Translate

23 Haziran 2016 Perşembe

lets do some catch up! (hadi şu kaçırdığımız zamanı yakalayalım.)

Bugün dedim ki alıcam laptop u elime.. minicik bir vakit bulayım yapıcam bunu ,nitekim aldımda , üzerinde bir parmak toz birikmiş belki içeride  bir yerlerde sevimli minik bir örümcek bile yaşamaya başlamıştır. O kadar uzun süre oldu ki belki örümcek köy kurmuştur hadi o kadar değilse bile aileyi genişletmiştir kesin. Tıpkı  benim gibi :)...

    2015 -2016 yılbaşı gecesi ..

Bloğa en son mart ayında uğramışım  bir yıldan fazla olmuş yazmayalı halbuki  kendime söz vermiştim daha sık yazıcam ilgilenicem bu bloğa ihtiyacım var  , belki ihtiyacı olan başkalarıda var diye . Kaldığımız yerden devam edelim artık. En son geçen mart ayında ki halimi hatırlamaya çalışıyım. Sosyal hayat :sıfır , takip edilen tv dizisi : yok  iş hayatı: berbat ;geç kalıp  erken çıkmaya çalışıyorum ,herkes benden nefret ediyor .  Yaz tatili planı : eşimin ailesini kavurucu bayram sıcağında ziyaret etmek ,yol dokuz saat , iki buçuk yaşındaki oğlanın arabada tahammül süresi 2 saatten az . Burdan bağlayabilirim artık  temmuz ayında Edirne'ye  gittik  ,arabanın içinde boş koltukarda bile eşya vardı . Yolda sık sık mola verdik. Hiçbiri outlet molası değildi. Oysa ne kadar çok isterdim bulana bulana bir alışveriş yapıyım . Biz o tatile üç kişi çıktık sanıyorduk ama  meğer arabada kaçak yolcu varmış. Tatil dönüşü işe başladığımda farkettim değişik birşeyler olduğunu .Kan verdim , sonucu aldığımda üzerimde ameliyat önlükleri vardı. Ellerimde steril eldivenler , kanlı ..Eşim gelip Beta hcg 200  dedi adama sarılamadım bile .İstiyor muydum bu çocuğu ? EVET ! Planlamış mıydım? EVET  Şaşırmış mıydım ? ona da EVET . Çünkü  planlasanda  hani ünlüler diyor ya  her sahneye çıktığımda heyecanlanıyorum  hah  annelerde öyle  heyecanlanıyor işte . Yani sevgili beni ben yapan fanlarım takipçilerim buralarda ben yokken  bizim aile genişledi , dört kişi oldu. Ben de büyüdüm tabi , epey büyüdüm , kalıbıma sığmıyorum , pantolonlar dar , t shirtler sımsıkı geliyor üstüme .


Dördüncü gebelik , ikinci çocuk ,moralimi hiç bozmıycam, herşey çok kolay olucak dedim kendime .Koşturucam , yediklerime dikkat edicem , doğum çok kolay olucak .İlk doğumum çok kolaydı ya hapşırınca çıkıcak bu dedim .Çok kısa sürücek  sancım gelir gelmez hastaneye gidicem dedim. Herşey çok kolay olmadı , koşturamadım , düşük riski yüzünden 2 kez rapor almak zorunda kaldım . Yediklerime dikkat eh hadi ettim deyelim bu sefer otuz kilo almadım en azından . Doğum  çok zor geçti . Nerdeyse  içeride ne varsa  ameliyatla alıcaklardı çünkü kanamam oldu. Bi de ıkınmaktan rektal prolapsus . İlk defa  hayatımda kan transfüzyonu verdiler . Neyse toparladım çokta iyiyim şimdi , tekrar istersem çocuk yapmaya yetecek malzeme hala içerde duruyor en azından . üzerine oturduğum ve güvendiğim  parçamda normale döndü. Multipar ,beş dakkada çıkar diye düşünürüz ya çıkmadı velet. bir buçuk gün sürdü sancı. Ve Alp Dağhan geldi.. Hoşgeldin..









4 Mart 2015 Çarşamba

Minik Canavarların Mektupları -vol 1

Dostluklar önemlidir ..üstünden ne kadar  uzun zaman geçerse dahada  kıymetlenir. Çocukluk  arkadaşlıklarıysa tadından yenmez . Bakkal  amcanın camını  beraber indirmişsin , topunu patlatan komşunun lastiklerinden topun intikamını beraber almışsın . Benim oğlan 19  aylık , ama  taaa önceden  daha içerdeyken tanıştığı bir  dostu var. (Bunlar 9 ay içerde  yattılar ya   o zaman beri  tanışıklıkları var .)  Pek iyi bir  çocuk  pek sevimli , akıllı .. bizde annesiyle  arkadaşız , hem hamarat hem hoş hem  yetenekli  bir annesi var . . Sizden iyi olmasın annesiyle     çılgın mutfak  projelerimiz oluyor . Bizden habersiz  mektuplaşmaya  başlamış keratalar ..dayanamadık .. Çaktırmadan okuduk : )...







Sevgili Noyan,
Biliyorsun,  birbirimizi  daha  küçücük  birer  “kesecikken”den  beri  tanıyoruz.  Ben senin fırlama birşey olacağını biliyordum, bakışlarını hiç tutmamıştım, ama galiba anneminanlattıklarına bakılırsa ben de senden farklı değilmişim. Aslında  ben sorunun  bizde olmadığını  düşünüyorum.  Mesela  annem,  bütün günnereye gidiyorsa,  geziyor  geziyor,  sonra  tam O’nu göreceğim saatte  beni  karanlık  birodaya alıp, sersemletene kadar sallıyor. Tabii ben de altında kalır mıyım? Evet, yorgundüşüp uyuyorum, ama saatine kalmadan kalkıyor, “anneee, emmmee” diye bağırıyorum.Kalkıyor çaresiz, öyle hızla yatişiyor ki. Anladığım kadarıyla o saatlerde bu tonda ses pekçekilmiyor. Ben de sıcak süt ve ılık bir tene kavuşmanın zevki için gece boyunca devam ediyorum tabii ! Çok eğlenceli olduğu kesin.Herşey yolunda gibi duruyor böyle bakınca ama bizimkinin zaman zaman bi tipikayıyor, gürültülü sesler çıkararak evdekilere bağırıyor. Korkmuyorum desem yalan olur,öyle çirkin birşeye dönüşüyor ki, şaşarsın. Neyse  lafı  uzatmadan  sana  söyleyeceklerime  geçeyim.  Ben  bir  karar  aldım,ikimizde bizim için koşturup duran, dünyadaki meleklerimize sahip çıkalım. Bu baba ya dasen  belki  “daddy”  diyorsun  ya,  hah  işte  onları  ben  biraz  ilgisiz  buluyorum.  Sanki  bukadınlara pek yardım etmiyorlar gibi, iş başa düştü kardeşim!


Bundan böyle;
-yemeklerimizi iyi yiyelim,
-uyanınca ağlamayalım,
-koltuk tepelerine çıkmayalım (ya da alçak olanları tercih edelim),
-çikolata  gibi  fazla  bulaşan  şeyleri  yerlere  sürmeyelim  (ki  benimki  fenabozuluyor) 
-son olarak “güzel uyuyalım”.bu pijamayı sana bir “milat” olsun diye aldım.PÖ (pijamadan önce),  PS (pijamadan sonra).Ya da BP (before …) aman bu uzatma da annemden genetik gibi. Ne bileyim, giderek benziyoruz galiba.Kardeşim,  seni  seviorum!  Haberleşelim  sık  sık.  Hatta  mektup  arkadaşım  olurmusun?

                                                                      Efe 





Dostum Efe ,
Mektubunu alınca çok heyecanlandım. İlk defa biri bana mektup yolladı. Umarım buda senin için ilk olur .Nede olsa sen benim en eski arkadaşımsın. Anlamadan çok şey paylaştık bu dünyada ..annelerimiz dünyayı beraber yerken .. bir dünya gibi göründükleri zamanlardan bahsediyorum. Bu arada annem mektubumu herkeslere okudu. Şimdiden özel hayat diye birşey kalmadı.Bende seni ilk gördüğümde adama bak ya amma dayılanıyor dediydim ama tanıdıkça harbi delikanlı oldugunu anladım dostum.

Benimde seninle benzer endişelerim var malesef.Hem de daha kötü!! Annem beni her sabah bir sürü çocuğun olduğu bir yere bırakıyor. Böyle toplama kampı gibi birşey. Günde iki kere sallanarak sersemletilip zorla uyutuluyorum ,bazen ninni denen berbat bi müzik koyuyolar ,tam da oyunun en tatlı yerinde uyku vakti falan diyorlar. Uykunun vaktimi olurmuş canım. Bu büyükler çıldırmış olmalı.Akşam beni almaya geldiklerinde onları gördüğüme çok seviniyorum ama arabaya bindiğimizde bağlıyorlar beni . Sevdiklerini bilmesem işkence ediyorlar diyicem..inanmazsın yeşil ot gibi birşey yedirmeye çalıştılar kusucaktım. Neyseki kollarımı çözmeyi öğrendim. Arada tehlikeli hareketler yapıyorum ki gözlerini üzerimden ayırmasınlar. Bide belki cayarlar da ertesi sabah buraya gelmeyiz.Beni bıraktıkları yerin önünde garip bir bina var ,adını okuyamıyorum ama sürekli büyük tahta konserve kutuları bir arabaya yüklüyorlar sonrada araba uzaklaşıyor. Bir tür fabrika olduğunu düşünüyorum. Toplama kampında bana noyiş diyorlar. Evde bir iki sefer denedim babiş ,anniş falan demeyi . Güldüler bana . Maymun muyum ben?

Annem iyi kadın ama biraz garip. Benle başka bir dilde konuşuyor. Hemde öyle çok konuşuyor ki benide geveze yaptı. Başkaları varken şunu de bunu de diyor inadıma ağzımı açmıyorum. Bide beraber yaşadığımız baba denen adam var. Ya iyi adam hoş adam da çabuk yoruluyor dostum. Bide annemi öpmeye sarılmaya falan çalışıyor bazen gıcık oluyorum. Neyse ki şimdilik çözdüm sorunu. Annem benle yatıyor. Bir iki sefer babam hadi odasına koyalım şunu eylemi gerçekleştirdi ama öyle bir terör estirdim ki kendi yatırdı beni annemin koynuna.. haha deveden büyük fil var abicim. Anneler bizimdir bizim kalacak!

Arada ayarı kaçıyor benimkininde ama kabul etmek lazım çabuk topluyorlar. Baba gibi tırt değiller. Babalar sözlü katılımcı olmalı. Şunu yapcaz bunu yapcaz deyip uyuyan tipler. Amannn bana ne! Uyusun! Anneme fazla sokulmasında . Gece sık sık uyanıp kontrol ediyorum ben. Huzur bırakmadı sakallı bende..Sevdiğim yanlarıda var adamın. Ağlayınca susturmak için cep telefonunu veriyor , çulukata veriyor ,çolokata ay neydi ya .. çokta seviyorum yemeyi şu kahverengi tatlı şey ..Herneyse ..bide suyla oynamayı çok seviyor. Hayalimi gerçekleştirdi geçen gün salonda bi sürü su dolu kutu vardı. Doya doya oynadım heryeri ıslattım. Su çok eğlenceli broooo!

Evde ipad diye bir şey buldum. Büyük oyuncagı ama gece rüyalarıma giriyor. Süper bişi. Böyle hipnotize olup bi sürü video izleyebiliyorsun. Çok iyi müzikler var finger family diye bi grup var mesela son zamanlarda favorim. Birde klasiklerden wheels on the bus dinliyorum.


Iki gündür benimkiler hep evdeydi , evde bu kadar durup uyuyuo uyanınca toplama kampına gidiyoruz hep . Sanırım gene zorla giydirilip arabaya bağlanmam yakın. Ama gönderdiğin pijamaları giydim dostum. Belki sabah bu yakışıklılığıma dayanamayıp kaldırmazlar beni. Bide annemde evde kalır ohhh tadından yenmez. Öpüyorum şimdilik dostum. Ilık süt içtim uyku yaptı meret gözlerim kapanıyor. Bir ara buluşup kızlara gidelim : )....
                                           


                                                                                             Noyan   

29 Kasım 2014 Cumartesi

deneysel cumartesi

   

    Evin son halini yakın zaman önce paylaşmıştım. İşe dönmeden önce haftada 3 gün gelen bir yardımcım vardı. Saolsun istifa etti. Zaten ekonomimize katkısı olur, çocuk dogdu beri paraları epey suladık diye öyle düzenli gelicek birilerinide aramadım işin aslı. Ancak bundan 4-5 ay önce tabi bunlar , noyan o zaman çekmece karıştırmanın, dolapları boşaltmanın ,eline ne gelirse fırlatmanın zevkine varmamış , dağcılık hobisinede henüz başlamamıştı. Sonra bir kariyerim olduğunu yeniden hatırlayıp işe dönünce durumunda sıcaklığıyla önce herşeye yetişmeye çalıştım. Eve gel, yemek hazırla ,baba çocukla yalnız kalmaktan ürktüğü için yemeği çocukla hazırla, arada yetişemediğin yerde babaya görev ver, baba sana zırt pırt ona seslendiğin için gıcık olsun yok bu diğer hikayeydi konuma döneyim ,çocugu yedir , yiyebilirsen sende ye ama sıcak yemen olanaksız çocuğu uyut, masayı topla bulaşıkları sessizce yerleştir , bulaşık makinasının işi bittiğinde uyanıksan makinayı boşalt. (ya da risk alma çocuk uyanabilir bunu yarına bırak) çamaşır yıka .. bi milyon tane işi bitiremeden yat .Sonra kuzu seni 45 dakikada bir uyandırsın ,sıvazla pışpışla , süt ver , geri uyut (uyursa tabi..) Sabahta vaktinde kalk hazırlan ,çocuğu hazırla , makyaj yap ??!! çocuğu kreşe kendini işe yetiştirmeye çalış . Bu performansın hergün olmasına imkan yok ,elbette banyoda yığınla çamaşır , mutfakta tepeleme bulaşık , salonun ortasında oyuncak pazarı oluyor ..


   
    
   Bir cuma gecesi noyanı uyuturken en son hastane formamla uyuya kaldıktan sonra bir deney yapmaya karar verdim. Haftasonu bir gün boyunca hiç oturmazsam sadece evin işlerini yaparsam(çocuğada aynı anda bakarken yapıcam bunları ) yatağa gitmeden önce şöyle bir evime baktığımda acaba evi toplu görebilir miyim diye düşündüm. Takip eden cumartesi deneyimi gerçekleştirdim. Noyan bana biraz kredi verdi ve sabah 8 buçukta uyandı. Önceden dağıtılmış olan salondaki masada kahvaltı edicek kadar yer açıp kahvaltıyı hazırladım. Hatta ekmek pişirdik oğlumla . Baba ayıyı uykusu bitmeden uyandırmadık ( sonra aksi oluyor). Darmaduman salonumuzda harika bir kahvaltı ettik . Babaya aile filmi izlesin (nat geo wild-aslanlar belgeseli) diye kumandayı verip salondaki koltuğuna yerleştirdik (en kolayı buydu) Ortalığı noyanın dağıtma hızından biraz daha hızlı toplamayı başardım. Arada da çamaşır makinasına sürekli birşeyler doldurdum. 12 gibi noyanın uykusu geldi, önce elektrik süpürgesini çalıştırdım sonra noyanı uyuttum zaten bayılıyor hala saç kurutma makinası ,elektrik süpürgesi sesine .. Böylece o uyurken evi süpürdüm. (bu hareketimi dahice buldum) Uyandıgında yerleri silmem imkansız olduğu için (çünkü noyan kovadaki deterjanı suyu oyun sanıyor) hızla yerleride sildim. Uykuya daldıktan bir süre sonra hareket ettiğinde ona dokunmazsam ya da sallamazsam uyanıcağı için bundan sonraki görev planımı onun uyudugu yerde yapılıcak işlerden seçtim. Çamaşırları katlama gibi.. 

Uyandıktan sonra yemek yedirdim . Öğleden sonra 3 gibi babayı uyandırmayı denedik, ben uykumu alamayınca kötü oluyorum dedi , aralarda gözünü aralayıp naptığımıza bakmak suretiyle şekerlemelerine devam etti. Bu arada akşam öğünü atıştırmalıklar falan derken mutfak yeniden dağıldı. Salonu zaten noyan halletti. Koltukta zaten sürekli bir yatak var. Yani arkadaşlar , topuklarım ağrıyor , çocuğu zaten zor uyuttum ..bu deneyde kullanılan deneğin yani benim azmim ve çabama rağmen uyumadan önce evi toplu görseninizde bunu rutine dönüştürmek çok mümkün görünmüyor. Boşverin de zaten.. Çocuğunuza vakit ayırıp onunla oynayın , yerlerde yuvarlanın ..Tırmanışlarına , camda ellerinin izini çıkarmasına destek olun . En keyiflisi böyle çünkü :)...  

25 Ekim 2014 Cumartesi

evin hali..


Ne yazsam ne yazsam diye düşündüm durdum , aslında aklımda paylaşıcak çok şey vardı. Aralıksız 3 saat uyuyabildiğim gecelerin sabahında yeni oyun fikirleri bile bulabiliyorum . Ancak şu an öyle yorgunum ki aklıma hiç bir şey gelmedi bende salonun son halini fotografiklerle paylaşmak istedim.





baba yorgun : )....

  

3 Ekim 2014 Cuma

işe dönüş -kürkçü dükkanına dönüş-çalışan anne



O günün geleceğini biliyordum , devam etmem gereken bir kariyerim vardı vakit yaklaşıyordu. Hala evde olduğum o son dönem her günü o dönüş gününün yaklaştığını kendime unutturarak başladım. Çünkü oğlumla geçiriceğim her anın kusursuz , onun için de süper mega eğlenceli olmasını istiyordum. Sabahım ilk ışıklarında full enerjiyle uyanan oğlum ben daha gözlerimi açmaya uğraşırken evin içinde koşturmaya başlıyordu. İlk uyku molasında ancak kahve içebiliyor , şanslıysam birşeyler yiyebiliyordum. Uykusu öyle hafif ki çıt sesinden hareketlenmeye başlıyordu yattığı yerde .. bende yanından ayrılamıyordum öyle olunca ..her gece yattığımda ben işe dönünce nasıl bir düzen kurucağımızı düşünüyordum zaten delik deşik olan uykum iyice kalitesiz bir hal aldı. Mütemadiyen araştırma yapıyordum. Bakıcı , kreş ? Hem bakıcı hem kreş ?? ne bakıcı ne kreş..?!! otur evinde bak çocuğuna diyen bir içgüdü ,şimdiye kadar o kadar dirsek çürüttün böyle evde oturmaya devam edemezsin diyen bir beyin , uykusuzluğun dibinde hala herşeyi yetiştirmeye çalışan bir beden ..bunun yanında pırıl pırıl bana bakan bir çift zeytin göz , boynuma dolanna minik eller ..Ah hem kafa hem gönül karışıklığı .. Annelik deliliğin bir sınıfı zaten .
Ben hiç istemedim kreşe gitmesini üç yaşına kadar ..bilimseliz ya onca makale okudum. Kreşe gidicek çocuğun hazır olduğunu en iyi şöyle anlarsınız böyle anlarsınız bir ton hikaye .. çocuk evde büyür diyen ikinci bir ton hikaye .. Esası şudur ; bir çocuğa annesinden daha iyi bakıcak başka kimse yoktur ancak annenin çalışmak zorunda olması çocuğuna artık bakmıyacağı anlamınada gelmez. Anne işe gider yorulur gelir eve annelik görevine devam eder. Ayrıldığımız ilk günlerdeki suçluluk duygusunu aştıktan ve noyanın mutlu olduğunu gördükten sonra en sonunda devreye giren beynim ve hala iyi bir anne olduğum gerçeğini burnuma gözüme sokan mantığım sayesinde sonunda normal insan ve daha da çok yorulan anne olarak hayatıma devam etmeye yeni düzene alışmaya başladım. Taşlar yerine oturmadan yazamazdım bu yazıyı ..Öyle yapsam ne kadar berbat bir anneyim ben çocuğumu bırakıp işe gidiyorumdan öte bir şey çıkmazdı. Neyse biraz geri saralım madem deneyimlerimizi paylaşıyoruz ..

Önce bakıcı arayışına girdim. Şimdi uzmanlar diyorki siz çocuktan ayrılmadan en az bir ay önce bakıcınız gelsin çocuk anne yanındayken bakıcıya alışsın.Sizde süreyi uzata uzata çocuğu bakıcı ile kalmaya alıştırın Nerden biliceksin belki bir ay melek gibi olan bakıcı sonra napıcak çocuğa ,evin heryerine güvenlik kamerası kurup bütün ügn çocuğu izleyemezsin ki işte ..(a.paranoyak anne b.tedirgin anne??c.temkinli anne d.katil olma potansiyeli yüksek anne e.hepsi) Elbette ki bu fikri denedik . Bizde bu süreci yaşayan herkes gibi bakıcı aradık. Önce orta yaşlarının sonunda bir hanım teşrif etti.Aslında tamda teşrif edemedi. Biz noyanla teyzeyi gidip aldık çünkü hangi otobüse biniceğini bulamadı. Hafif bir anadolu şivesiyle konuşan erzurumlu bakıcı adayımız ben çocuğa bakarken mutfağı temizlemeye başladı.sanırım iyi temizlik yaparsa işi alıcağını düşündü. Buzdolabının raflarını söktü yerine takamadık. Bu esnada çocuk heryeri karıştırmaya devam etti. Ben günü yorgun ve duble gergin tamamlarken mutfak kapanışı temiz bitirdi. Buzdolabının raflarını takmak iş dönüşü babanın görevi oldu .Katılımcımıza teşekkür ettik Başarılarının devamını dileyerek ayrıldık.
Bulduğumuz ikinci aday eşimin iş arkadaşının bakıcısının arkadaşı ,bakıcıdan referanslı bakıcı olmuş oluyor bu durumda ..İkinci adayla telefonda konuşmaktan öteye geçemedik. Başı kapalı temiz bir hanımmış duyduğumuza göre inancına hala saygımız var.
-Merhaba biipipp hanım biz seferoğulları ailesi olarak 13 aylık oğlumuza bakıcı arıyoruz. Sizi şekerpare hanım önderdi.
-evet evet ben çocuk bakıyordum önceden hatta iki tane bakıyordum. Siz ne istiyorsunuz tam olarak
-valla biz çocuk bakılsın istiyoruz tam olarak
-kaç para verceğiniz ??
-şu kadar vericez oğlumuzun bakımı yemeği , o uyurkende biraz ortalık toplarsınız temizlik beklentimiz yok.
-temizliğe gelen ayrı kadınınız var mı? Benim önceki çalıştığım yerde vardı. (2. adayın koordinatörlük arzusu var altına da çalışan alıcak anladığım kadarıyla)
-valla temizliğe gelen kimse yok ben yapıyorum. Artık hafta sonları yine ben yapıcam.(çünküüü aynı anda hem bakıcı hem temizlikçi tutucak kadar param olsaydı zaten çalışmaz ikinci çocuğu yapıştırıverdim madem para bok ne işim var hastanede çalışmaya gidicem)
-tamam bende isterim sizinle çalışmak yalnız ben namaz kılıyorum sorun olur mu ????
-(iç ses) çocuk ağlamaktan bi tarafını yırtarken siz eğilirseniz ben tekme atmak isteyebilirim onun dışında bir sorun olmaz
-Anladım biz sizi daha sonra arıycaz.
-(telefon) biiip biip biip..
Örnek teşkil etmesi için en göze çarpanları yazdım. Büyük çaresizlik ve hüsranla biten arayışın ardından bütün o çocuk kreşe ne zaman gider,ne zaman hazır olur ?? makalelerini düşünerek büyük cevabı verdim. Biz hazırıııızzz!
Şanslı olduğum iki nokta var. İlki oğlum 6 aylıkken katıldığımız bir oyun grubumuz vardı. Sayesinde hem o hem ben yeni arkadaşlar edindik ve çok şey öğrendik. Bu yüzden onun başka çocuklardan oluşan bir grup içine ilk girdiğinde dehşete düşmeyeceğini biliyordum ( -kim lan bu veletler ? Annem nerdeee laaannnn yerine şşş anneee anneeeeeee ya annee nereye gidiyosunn??? Ne zaman gelicen onu söyle bari kadın diye bağırdı. )
İkinciside çalıştığım hastanenin bir kreşi vardı. Oğlumla aynı bahçedeydik ve bana ihtiyacı olsa bir nefeste oraya koşucak kadar kondisyonum iyiydi hahha şaka şaka bi nefeste koşamamda yakınımdaydı işte yürüyerek 3 dakika :)...





Öncesinde gidip kreşi ziyaret ettim.Ortalığı temizleyen bir hanım beni o esnada bebek grubunun yanında olan yönetici hanımın odasına aldı. Beklerken etrafı inceledim. Masasında isimliği vardı. Altında da uzmanlık alanı yazıyordu ; Çocuk gelişimi uzmanı . Önümdeki sehpada bir koli içinde çocuklara gönderilmiş eğitici dergiler vardı. Duvarlarda çocukların çizdiği resimler asılıydı.Bir anda içimi bir huzur kapladı. İlk izlenimlerim beni öylesine rahatlatmıştı ki ..Bir kaç dakika sonra kendisi odaya girdi. Güler yüz ve düzgün bir Türkçeyle beni karşılayan bu hanıma oğlumda gülücükler atmaya başlamıştı bile.. Bize kreşi gezdirdi. En son bebek grubunun olduğu odayı gördük. Ortalama bir salon büyüklüğünde gayet temiz en uçta bebeklerinin yataklarının olduğu oyuncak dolu bir oda . Ve en inanılmaz kısmı tam uyku saatine denk gelip benim 5 bebeği birbirinden huzurlu yanyana görmüş olmam. Başlarında da şu an Noyanın muhtemelen benden sonra en çok bağlandığı kişilerden biri olan öğretmenleri vardı. Şaşkınlıktan nutkum tutuldu. Ses çıkarmaya korktum birini uyandırırım diye. Blogu takip edenleriniz bilir ,bizim uyku maceramız doğduğundan beri gayet meşakkatli geçti ve halende öyle devam etmekte. Resim 1 de Saatlerce bebek arabasında kendini sallatan, esnemekten çenesi düşen ama hala kordonda tur atıyoruz gibi bir kolunu bebek arabasından sallandırıp etrafa bakınarak zorla uyuyan oğlumu görüyoruz(bana değme spor salonunda harcayamayacağım kaloriyi harcatmış) Bense yanyana dizili , horuldayıp uyuyan beş bebeğe bakıyordum.İnsanın aklı ermiyor. Madem bebek denen canlı böyle  de uyuyabiliyor evladım sen neden ananı danalar gibi koşturuyosun .Apartmanın otoparkının değnekçisi gibi oldum . Kim ne zaman gelse ordayım . Paşa bebek arabasında ense yapıyor uyuycak diye. Biri beni arasa önce otoparka bakıyor öyle bir durumdayız yani. Bu günün akşamında eşimle kararımızı kreşten yana verdik.

                                                          Resim 1: )
Ben işe oğlum kreşe başlamadan önceki gece sanki ben ilk defa okula gidicekmişim gibi heyecanlıydım. Bu sefer heyecandan uyuyamadım. İlk gün sabah bırakırken ne olduğunu pek anlamadan öğretmenine uzandı. Takip eden günlerde benden ayrılırken ağladı. Başlarda hiç bir gündüz uykusuna katılmamış ama diğer bebeklerle çok iyi iletişime geçtiğini söyledi öğretmenimiz. Ilk on günü atlattıktan sonra artık sabah ağlamadan ,hatta benim gidişimi umursamadan (koydu biraz bana burası ana yüreği işte:) )gitti okuluna. Bir ayımızı doldurmak üzereyiz. Yemek yemeyen ,kaşıklara tekme savuran evladım yemek yemeye ve yeni sesler çıkarmaya başladı. Sonunda biraz kilo bile aldı. Gündüzleride orda uyumaya başlamış. Düzeni yavaş yavaş oturuyor. Ben iş çıkış saatini dört gözle bekliyorum. Onu almaya giderken sahibine giden yarış atı gibi seke seke gidiyorum bahçede. Beni görünce kahkahalar atıyor. Benim tarafımdan bakarsak ; çok özlediğim ameliyathaneye kavuştum , yine hastalarım var . 


Hem annelik hem doktorluk yapmak yorucuda olsa uyuduğum o birkaç saatin sonunda mutlu bir kadın olarak uyanıyorum. Kliniğime arkadaşlarımın yanına mesleğime döndüm. Sabah biraz daha erken kalkıp hazırlanıyorum. Hem noyanın annesi olma görevime hem de mesleğime saygımdan biraz daha özen göstermeye çalışıyorum kendime. Eve dönünce oğlumla oynamaya devam ediyorum. Çünkü kendime işe başladığımda çalışmaktan yorgun düşüp çocğuyla vakit geçiremeyecek kadar bitap bir kadın olmaacağıma dair söz verdim Kesinlikle daha çok yoruluyorum ama hepimiz çok muyluyuz. Bu ışıltıya değer..


3 Eylül 2014 Çarşamba

Yaz!!(part2) Nasılda geçti bütün bir yaz :)



Çocukluğuma damgasını vurmuş, doğurmadan önce ulan ne yemişler bizi dediğim 3 kült film freddy'nin kabusu , chucky ve exorcist'ti.Bu aralar hepsinin gerçeklik payı olduğunu düşündüren bir hayatım var. Kuzu yaşından 1 hafta önce yürümeye başladı .Önce pek cesareti yoktu ,tereddüt ettiği her an popoyu yere koyuveriyordu ama çabuk kavradı mevzuyu ;''Hımm sağ ayak geliyor soldakinin önüne doğru tamam şimdi sol ayağı öne götür ama aynı anda yapma bunu kafayı karpuz gibi yarıyordun geçen gün oğlum ''. bu iki ayak hala birbiriyle tam koordineli çalışmasada paşa kendiyle yarış halinde olduğu için olayı çözer gibi olduktan hemen sonra koşmaya çalıştı. Bunun sonucu anneye yani bana full adrenalin dolu dakikalar olarak geri döndü. Bir ay içinde 4 kez dudağımız patladı bir kez kulağımız morardı. Şimdi okurken insanın aklı kulak morarmasını almıyor . Pizza kulesi eğikliğinde durup koşmaya çalışın ,yanlayarak düşmenin artistik puanlarını bir kaç denemede yükseltirsiniz . (Yeni yürüyen bebekler tek seferde iyi puanlar yapabiliyor) Bu bağımsızlık halini kazanalı beri zaten gıcık olduğu bebek arabası ve oto koltuğuna oturmaya tamamen itiraz ediyor. Bebek arabasında sallanmadan uyumayan oğlum , uykudan artık gözlerini yerinden çıkarasıya kaşırken bile o exorcistteki gariban kız gibi ters köprü kuruyor . Dikkatini dağıtmak için cüzdan , kredi kartı , araba anahtarı ne varsa veriyoruz , ağlamasında .. Zaten o hacimde bir insan yavrusunun yakında cam çerçeve indiricek ses desibeli özelliğini fazla kullanmaması için verdiğim uğraş insanüstü . Bazen bu yolla bana işkence ettiğini düşünmedimde değil , çünkü eğer arabayla bir yere gidiceksek ,zamanlı yetişmemiz gereken biryerse ulaşım süresi artı 30 dakika oto koltuğuna bağlama sanatı icraası olarak saatlerimizi ayarlayıp öyle hareket ediyoruz. Evdeki yüzüne bakmadığı bir sepet oyuncağı arabaya indirdim şanslıysam 3-4 oyuncakla koltuğun kemerini güç bela takabiliyorum , havasında değilse exorcist ters köprü sahnesinin çekimlerine geri dönüyoruz. Sonunda 9 kilonun üzerine çıktığı için arabadaki tahtı değiştirdik. Ben camdan bakar oyalanır yolda arıza yapmaz diyordum ,elbette ki yanılmışım artık olayın camdan bakamama olmadığını ,oğlumun 2000 li yıllarda hala nasıl corporal transportasyonun keşfedilmediğine isyan ettiğini anladım. Çünkü gidilen yol uzunda kısada olsa varış noktasına mutlu ve tatmin olmuş şekilde iniyoruz. Bende geçici bir işitme kaybı oluyor , birde arada telefonu arabanın üstünde cüzdanı kasada unutuyorum ama şimdilik bulamadığım olmadı. Çocuk oldumu akıl bir yerlere gidiyor zaman zaman.


İzmirde yaz sıcak ve nemli geçiyor. Öğrendim ki oğlum klima ve vantilatörden hiç haz etmiyor. Uyuyabileceği serin bir yer bulmak zorunda kaldık böyle olunca. Kuzu balkonu tercih etti. Uzun bir süre balkonda yattık. Kamp kurduk her sabah yatak topladık her gece yatak açtık . Paşa çadırında rahat rahat uyudu ama annede hala bir bel ve sırt ağrısı hakim .Ha babaylada yatakları ayırdık durum böyle olunca ..Babada hangi durumun hakim olduğu konusuna girmiyorum.






 Sıcaktan bunalmış olsakta güneşe ve havuza bayılıyoruz ikimizde . Noyan yüzmeyi bende çocuğa su yutturmadan havuzda tepişme yeteneğimi epey geliştirdim. Diş çıkarmaya verdiğimiz kısa arayı sonlandırdık. Geçirdiğimiz kısa dönem huzurlu sezonu sağolsun aynı anda 4-5 diş çıkararak unutturmayı başardı kuzu. Bir sabah hatırlamıyorum hangi istediği şey için ağlıyorsa bir baktım çocuğun üst damağında tam bu azı dişlerinin yerinde bademcik gibi bir şey sallanıyor. Azılı azı dişi yavrumun damağını ikiye yarmış meğer .bir parça et sallanıyordu damağında. Elbette yemek yemeyi bıraktık. Hatta bazı gün sadece su ve formulayla geçirdiğimiz oluyor. Ağzını bir kapıyor kaşığı görünce eskiden zarla zorla sokuyordum dişleri yokken şimdi onlarıda kenetliyor ..Eskaza ağzını açarsa bu sefer jackie chan gibi bir tokatlıyor kaşığı , nereyi denklerse oraya fırlatıyor yemekle beraber. Annede pes ediyor tabi ,birde temizliğe nerden başlasam diye düşünüyor. Ekleme ihtiyacı hissettim. Evimize gelen bir hanım vardı temizliğe . Abla ben memlekete gidiyorum tatile dedi bir daha aramadı.Saolsun. O kadar diş çıkınca ısırmak kuzu için eğlenceli bir hal aldı. Açsa uykusuzsa kesin ısırıyor. Toksa uykusunu aldıysa eğlencesine ısırıyor. Omzumda boynumda kollarımın muhtelif yerlerinde sanki işkenceye uğramışım gibi bir görüntü var .Halbuki dişlerimiz kaşınıyor ya da dünyanın en tatlı annesi benim.

Temmuz ayında kuzu yaşına girdi . Bir heyecanla dogum günü partisi hazırladım elbette. Fotoraflı magnetler bastırdım. Doğum günü şekerleri yaptım. Harika bir pastamız vardı Gelen herkes ve dahil olan sitenin çocukları çok eğlendiler. Oyunlar oynadık su savaşı yaptık. 10 gün sonra site yönetimi her daireye kağıt dağıttı. Bir daha burda doğum günü yaparsanız topunuzu keseriz demeye getirmişler. Ismimizi vermedikleri için kendilerine teşekkür ederiz. Kimse biz olduğumuzu bilmiyor şşşhhhh!


Akşamüstleri bahçede diğer çocuklarla oyun oynamaya indik. Bizim sitenin çocuklarının çoğu tekerlekli ya paten sürüyor ya kaykaya biniyor. Noyan evde tekerlekli tüm oyuncaklarına binmeye çalışıyor. (pizza kulesinin yürüme çalışmasına biraz daha aksiyon adrenalin şarttı zaten)



  Kedilerin çilesi henüz bitmedi..onlarda dünyanın en tatlı kedileri Sağolsunlar tırmalamıyorlar  .

21 Temmuz 2014 Pazartesi

yaz!! Noyan 1 yaşında : ) (part 1)

ha geldi  ha gelcek gelcek mi acaba??!  derken koskoca yazın yarısını yedik .. Güzel  İzmirden minik ailemle birlikte bildiriyorum buralar yanıyor çok sıcak  tam  istediğimiz gibi.. kuzu havuza girsin , kuzu gezsin , şuraya gidelim  memlekete uğrayalım derken  yazamadık  buralarda bir süre .. 19 mayısta havuzumuz açıldı beri  minik keretta  kerettamla yüzme hevesindeyiz. Kahvaltımızı  edip sabah uykumuzu uyuyup hazırlanıyoruz havuz başına. 4 kat aşağımı iniyoruz meksikaya mı taşınıyoruz onu anlamıyorum inene kadar kadar çünkü sırtımda  sıpa kadar  sırt çantası , önümde kanguruda asılı bebe  elimde kocaman bir deniz simidi  , öğlen uykusunu  rahat uyusun hatta rahatı geçtimde uyusun diye bebek arabası hımbıl hıkış  iniyoruz aşağıya. Bir de  bu yolun dönüşü var elbet.  o hatırladığı kadarıyla suyun içinde çırpınırken  anası iki büklüm su yutmasın diye   çocuk havuzunda boy gösteriyoruz. Kollarımın arasında  öne eğilmiş minik kaplumbağamı  yüzdürürken arkamda taşıdığım fazla kilolarımın ağırlık merkezimi teknik olarak desteklemesi gerekirken sıpanın su sefasının  bitmesini bekliyorum. Sudan onu çıkarıp kendimin iki büklümden tek büklüme geçmesi biraz zaman alıyor çünkü yaptığım   eğilerek havuzda yürüme antremanından  sonra doğrulmak gayet ağrılı sancılı yüz buruşturucu  oluyor. Bu eğlencemizde olurda yakınlarda başka çocuklar varsa ve bebek havuzu  eğlenceleri arasındaysa benim sıcaktan kavrulmuş tenime sıçrattıkları su   alışveriş merkezinde gezerken üzerime şu  büyük  su pompası tüfekleriyle   buzlu su  sıkılmış hissi yaratıyor. Yine de geri kalmıyorum azimli anneyim maksat sıpa suya  alışsın sevsin mümkünse   ceninliğine   dönüp yüzmeyi hatırlasın.

Artık iyiden iyiye daha hareketliyiz. jet gibi emekliyoruz . Evdeki tüm çekmeceleri açmayı  öğrenmenin yanısıra gördüğümüz her koltuğa tırmanıp her masaya  asılıyoruz. Elektrik prizleri evdeki 2 torba oyuncaktan  daha çekici , özellikle telefon şarj kabloları olmak suretiyle kablo  ısırmak diş kaşımanın en iyi metodu olduğunu öğrendik.
Ayakta dengede durmaya başladık hemen ardından  sağdan soldan yardım almadan  adım atma hevesi başladı. popo üstüne çakılarak oturma tecrübeleri olsada vazgeçmedik . Bir adım  iki adım  oldu iki adım beş..Ve yürümeye başladık.  Ördek yavrusu gibi yalpalaya yalpalaya iki kolu havada dengede durmaya çalışarak yürüyor veledim .


keratayla burdan  veremediğimiz kiloların olduğu yerin dibindeki markete gidene  kadar arabada geçirdiğimiz süre işkence olsada bir maceraya  atılalım dedik ve eşimin tatilini memlekete gündüz vakti yola çıkarak değerlendirdik. yanıma bir sırt çantası dolusu  oyuncak aldım. Bir oyuncak arabada istemediği koltukta bağlı oturan  bebeği  yaklaşık 3.5  dakika oyalayabiliyor. on oyuncak herbiri üç buçuk dakikadan 35 dakika. Gittiğimiz yol hiç durmassak 8 saat. Mantıklı bulmamama  rağmen eşim yolda outletlerde ve istediğim her çiş molasında durmaya  söz verdiğinden kabul ettim. Yolda uyku saatlerinde durup  bebek arabasıyla gezdirerek uyutmayı denedik . molalarımızdan biri 2 saat aldı. sonuçta keretta keretta uyumadı . Memlekete 15 saatte vardık .  Memleketin sivri ve karasinekler tarafından istila edildiğine  şahit olduk. Üstümüze bir sürü kimyasal sıkıp hayvanları şaşırtmaya çalıştık ama sanırım  evrim onların iq'ları üzerinde olumlu ilerleme  kaydetmiş. Hem şehirleşmişler, hem güçlenmişler hemde bu sinkov numaralarına gelmiyorlar artık. Arkalarından duman çıkan arabalarla bu hayvanları kurutmaya  çalışsalarda  ben o ilacın insanlar üzerine daha  etkili olduğunu düşünüyorum. Bu sineklerin yakında  kendi devletleri  bile olabilir hani ..


                               
Dönüşte benim yeğenler(2) ve eşimin kardeşide geldi. Evde 5 koca bir küçük insan olarak ikamet ettik. hiç bu kadar uzun süre bu kadar  kalabalığa yemek yapmamıştım. iki kişilik ailemize  yemek yapmaya erindiğim günler adına pişmanlık duydum . Epey pratik yaptım , yapıyorum. Gençler ev işlerine  ve noyanın uyku ve oyun saatlerine yardımcı olmaya başladılar.Beni epey rahatlattı bu durum. Hani malikanem olsa yanıma taşınsınlar isterdim .Şimdilik kuzu kanguruda uyumaktan vazgeçti bu kez bebek arabasında uyuyor. Koyuyoruz mersosuna ileri geri sallıyoruz saç kurutma  makinası ya da  rock müzik eşliğinden  , mızıltı sesi gelirse ileri geriden tam tura çeviriyoruz. Araba ne kadar yalpalarsa  uyku o kadar çabuk geliyor bu nedenle  favorim sokakta  mümkünse  arnavut kaldırımlı bi yerde  bebek arabasını sürerek uyutmak.  Gece uykularımızda malesef değişti. Benim bildiğim bebek denen  canlı  önce  sık sık uyanır sonra bu  aralıklar açılır en son sabahlara kadar osura osura uyur bizde  malesef   tersi söz konusu . Benim melek gibi uyuyan veledim  gece yatakta döne döne kendini  uyandırıyor. sonra mutsuz bir ağlama ..Her gece asker ediyor bizi 2-3 saat.

Son iki aydır  nerdeyse her gün geçen yıl bu zamanlar  içerdeydi muhabbeti yapıyoruz. Biliyorum ilkokula gidene kadar  kalmıcaktı orda çıkıcaktı elbet. taze ebeveyn romantizmi bu olsa gerek. Efendim geçen yıl bu zamanlar  oğlum karnımdaydı.taklalar atıyordu içerde ..o hareket etsin diye  ben tazmanya canavarı gibi  mutfakta ne varsa silip süpürüyordum. Birde geçen yıl bu zamanlar 89 kiloydum ellerim ayaklarım fil gibiydi ..


Bugün 21 temmuz (yani ben yazmaya başladığımda  21 temmuzdu. Artık değil. sıpa uyanmadan şu yazıyı bitirebilsem ne iyi olur. ) Keretta kerettam  dolu dolu bir yaşında.. sancılarımı ve onu kucağıma aldığım anı tekrar tekrar  izliyorum kafamda . elleri ayakları büyüdü boyu uzadı. Tam 8 tane dişi var. artık her yemeği yiyor. yatağın içinde kaybolurken şimdi doldurur oldu yatağı. Yattığı yerde dönemezken şimdi yürümeye başladı. tek çıkardığı ses kapı gıcırtısıyken şimdi dolby stero sistem ağlamaktan tutta basit kelimelere kadar her türlü şeyi duyabiliyoruz. Bir yıldır hergün birlikteydik,hergün öpüştük sarıldık koklaştık. iyice alıştık birbirimize,  etle tırnaktan öteyiz hani. veledim,sıpam , kuzum, küçük sevgilim , kedilerimizin korkulu rüyası ,karnımın en hassas yeri, uyku devletimin bölücüsü, aşk devletimin kurucusu  ,hızlı çamaşır kirleticim ,emekleme şampiyonum , çekmece karıştırıcı kasırgam ,etim ,tırnağım kemiğim sen yokken ne yapıyor muşum ben  ? ne çirkinmiş dünya ..uykusuz  gece geçirmek  sebebi sensen ne güzelmiş. Hoşgelmişsin aslan yavrum. İyi ki doğmuşsun emanetim .İyi ki varsın  teninin kokusuna yandığım. Pek  çok seviyoruz seni ..