ yerlerden toplanan , içinde kurşun gibi ağır metal birikimleri bulunduğu ıspatlanmış ürünleri ve balık dersini bebeğinize vermeyin.
Süper bir aşçı olmasanızda biraz araştırma , yardım birazda pratikle mutfakta bebeğiniz için muhteşem şeyler yaratmaya başlıycaksınız. Pişirme konusunu aştıktan sonra farkediceğiniz şey eskiden o uyurken sizde dinlenebilirken şimdi o uyurken mutfakta olduğunuz gerçeğidir. Tüm kuzulara afiyetler olsun , annelerinin yemekleri en tatlısı olsun .
P.S; Bebeğinizin eline bir soğan halkası verip biraz eğlenmeyi unutmayın . Bebekler soğanın tadına bayılır ve soğan doğal bir antibiyotiktir.
Etiketler:
anne,
bebek,
diş,
dş çıkarma,
ek besin,
gıda,
ilk altı ay anne sütü,
soğan,
yemek kitabı
8 Mart 2014 Cumartesi
Lütfen dikkat: size minik bir haberimiz var
Çocuk sahibi olmaya karar verdiğimizde
herşeyi planlamıştık. Çalışmalara başladık. Ben bütün
yumurtlama tarihlerimi not ettim. O tarihlerde ikimizde nöbet
almamaya çalışıyorduk.Noyan'a hamile olduğumu öğrendiğimde
tarih 7 kasımdı. Minik kuzum birkaç hücreden oluşuyordu. Daha
beta-hcg düzeyi tahlilde 7 çıkmıştı. Henüz süper sperm
yarışının kazanananı benim kıymetli yumurtamla henüz sadece
bir kaç gün geçirmişti yani. Bu haber dünyamızı değiştirdi.
İkimizde mutluluktan uçuyorduk. Henüz ortaya çıkmamış
karnıma dokunup seviyorduk, konuşuyorduk onunla . Merak içindeydik.
Onunla tanışmak için can atıyorduk. Hangimize benziycek, neleri
sevicek, çok gazı olucak mı, rahat uyuyucak mı ..?? İlk
hareketlerini hissettiğimde çok mutlu olmuştum. O içerde
kımıldadıkça ben gülümsüyordum. Kimse o anlarda hiç birşey
yokken neden güldüğümü anlayamıyordu. Kımıldasın ,tekmeler
atsın diye avuç avuç çikolata yediğimi bilirim. Göbeğim
büyüdükçe fotoğraflarınıda çektim bazen hareket ederken
videoya kaydediyordum. Ya da üstüne yazı yazıyorduk özel bir günse ..İçerdesin ama bak dışarda o zaman bu oldu diye ona
göstermek için. Her kontrolde büyüyüşünü izledim.. Kuzum ,
mutluluğum , minik elli büyük aşkım 2013 temmuzda aramıza
katıldı. O an büyümeyeceğine karar verdim. Hem onu taşımak,
hem doğurmak hayatımdaki en keyfli tecrübeydi. Ona en çok
kardeş vermek istedim. Benden , babasından daha can olucak , ona
sırdaş arkadaş olucak bir kardeş. Eşiminde benimde aklımızda
bu vardı. Zaten Noyan bana öyle büyük bir keyif verdi ki kariyeri
bırakıp kendimi çocuk yapımı ve bakımına adayabilicek kadar
anne hissediyorum. Arada eşimle kuzuyu uyutup hayalini kuruyorduk
ikinci kuzunun. Noyan biraz büyüsün ben işe başlıyım sonra
bir kuzumuz daha olsun diye konuşuyorduk. Zaten çocuklu aileler
bilir , bebek gelir onun girdiği kapıdan da cinsel hayat seksilik
libido çıkar . Bütün gün ve gece koşturmaktan yorgun düşen
bedeninizin yatağa girdiğin de aklına ilk gelen şeyin sevişmek
değil de uyku olması çok normal. Her bebek ayrı zor, her bebeğin
her günüde kendine göre değişik. Bu küçük adamların
yattıkları saatte belli olmuyor , kalktıklarıda
..Hastalanıyorlar , en uslusunun bile huyu değişiyor. Birde kırk
yılda bir canınız çekti, sevişesiniz geldi diyelim , yafrunun
babasına bir bakış attınız. Adam hemen aldı sinyali zaten
dibinizde bitti.(adamlar zaten berbat halde , iyice sensitizasyon
artıyor tabi) Tam o dudaklar birbirine uzanıyor corkkk diye
yapışıcak ki kuzu çığlığı basıyor. Oğlum bi beş dakka
daha uyusaydın diyor baba (5 dakikaya razı!)Tüh diyor , gene
kaçırdık şimdi bekle dur. Hanımın canı çekicekte , velet
uyuyacakta ..
Bizimkide bir hastalık atlattı bütün
düzenimiz değişti. Gece melek gibi uyuyan çocuğun kaç kere
kalkıcağı belli olmuyor. Hiç kalkmasa 4-5 kere uyanıyor
bazısında mama yemek yetmiyor gerçekten açıyor uykusuna bir
daha uyutmak zorunda kalıyorum. Zaten sadece kanguruda uyuduğu
için belim ve omuzlarım beyaz bayrağı çekip teslim olmak üzere
.Muhtemelen boyum bile kısaldı. Devlet memuru gibi uyanıyor
sabahın 7'sinde akşamda gece yarısından önce uyumuyor. Şimdi 7
de bizi dikiyor ama yarın öbür gün uyan okul vakti desek ,döner
poposunu uyumaya devam etmek ister . Eh bu tempoya bi yandan yemek
yap , ortalığı topla bi de gece yatakta aktivite göster olmuyor
tabi. İkimizde birbirimize bakıp iç çekiyoruz , çok özledim
seni diyor. Bende özledim diyorum. Çocuğu beslemeye devam
ediyorum. Bir aydır kardeş gibiyiz. Uykusuzluktan adımı unutmak
üzereyim. Kuzunun bize acıdığı bir hafta sonu ,kader bu ya ev
toplu yapıcak iş yok eşimle hasret gideresimiz geldi. Kuzuyu
uyutuyoruz , öpüşüyoruz, koklaşıyoruz, hasret gidermenin
gerekliliklerini yerine getiriyoruz uyanınca rutin bebekli aile
günümüze geri dönüyoruz. Bir haftasonunu böyle geçirdikten
sonra kuzu bu size yeter dedi ikimizide eski tempoya geri
döndürdü saolsun.
Hala o eski düzenli haline dönmedi
uykularımız, bir de diş çıkarma problemi başladı. Alttaki iki
dişe arkadaş yukardan da tavşan dişleri gelicek belli kuzumun
damağı öyle bir kabarmış ki dişlerin çıkmış halini tahmin
ettiğimde gözümde bugs bunny canlanıyor. Günler acaip hızlı
geçiyor, uykusuzum . Çocuğu beraber yaptığım bi adam vardı
gece arada dürtüklüyorum kalkıp kuzuya mama versin diye ama o da
bankamatik gibi hep bozuk, arada çalışıyor , genelde uykum var
ameliyatım var deyip pirelerin uçtuğu tarafınızı bana doğru
dönüyor. (bu cümleden de anlaşılıcağı gibi aynı zamanda
gerginim , içten içe hassasım ve iğneliyorum) Bir akşam
oturuyoruz camın önünde, ben kuzuyla oynuyorum yerde.. neyin var
karıcım bir dalgınsın sanki dedi. Yorgunum dedim. Sende bu ara
hep yorgunsun dedi. Şimdi yerde ki oyuncakları gözümle
tarıyorum hızla , fırlatılabilicekleri hemen tespit ediyorum.
Aynı anda derin nefes alıp verip kendimi yatıştırıyorum.
Yorgunum tabi hayatım kuzu çok sık uyanıyor gece , erkendende
kalkıyor. Eh diyor 15 gün öncede böyleydi o zaman yorulmuyordun.
Yani canım sevgilim, bir tanecik aşkım pozisyonu buldun illa gole
gidiceksin değil mi? Erkeklerin böyle inatçı bi tarafı oluyor.
İnşaat olarak alıyorsun anasından sonra yerleşmeden düzeltmeye
çalışsanda zamanında müteahhitin hataları yüzünden , artık
malzemeden mi çaldı bilemiycem, her tarafı doğrulmuyor. Atağa
geçiyorum sen otur bak kuzuya ben işe gidiyim bakalım ne kadar
idare ediyorsun diye. Ses çıkarmıyor saolsun. Ama şöyle
söyliyim. Kuzuyu babasına bırakıp pazar market alış verişi
hedefli dışarı her çıkışımda sokakta harcadığım
maksimum iki saatin sonunda ( ki bazıları baba tarafından karıcım
gel! Çocuk durmuyo.. cümlesiyle sonlandırılmış) eve
döndüğümde bıraktığım bütün temiz biberonların
kirlendiğini , yürümek için güvenli saha kalmadığını çok
kez tespit ettim. İşkillendim ama gece düşünürken. Yorgunum ,
uykum var ...En son ne zaman adet oldum ben?!!!! Yok canım
olamaz..Ertesi gün hemen bir gebelik testi buluyorum. Şans oyunu
gibi çubuğun vericeği cevabı bekliyorum. Tek çizgi ....veeeee
tek çizgi !! ohhh sadece tek çizgi var. Allahım bende bir an
korktum. Rutin zate aksiyonlu olan hayatıma geri dönüyorum.
Noyanla sokağa çıkmak bile dikkat gerektiriyor, zira geçen gün
cüzdanı evde unutmuşum bir de param var gibi dolaştım sokakta
:
)
Başka bir haftasonu ben hala
hastalanıcam diye bekliyorum, bel ağrısı var.. yakındır
diyorum. Gece kuzuyu uyutuyoruz. Eşimle biraz televizyon biraz
sohbet derken ya diyorum çok belim ağrıyor hastalanıcam heralde
.. bi hesap yapıyorum kaba taslak zaten tarihi hatırlamıyorum Ya
diyorum bir iki gün daha bekliyelimde ben bir kan tahlili
yaptırıcam hala bir numara yok. Adamda işkilleniyor gece 11 de
gidiyor nöbetçi eczaneye ..Bu sefer pahalı bir işeme çubuğu
alıyoruz. Yapıyoruz testi. Veee .... tek çizgi ...Tek çizgi ohhh
...! Korkmuştum bende .. Neyse yarım saat sonra banyoya gidiyorum
bi daha bakıyorum çubuğa .. tek çizgide öteki yandada bi
kımıltı olmuş beklerken. Eşime gösteriyorum iyice kaşıntımız
var artık. Gece yarısı hastaneye gidiyoruz. Kuzu yolda uyuyor
saolsun. Kan veriyoruz. Sonucun çıkması bir saatten fazla sürücek
eve dönmeye karar veriyoruz. Dönüş yolunda telefon geliyor
.Beta hcg 1222!!!!! Goooll ! Goooll ! Bir buçuk ayda 2 gün seviş ,
gol olsun. ( Eşim diyor ki ben atarım ben diyorum ki hahha kaleci
iyi bi kere senle alakası yok) Ciddi misin? diyorum .Niye şaka
yapayım , ara kendin sor diyor . Şok olduk ikimizde ama
mutluyuzda . Eve varınca bir iki telefon görüşmesiyle en
yakınlarımızada uçuruyoruz haberi . Kime söylesen şaşırıyor
zaten saat gecenin bir yarısı olmuş. Kimi uykulu , kimi
cumartesi eglencesinde .. evet ..böyle işte .. ne güzel bir 15
şubat gecesi!..
Ailemize minik yuvamıza benim için
hiç büyümeyecek bir melek daha gelmeye karar vermiş meğer. Bu
kez plan yapmadım. Yumurtladığım günlere bakmadım, hatta son
adet tarihim konusu sadece varsayımsal olarak biliyorum. İkimizde
öğrenince çok şaşırdık, ve yine çok mutlu olduk. Haberi
duyunca deli misin ? Manyak mısın ? Diye soran , ya da direk
delisin manyaksın diyen oldu. Her anne biraz deli, biraz manyak ve
çılgındır. Yoksa 20 kilo al , doğur , memelerinin uçlarını
biri çeksin ısırsın gönüllü acı çekmeye razı ol , aynı
anda çocuğu kucağında zıplatırken çorbayı karıştır, evi
süpür . İki yudum yemek yiyecek diye bir kolun havada oyuncak
sallasın diğeri kaşığı en iyi manevrayla inatçı kuzunun
ağzına sokmaya çalışsın aynı anda suratınla komiklik yap ki
kuzunun dikkatini dağıt.Eh bunlar pek akıllı işi değil. Elbette
zor olucak. Daha uykusuz , daha yorucu olucak . Sonra onlar yüzüme
bakıp gülücekler unutucam yorgunluğumu. Çünkü birine ne kadar
anneyseniz diğerinede öylesiniz .
Kuzum şimdi 7.5 aylık , yoldaki
meleğimde 7 haftalık . Hem içimde hem dışımda dünyanın en
büyük mutluluğunu taşıyorum şimdi. Sağlıkla kucağımızda
görmek kısmet olur umarım.
Ben yine 'anne' oluyorum : )....
Not: kliniğim ,benim diğer ailem, hepinize bu haberi alıp benimle mutlu olduğunuz için teşekkür ederim.
24 Şubat 2014 Pazartesi
Merküüür! Lütfen gerileme !
Merkür ! Lütfen gerileme!
Bugün biraz rahatlamak için yazmayı
düşünüyorum. Geçtiğimiz hafta içinde çamaşır makinem için
iki kez servis geldi. Hala altından su sızdırıyor. İlk arızada
şu an elim ayağım olan kanguru içinde kilitli kaldı ,ertesi gün
dışarı çıkmak zorundaydık ve ben kuzuyu bütün gün kucağımda
eylemek zorunda kaldım. Bilgisayarım kendini yedeklemekten
vazgeçti herhangi bir çöküşte herşeyi kaybedebilirim ve akıllı
telefonum herşey dahil tatilde gibi davrandığı için rehberi
açmam 15 saniye filan sürüyor.Kiminle konuşsam haleti ruhiye
yerlerde , kimi arasam sesi berbat belli hani sıkıntı var.
Sevdiğim komşulardan biri ameliyat oluyor. Saçma sapan bir zaman
dilimindeyim. Güne çok erken başladım. Kuzu sabahın 7 sinde
pırıl pırıl gözlerle bana bakıyordu. Gece nasıl uyudum
hatırlamıyorum ama bu aralar genelde yorgunum. Güne tersten
başlamış kadar yorgunum. Gayette keyifliydi güne başlarken
aslında ama onun içinde erken bir saat olduğu için uykusunu
alamadığını bildiren minik sinyalleri alıyordum. Müzik açtım
kuzuyu kolumun altına sıkıştırıp mutfağa gittim . Kahvaltısı
için yumurtayı haşlanmaya bırakıp biraz salonda tepiştik.
Kahvaltıyı hazırladım .Kuzuyu yerleştirdim mama sandalyesine.3.
Kaşıktan sonra güreşimiz başladı. Böyle zamanlarda ahtapot
olası geliyor insanın. 3 elimle farklı oyuncaklar sallarken
biriyle agzından akanları yere düşmeden peçeteyle yakalasam, bi
elimle kaşığı sabote eden kolu tutup ağzını açıl bulduğum
anda boştakiyle soksam kaşığı ağzına belki daha kısa sürer
bizim kahvaltı. Ama paşa saolsun ilk lokmadan sonra bruncha
çevirmeden işi durmuyor. Zaten o da yoruluyor yavrum kahvaltıdan
sonra biraz oyun üzerine uyku çekiyor genelde. Güç bela
yumurtayı yedirdikten sonra iyize error verdi kuzu. Bu ara siyam
ikizleri gibiyiz. Kangurudan başka yerde uyumuyor. Giydim bizim
askıyı , yerleştirdim kuzuyu. Müziğimizde var. Ritmi tutturduk
dans ede ede uyudu meleğim. Yatağına yerleştirmeden önce bir
iki sağlam manevra yapmam lazım ki uyanmasın. Önce kangurunun üst
bağlarını açıyorum bir kolumla kafası fazla oynamasında
anlamasın diye desteklerken boştaki elimle yan bandı açıyorum
koltukaltlarından avrarken ağzı gözü buruşuyor biraz. Hemen
başını omzuma koyup kurtarıyorum ikimizide kangurudan .
Omuzlarımda kanguru yüzünden yeni bir anatomik oluşum
gelişmekte. Bir turda başını boynuma dayamış halde atıyoruz ,
bi taraftanda pışpışlıyorum ki az evvelki hareketlenmeyi
unutsun. Başı boynumda yatağa kadar eğiliyorum .Durum çok
çetrefilli . Anlık bir hata bizi en başa döndürebilir ve bana
tüm gün mızıldıycak bir bebek verebilir. Birkaç saniye öyle
kamburcuk kalıyorum yatağa doğru eğilip sonra yavaşça
doğruluyorum üstünü örtüyorum. 15 dakika sonra elektirik
süpürgesinin bakımı için geliyorlar. Kedilerin tüyleri yüzünden
bundan önce 4 süpürge leşim var o yüzden sanayi tipi bir süpürge
kullanıyorum. Bunun motoru tırtlamış filtresi fırtlamış
diyorlar tamir için iki süpürge parası fiyat biçip bana yeni
süpürge bırakıyorlar denemem için . O sırada kuzu uyanıyor ben
iyice aptal oluyorum altımı kirli aç mı kalktı diye .Yarım saat
belki oldu , muhtemelen olmadı yatağa koyalı. Adamlar bu
telaşımdan faydalanıp tüyüyorlar. Tilki satıcı hemen yarın
firmayı arayıp kendi süpürgemi geri istiycem. Sinir oluyorum
kendime. İnsanın bazen basireti bağlanıyor işte. Bu esnada evde
haftasonunun yorgunluğu var. Mutfakta ağzına kadar bulaşık.
Yerde sağa sola saçılmış oyuncak parçaları, ve yukardan düşen
daha ne varsa , salonda baş köşede sabahki kahvaltı tepsimiz.
Saolsun bugun eve temizlik için gelen bi yardımcımız var.
Yanında da elektirik süpürgesinden korkan haşarı bir oğlu
.(hoş bende artık korkuyorum elektirik süpürgesinden) Ben aynı
anda böyle sessiz durup bu kadar yaramazlık yapanı görmedim.
Küçük adam resmen saman altından su yürütebiliyor . Öğlen
gelip akşam hava kararmadan ayrılıyor. Ama ütü filanda
hallediyor. Ona yetişkin bakıcısı demeyi tercih ediyorum aslında.
Bize baksın diye birini tuttuk gibi. Kuzu ben ve küçük adam oyun
oynuyoruz bu sefer. Arada mutfaktan yafrunun ağzına tıkalamak için
bişiler alıyorum. Saat 3'kadar en az iki uyku krizi yaşıyoruz. 45
dakika kadar kanguruda takılan kuzu bana acıyor numarası yapıp
uyuyor ve 5. dakkada tekrar uyanıyor. Bugün dışarı çıkmamız
gerek. Telefon faturası ödenicek, emniyete gidip kaybolan
plakamızı çıkartmak için kagıt alınıcak, vesikalık fotoğraf
çektirilicek, bankadan para çekilicek. Hava da inadına rezalet.
Bardaktan boşanır?? boşalır!? Gibi yağmur başlıyor. 3 buçukta
kuzuyu tekrar uyutuyorum. Yetişkin bakıcımız halime acıyor abla
sen git hallet işlerini ben o uyanınca bakarım diyor. Teklifi iki
etmeden kocamın pantolonunu çekiyorum ayağıma, üstümde sweat
shirt ,mermer gibi makyajsız surat ve bu halime en uyumsuz
ayakkabıyıda giyip sokağa atıyorum kendimi. Önce plakayı
halletmek lazım . Emniyete gidiyorum. Arabayı park ettiğim yerle
emniyetin kapısı arasındaki 10 çarpı 100 metre koşusunda
sıçana dönüyorum. Onlarda banka gibi butonlu bi alet koymuşlar
ama numarayı değiştirmeyi unuttuklarını sanıyorum çünkü
bekleme salonundakilerin hepsinde uzun süredir ordalarımş gibi bir
hava sezdim. Yeni gelene dalacak gibi bakıyorlar. 30. dakikanın
sonunda sıra nihayet bana geliyor. Bankonun arkasında orda
olmaktan hiç memnun olmayan bi abla var. Plakamı kaybettim
diyorum. Nerde ? Diyor. Hah hatırladım şurda deyip koşarak
çıkmak istiyorum ordan ama bu çok absürt bir senaryo olurdu.
Gülümsüyerek bilmiyorum diyorum. Salaksın zaten sen der gibi
bakıyor bana yanındaki hanımla sohbetine devam ediyor. Dün gece
küpesinin tekinin taşını kaybetmiş falan filan. Lütfedip bir
kağıt uzatıyor yanındaki ablaya bakarak dilekçe yazmanız gerek
diyor. Alıp boşlukları dolduruyorum kağıttaki geri veriyorum.
Sanki tübitak sorusu vermişte ben çok hızlı çözmüşüm gibi
bir bakış atıyor bana. Başka bir kağıt uzatıyor bununla
şuraya git ordan çıkart diyor . Çooook teşekkür edip yağmur
banyomu yaparak arabaya doğru koşuyorum. Vesikalık fotoğraf
kısmından ilk 10 çarpı yüz metre koşusunda zaten vazgeçmiştim.
Çektirsem nasıl bir görüntü olurdu, photoshopla ne kadar
düzeltilebilirim bir fikrim yok. Yapmak için çıktığım diğer
bütün işlerin üzerine birer çizik atıp eve yöneliyorum.
Kapıyı sessizce açıyorum . Kuzu salonun ortasında ,gayet
uyanık beni bekliyor. Görünce çığlıklar atmaya başladı.
Üstüme kuru birşeyler giyip kuzuyu kucakladım. Öpüşüp
koklaştık, Sonra oyun oynadık. Biraz daha güreştik. Yine uykusu
var diye kanguru turumuza başladık. Uyudu. 20 dakika sonra uyandı.
Bu 20 dakikada ben günlük kalori alımımı sonunda
gerçekleştirebildim ve yemek yedim. Kuzuysa verdiğim hiç birşeyi
önce yemedi. Sonra yer gibi yaptı. Oyuna devam ettik. Uykusu iyice
bşaına vurmuş olucakki bi o koltuğa bi bu koltuğa emekleyip
tırmanım popo üstü düşmeye başladı her seferindede ağladı.
Erkeklerin her yaşta aynı olduğuna karar verdim. Açsa , uykusuzsa
, yorgunsa dikkat ediceksin. Küveti doldurup duş aldırmaya karar
verdim . Kuzum 2 gündür yapmadığı kakayı peşin peşin
çıkarınca biraz rahatlamıştı. Bu arada bezden gelen kokuyu
tarif edemiyorum. Banyoya geçtik. Ördeğimiz sudaki yerini çoktan
almıştı ama malesef kuzu henüz onunla ilgilenmiyor . Çıktık
önce havluya sararken sonra giydirirken direniş ruhuyla tekrar
karşı karşıya geldim. Yatağa yatırdım bezi yerleştirdim tam
bağlıycam ters dönüp emeklemeye başlıyor. Battaniyenin heryeri
bembeyaz pişik kremi. Güç bela yakaladım kandıra kanıdra en
meşakkatli kısım olan alt bağlamayı hallettim. Tavandan iki ip
sallandırsam eleman tarzan gibi çığlık ata ata takılıcak
sanki , bir türlü giyinmek istemiyor. Akşamı ettik sonunda. Paşa
günün uykusuzluğundan ne yapıcağını şaşırmış halde.
Umutluyum kanguruya yerleşiyoruz yine. Mamamız , gece çayımız
hazır. Rambo gibiyim uyutucam bu sefer. Biraz ağlaşmanın ardından
karnımız tok uyuyoruz sonunda .Saat sadece dokuz buçuk ,
korkuyorum ya uyanırsa 11 de , asker ederse beni?? ama aynı
zamanda heyecanlıyım. Elimi ayağımı nereye koyucam
şaşırıyorum. Kitap mı okusam ? Tv mi izlesem? Ev temiz ,
inanılmaz ama ben bile tokum. Oturuyorum koltuğa , süper güzel
müzikler çalıyor radyoda . Belimde bir ağrı hasıl olmuş ,
günün yorgunluğu işte . Ama huzurluyum .Meleğim sonunda uyuyor.
Biliyorum uykusunu alsa keyifle uyanıcak, ışıl ışıl bakıcak
bana gülücek. Hayali bile alıyor yorgunluğumu. Baba bu gece
nöbette ..Blogumu açıyorum..
19 Şubat 2014 Çarşamba
bebeğim ve kediler - my baby and the cats
Daha önce gebelikte evcil hayvanlarla
ilgili bir yazı yazmıştım . Sıra bebek geldikten sonra evcil
hayvanlar da : )..Hayatımın büyük kısmını kedi sahibi biri
olarak geçirdim. Henüz bekarken bile ıyy nası bakıyorsun ?
Pistir o ? nereye yapıyor tuvaletini ? senin yatagınada yatıyor
mu ? gibi sorulara maruz kaldım. Sabırla cevapladım , bilgi
verici olmaya çalıştım. Kedileri çocuklarım gibi büyüttüm.
At onları artık sokağa diyen oldu. Balkona çim taklidi halı
serdim üstüne basamadılar sokakta ne yapar bu garibanlar ? Bir
kere hayvan sevmeyen insan sevemez . Ve sevilicek tarafı seçmem
gerekse hayvanları seçerdim, hiç biri diğerini çekiştirmiyor
ve silah kullanmayı bilmiyor. Gebeliğim ve noyanın ilk 6.5 ayı
evde bakımlarını verdiğimiz 3 kızımız( yani kedilerimiz ;
isimleri kedi , whiskey ve vodka) geçti. Şu an evdeki kedi nüfusu
malesef 2. Noyanın doğumunda en ufak kızımız vodka bir
rahatsızlık geçirdi ve sonrasında pek toparlayamadı. İdrarında
kan vardı ve çişini tutmakta zorlanıyordu . Evde bebek olduğundan
ve problemi burda çözmek imkansız olduğundan veterinerimize
bırakmak zorunda kaldık. Uzun bir antibiyotik tedavisi gördü ve
kısırlaştırıldı. Eve çok daha sağlıklı döndüğünü
söyleyebilirim. Ama ara ara sorunu devam etti ve bebek yüzünden
takip edemeyeceğim ve yeterli bakımını sağlayamayacagım için
çok sevdiğim ve kedileri delice seven bir arkadaşımdan yardım
istedim. Seve seve kabul etti. Zaten yan blokta olduğu için hem
gözümüzün önünde , hemde ne lazım olsa her an gidebiliriz
yanına.
Oğlum temmmuz ayında dehşet sıcak
günlerde doğdu. Daha dogumdan önce eşimle bile kedileri bir
odaya kapatcaz , kapatmıycaz kavgasına girmiştik. Hayvan bakanlar
bilirler, hepsinin bir karakteri vardır ve sevgiyle bağlı
olduğunuz evcil hayvanınızın bazı durumlarda vericeği
kararları önceden kestirebilirsiniz. Tıpkı bebek geldiğinde
napıcaklar ? gibi.. Elbette hiç birşey yapmıyacaklardı benim
cevabım . Genellikle birlikte uyuduğum , çaktırmadan
bardağımdan su içmeye bayılan , başım ağrısa hissedip
yanıma gelip kıvrılan kedilerim elbette benim canımdan çok
sevdiğimi , sevip koruyacaklardı. Zaten gelen giden çok olucak ,
lohusayım kalkamam -Bebekte çok ufak!!(bu bana ait bir fikir değil)
diye eşimin kızları odaya kapatma fikrini kabul etmek durumunda
kaldım. Gelen giden gerçekten ilk bir hafta çok yoğundu. Arada
mama ve su vermek için içeri girdiğimde deliye dönüyorlardı.
Ve onları bir yere kapatmak sadece doğalarını vahşileştirmeye
yarıyordu. Noyanın gaz sancısı yüzünden 2 saat boyunca
ağladığı , kedilerinde kapalı odadan ağıt yakar gibi
miyavladığı gecenin sonunda ben infilak ettim. Ve ağlamaya
başladım. Önce oğlumu yatıştırdım , nolur ağlama artık
mahvoldum diye sonra kedileri açtım , artık serbest kalıcaklar
diye . Resmen sinirlerim boşalmıştı. Zaten kedi sesi insan
yavrusuna en yakın ses olduğu için çok etkilermiş bizi. Eh 3
kedi birde noyan oldu mu sana ağlayan 4 bebek: ) .. İlk bir iki
gün özgürlüklerine yeniden kavuşmanın şaşkınlığından
kuzuyu fark edemediler. Ama evdeki kokunun değiştiğini
anladıklarını gayet net belli ediyorlardı. Beşiğin ve kuzuyu
salonda yatırdığımız sallanan zımbırtının etrafını
koklaya koklaya dolanıyor , kuzu ağladığında da kulaklarını
kabartıp sesin kime ait olduğunu bulmaya çalışıyorlardı.
Günler geçtikçe yavaş yavaş noyan kucağımda emerken bize
sokulmaya başladılar. En büyük kedim kuzunun ayaklarının dibine
gelip başını ayaklarının altına sürtüyordu , resmen sev beni
diyordu. Yavaş yavaş kuzuyu iyice sahiplendiler. Ben kedilerimin
oğlumun başında uyurken nöbet tuttuklarına şahit oldum. Ve
özellikle ben mutfağa , banyoya gittiğimde mutlaka biri yanında
bekliyordu. Özellikle ufakken asla ve asla ağzına burnuna
sokulmadılar kuzunun. Hatta bebeklerin yakalama refleksi saolsun
bir sefer birinin tüylerini kavramış hayvan sadece kendini
kurtardı ve kaçtı. Tırmalamak için dönmedi bile.Bu arada
belirtmek isterim büyük kız adı kedi; vukaatlıdır . Benden
başkasına pek yanaşmaz , hatta gayet haşin davranır ve beni
çok kıskanır .
Noyanın kedilerle iletişime geçme
zamanı yaklaşık olarak 5. ayına denk geliyor olmalı. Öncesinde
takip ediyordu gözleriyle ama henüz bu garip tüylü hayvanların
ne olduklarına karar verememişti ve ona eğlenceli gelmiyordu.
Yerde kollarının üstünde kalkmaya ve yattığı yerde dönmeye
başlayınca daha geniş bir açıyı da görmeye başladı
elbette. Böylece kedilerin farklı hareketlerini keşfetti. Önce
yanından geçerken dikkatle takip ediyor bir taraftanda
kıkırdıyordu. Sonra ellerini kullanarak yakalamaya çalışmaya
başladı. Herzaman olmasa da bazen yakalıyordu.Birinin
bıyıklarını yakalayıp demet halinde çektiğine şahit oldum.
Ancak kediler yinede tepki vermedi. Bence onun küçük bir bebek
ve benim yavrum olduğunun o kadar farkındalardı ki onlarda
kuzuya anne şevkatiyle yaklaştılar. Kuzum üç gün sonra 7
ayını doldurucak. Son bir aydır çılgınlar gibi emekliyor ve
ben bu erken hareketlenmenin kedileri taklit etmeye ve onları
kovalamaya çalışıtğı için olduğunu düşünüyorum. Ayrıca
son bir aydır tutunabildiği eşyalardan destek alıp ayağa
kalkmayı deniyor, bu çabası sürekli sonuç vermesede eğer
mammaroo'sunda kedi yatıyorsa %100 başarılı bir kalkış
yaptığını söyleyebilirim.
Evde hayvanlarla büyüyen bebeklerin
motor ve duyusal gelişimlerinin daha hızlı olduğunu ve diğer
bebeklere daha sıcak kanlı yaklaştığını bizzat kendi
tecrübemden ötürü düşünüyorum . Bizde son durum oğlumla
oyun oynarken kızlardan biri gelirse kahkahalarla onu izliyoruz
yanımızdan uzaklaşırsa emekleyerek takibe başlıyoruz. Noyan
kediyi bende noyanı takip ediyorum. Eğer kuzuyla oynamaya
geldilerse üstlerine çıkmasına kulaklarını kuyruklarını
ısırıp , cimciklenmeye müsade ediyorlar. Tüylerini çok çekiyor
diye veterinerimize traşa yolladık kızları. Biri tekir olduğu
için tüyler gidince ineklere benzemiş , siyamında patilerinde
kahverengi panduflar giymiş gibi bir görüntü var. Oğlumun
kedilerle büyümesini istiyorum. Aldığım bir iki küçük önlem
(kedilerin tuvaletini ve mamalarını noyanın ulaşamayacağı bir
ev alanında yerlşetirmek, tüyleri ve tırnakları kestirmek gibi)
ve aşılarını atlamamak dışında oğlumun onlarla oynamasına
izin veriyorum. Sokakta bile çevresinin daha farkında etrafını
izliyor. Sanırım dışardayken bir kedi geçer umudu ile etrafı
araştırıyor . Oğlumu kedilerle büyütme kararım beni
yanıltmadı. Yarar dışında bir sonuç almadım.
Merak ettikleriniz varsa google da farklı kedi ve bebekli ev deneyimleri ile ilgili forumlarda yazılar mevcut. Ev hayvanları ile büyüyen çocuklar daha farkında , daha sorumluluk sahibi oluyorlar. haa birde allerjik hastalıklara daha az rastlanıyor bu çocuklarda. Ayrıca alanında uzman psikolog ve psikiyatristlerin ev hayvanı ile büyüyen bebekler üzerine bir çok araştırmaları var. Araştırma fırsatınız olursa hayvanların çocukların gelişimleri üzerine ne kadar olumlu etkileri olduğunu görebilirsiniz. Umarım her bebeğin /çocugun ileride/şimdi tüylü bir arkadaşı olur.
Merak ettikleriniz varsa google da farklı kedi ve bebekli ev deneyimleri ile ilgili forumlarda yazılar mevcut. Ev hayvanları ile büyüyen çocuklar daha farkında , daha sorumluluk sahibi oluyorlar. haa birde allerjik hastalıklara daha az rastlanıyor bu çocuklarda. Ayrıca alanında uzman psikolog ve psikiyatristlerin ev hayvanı ile büyüyen bebekler üzerine bir çok araştırmaları var. Araştırma fırsatınız olursa hayvanların çocukların gelişimleri üzerine ne kadar olumlu etkileri olduğunu görebilirsiniz. Umarım her bebeğin /çocugun ileride/şimdi tüylü bir arkadaşı olur.
9 Şubat 2014 Pazar
Paraları Sökülün ..Bebek geliyor !!
Hamile olduğunuzu haber aldığınız
andan itibaren hele hele ilk bebeğinizse kredi kartınızı ve
aybaşında ekstrelerinizi görünce içinizi ısıtacak bir kapana
girmeye hazır olmanızı tavsiye ederim. Algıda seçiciliğiniz
gelişicek ve baktığınız her tarafta sizin gibi gebeleri ,
yeni doğum yapmışları, hem yeni doğum yapmış hem elinde bir
çocuk ve/veya fazlasıyla gezenleri görücek, bebek mağazalarının
sayısının çokluğu karşısındada hayrete düşüceksiniz.
Rengarenk süslenmiş , teknolojinin dibine vurmuş ürünlerle
donatılmış , küçük prensiniz ya da prensesinizin üzerinde
hayal ettiğiniz miniminnacık birbirinden şirin kıyafetlerin asılı
olduğu mağazalar ..Yetişkinler için onca kumaş harcanarak
yapılan kıyafetlerle kıyaslayıp el kadar bebekler için satılan
cicili bicili tekstil ürünlerindeki etiketleri ilk gördüğünüzde
oha! Yuh! Çüş ! Ama çok şirin ! Alıyorum aşamalarını
katedip kendinizi kasada sırada bulabilirsiniz. Bazı mağazalar
kendi kartlarınıda takdim edip sizi daha sık orayı ziyaret
etmeye teşvik ederler. Öneri; çok dayanamadığınız durumlar
dışında fazla alş veriş yapmayın, bebek haberini duyan herkes
size bir süür bebek kıyafeti hediye olarak getiricektir. Tavsiye
eğer yakınızda sizden önce bebek sahibi olmuş arkadaşlarınız
varsa küçülen kıyafetleri miniğinize almak için girişimde
bulunun. Çünkü özellikle yaşamlarının ilk bir yılında insan
yavrusu çok hızlı büyür. Günde yaklaşık 15-30 gram arası
kilo artışı olur, boyu hızlı uzar , baş çevreside aynı hızla
gelişme gösterir. Sonuç ; satın aldığınız kıyafetlerin bir
kısmını hiç bir kısmını da ancak 3-5 kez giydirebileceksiniz.
Benim kuzum yaz bebeğiydi. Çoğunlukla body ve çorapla geçirdik
günleri havalar serinleyene kadar. En sık kullanıcağınız ürün
yaz kış farketmez kısa ve uzun kollu bodyler olucaktır. Biz
havalar soğudukça kolları uzatıp tulumlara geçtik. Soğuk
havalarda astronot denen (nie bunu demişler bilmiyorum )
tulumlardan edinirseniz dışarı çıkarken rüzgar aldı , soğuk
kaptı derdiniz kalmaz, çünkü bu tulumlar gayet korunaklı ,
giydirmesi ve çıkarmasıda çok kolay. İtiraf ediyorum ki 6 ay
dayanmış olsamda sonradan o alış veriş çılgınlığına bende
kapıldım. Bu konuda harcanacak paranın bir üst limiti olduğunu
düşünmüyorum.Aslında bebeklerle ilgili hiç bir üründe üst
limit yok . Aldığım çoğu şeyide hiç giydiremedim. Hastane
çıkışı takımların birinden iki tane olmuştu hatta , biri
hediye gelmişti. Hepsini yıkayıp ütüleyip yeni bebekli bir
arkadaşıma götürdüm. O da çok sevindi. Birde illa alış veriş
yapmaya devam edicem diyorsanız iki markanın ürünlerini size
tavsiye ederim , hem çok iyi kumaş kullanıyorlar hemde fiyatları
çok uygun; f&f (kipa tesco nun giyim markası) ve H&M.
Birde online alışveriş sitelerinden unnado'yu takip etmenizi
öneririm. Ordada pahalı markaların indirimlerini yakalama
fırsatınız oluyor. (alışveriş kapısını tamamen kapamıyorum
farkındaysanız, zaten imkansız bi durum.)
Kesinlikle edinmenizi önericeğim ürün
kanguru , ya da sling. Sling uzun süre rahat kullanamayabilirsiniz,
ancak iyi bir kanguru uzun süre işinizi görücektir.
Hamileykende bebek doğduktan sonrada en ısk duyucağınız
cümlelerden biri sakın kucağa alıştırma olucak , baştan
söyliyim hazırlıklı olun. Canınızdan can çıkarmışsınız ,
9 ay taşımışsınız , kocaman bi göbek yüzünden aşağı
bakınca ayaklarınızı göremez hale gelmişsiniz ,sabırsızlıkla
gelmesini beklediğiniz kuzuyu kollarınıza vermişler .Nasıl
alıştırmazsınız ? Nasıl her fırsatta koklamazsınız ? Bu
yalnış bilgiyi bir kenara bırakmanızı öneririm. Bu konuda
yapılmış bir çok araştırma var . Kucağa alınmayan , yatağına
bırakılmış bebekler bir süre sonra ağlamayı bırakıyor çünkü
ağlasalarda kimsenin gelmeyeceğini öğreniyorlar. Güven
duygusunu yitirip hayata yalnız başlıyorlar. Yapılan bir çok
araştırma kucakta taşınan bebeklerin zihinsel ve motor
gelişimlerinin daha hızlı olduğunu , özgüvenlerinin
geliştiğini ve suça eğilimlerinin az olduğunu tespit etmiş.
Sadece bu konuyla ilgili bir yazıyı daha sonra sizlerle paylaşmayı
düşünüyorum. Tavsiyem içinizdeki sesi dinleyin ve bebeğinize
dokunun. Doğa herşeyi halleder. Ben babybjörn marka bir kanguru
aldım çokta memnun kaldım sırt desteği olduğu için çok rahat
ettim tabiiki oğlum artık ağırlaştığı için ne kadar
ergonomik ve kullanışlı olursa oldun uzun süre taşıdığımda
omuzlarımda ağrı olmasını engellemiyor. Kolaylıkla
yıkanabilir, tek başınızada bebeği rahatlıkla
oturtabiliyorsunuz. Bebeğinizi hem size dönük hem yüzü dışarı
bakar şekilde yerleştirebiliyorsunuz. Oğlum şu an 6.5 aylık ve
son dönemde kanguruda uyumaya alıştı. Evin içinde bir kça tur
attıktan sonra başını göğsüme yaslayıp uyuyor kuzum .
Sonrada yatağına aktarıyorum.
Bir diğer önemli yatırımınız
bebek arabasına olucak. Malum ilk çocuk hiç bişi bilmiyorum bebek
arabaları hakkında , herkes travel system al travel system al
deyip duruyor . Travel system neeee! Ya dünyayımı gezicez ne
sistemi .. yatırıcan bebeyi , iticen gidicek .Koyucan arka koltuğa
bağlıycan kemeri durucak . Ben internetten dünyayı araştırdım
öyle basit değilmiş,bir ara euro dolar takibi yaptım bazı
markaların fiyatları ona endeksli , nasıl daha ucuza kaparım bu
işi diye . Eşim saolsun tez canlıdır, bıktı benim bilgisayar
başında bebek arabası beğenmeme , götürdü mağazaya. Ne
dediysem dinletemedim . Dur dedim bakalım dedim araştıralım dedim
.Kendi istedi (kaşındı) . Verdiler yanımıza bir eleman ,
anladılar tabi kesin alıcaz . Benim büyük oğlan (eşim)
bakınıyor al beğendiğini diye elleri arkada : ) ..Tamam , hiç
sorun değil hayatım dedim hemen seçiyorum. Bir sürü marka
gösterdiler .araba oturağı ,bilmemne taşıma puseti ,zırtı
tırtı .. Şimdi bu bebek arabalarının öyle hafif olması falan
hikaye , haberiniz olsun . Hiçbiri çok hafif değil. Çok hafif
olanlarda çok dandik ve devrilme tehlikesi var. 3 tekerleklilerinde
devrilme tehlikesi olduğunu mega araştırmalarımı yaparken
okumuştum ama kendim tecrübe etmedim. En önemlisi güvenli olması
, o yüzden kıyın paraya. Ilk bir kaç ay bebeğin ısrtını ve
boynunu destekliyor olmalı , malum sabi daha kafayı kaldıramıyor
. Neyse ben orbit baby diye bir araba beğendim. Travel sistemmiş
çocuk büyüdüğünde oturağını değiştiriceğimiz bir parçası
daha var. Bebeğin yattığı yer kendi etrafında tam tur
dönebiliyor. Aynı parça arabaya oturtulabiliyor. Sırt ve boyun
desteği süper. Tekerlekli kısmıda kolaylıkla katlanabiliyor.
Çok hafif falan değil ama ideal . Ben tek başıma rahatlıkla
kaldır kondurunu yapabiliyorum. Oğlumda rahat etti arabada , biz
sadece gezmek için değil uyumak içinde kullandık arabayı. Hatta
halen ara sıra kullanıyoruz. Eve her geldiğimizde o tekerlekler
yıkanıyor. Uyku saatinde paşanın canı orda uyumak isterse
koridor salon turu şeklinde bir saat kendini sallatıp , uykuya
dalıyor paşa. (anne için evde yürüyüş bandı simülasyonu).
Kasadan geçtikten sonra bizimki ya benim tansiyonum düştü sanki
dediydi hiç unutmam.
Favori ürünlerimden biri 4 moms'ın
mammaroo'su. Yalnız erken vakit alıcaksınız ki kuzu orda yatmaya
alışsın yoksa taş çatlasın yarım saat yatar üzerinde sonra
bizimki gibi al beni diye kuzu kuzu bakar size : ) .. mammaroo
doğumdan hemen sonra bebeğinizi yatırabileceğiniz bir ürün. 5
farklı şekilde sallanma hareketi yapıp white noise denen
sesleride bünyesinde barındırıyor. White noise , yani beyaz
gürültü dedikleri benim hayatımı çok kereler kurtardı.
Kuzuyu nasıl uyutursanız uyutun bazı geceler saatler sürebilir.
Bu beyaz gürültü bebeğin anne karnındayken dışardaki
duyduğu seslere benzeyen seslerden oluşuyor. Aralarında saç
kurutma makinası , elektrik süpürgesi ve araba motoru sesi
bulunuyor. Su seside bu kategorideymiş hesapta ama bizimki onu
yemedi. You tube da bu seslerin farklı uzunluktaki HD kayıtları
mevcuttur. Çaresiz kaldığınız anlarda denemenizi öneririm
mucizevi sonuçlar alabilirsiniz. Neyse 4 moms 'ın mommaroo'suna
dönelim . Dediğim gibi 0. aydan titibaren kullanabiliyorsunuz ,
taşıma kapasitesi 11 kg. Ben ikinci çocuğuda düşündüğüm
için oğlum 2 aylıkken görmeme rağmen aldım. Zira 4 moms'ın
diğer ürünlerinede bakmanızı öneririm ki mommaroo içlerinde
favorim. Alete aynı zamanda cep telefonunuzu da bağlayabiliyorsunuz
, istediğiniz müziği ordanda çalabiliyorsunuz.
Bir diğer salınan ve benim oğlumun
favorisi olan ancak mammaroo ile kıyas götürmeyecek diğer ürün
fisher price'ın 2 tane dandik teli birbirine geçirip yaptığı
ancak vibrasyon özelliği olan kuzununda yattığı yerden iki
maymun bi file baktığı zamazingodur. Fisher price 2 tane tele
neden o fiyatı biçmiş hala bilmiyorum . Ha uzun süre kullandık
hala da arada kullanıyoruz ancak değer mi derseniz değmez.
Bebek beşiğine gelirsek bu konuda
çok özgür davranabilirsiniz. Ben nostaljik , ahşap ancak
sallanabilen bir beşik istiyordum. Doğumdan 2-3 hafta önce beşiği
yatağımızın yanına tabiiki benim tarafıma kurduk. İçine de
yün yatak yaptırdım. Çok para harcamanızı önermem çünkü
kuzunun bunda yatıcağı süre maksimum altı ay, sonra boyları
uzuyor kımıldandıkça kafaları ayakları sağa sola dönüyor
ve sık sık uyandıkları için artık orda uyumak istemiyorlar.
Bizim kuzu odasını kendi ayırmaya karar verdi. Önce babasını
yataktan attık yanımda bir süre uyudu. Sonra yataktan tehlikeli
bir iniş yaptı ve yatak odasına geçirdik. Adettendir diye dönence
aldım ,bizim beşiğe olmadı , iplerle kurdelalarla bağladım
öylede evlatlık gibi durdu. En son yatak odasına geçince oraya
taktık. Dönenceyi takip etmiyor , ışıklarınada bakmıyor ,
kucağımdayken sallanan ayıları yakalamak hoşuna gidiyor ama :)
.. Dönencenin kullandığım tek özelliği melodisi diyebilirim
Çünkü o müziği duyduğunda uyumaya alıştığı için göz
kapaklarının ağırlaşmasına yardımcı olduğunu düşünüyorum.
Lakin pille çalışıyor bu aletler ve 15 te bir şişman
pillerden almanızı gerektiriyor. Fisher price a şu tel zımbırtı
yüzünden gıcık olmama rağmen dönenceyide fisher price tan
aldım. Unnado'yu takip ederseniz arada indirimdeyken
yakalayabilirsiniz.
Gelelim bebek telsizine .. Gayet genş
bir fiyat aralığı olan bu aletler ,odayı ayırdıktan sonra
eliniz ayağınız olabiliyor. Her yer i phone i pad kaynarken ben
i baby markalı bir ürünü tercih ettim , sadece ses ileten
telsizlere göre biraz fazla ödedim ancak her kuruşuna değerdi.
Bebekler acıktıklarında hemen yaygarayı basmaz önce biraz
mıkırdanırlar , sağa sola dönerler , o arada yakalar
doyurursanız kuzuyu geceye pirelerinizle mis gibi devam edersiniz .
Ağlamaya başlarsa yüzde elli şansınızı kullanmanız gerekir.
Kuzuyu sakinleştir , doyur baktın uyandı enerjini topla yor ,
uyutma algoritmalarını gözden geçir , uyursa pirelerinide al
koşarak yatağına dön. I -baby kurulumunu yaptıktan sonra kolay
kullanım özelliklerine sahip olan bir bebek gözleme-dinleme
cihazı. İ phone ve i pad için uygulaması mevcut. İnternetiniz
olan heryerden evde olmasanız bile kameranın görüş açısını
izleyebiliyor hatta fotoğraf çekebiliyorsunuz. Kamera kendi
etrafında tam tur dönebiliyor ve yukarı aşağı hareket
edebiliyor. Bu hareketleri i phone dan , i pad'den uygulama
üzerinden kontrol edebiliyorsunuz.
Ve mama sandalyesi .. gidip öyle çok
pahalı bişrey almayın. Mama sandalyesini kuzu oturmaya başlayınca
ve ek besinlere geçince sık sık kullanıcaksınız. Üzerine
damlamadık şey kalmıyor .Biz ikeada 30 liraya gördüğüm en
kullanışlı mama sandalyesini edindik. Ek besinlere başladığınızda
oturduğunuz yere örtü sermeyi unutmayın. Bizim koltuk oğlanın
günlük menüsünü tahmin etmeye yetiyor.
Bu anlattığım ürünlerin çoğunun
2. el pazarlarıda mevcut. (e-bebek.com) .Ben sıfır almayı
tercih ettim çünkü süper planlı hayatımda oğlumun bir
kardeşi olmasını istiyorum . Hatta az daha çıldırırsam birde
tekne kazıntısı ama eşim 3 sayısından pek korkar oldu. 6.
ayımızı doldurmuş olarak şimdilik tavsiyelerim böyle .. Zaten
daha bu çapta bir harcamayla karşı karşıya kalıcağımızı
sanmam. Zaten battık ..uzun süre taksit ödiycez :).. Sağlıcakla..
Sağlıcak demişken salıncak yok .. kuzunun tam sallanma zamanı
.. - Kocaaaacıııımmmm !!?!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















