Translate

5 Şubat 2014 Çarşamba

sevgili eşime cevaben 2014-2 dilekçenin dönüşü (artık kıvırıp mı saklarsın bilemedim)


                Sevgili ve çok sayın ve  pek muhterem babacık ,
6.8.2008 tarihinden itibaren   gururla hizmet vemekte olduğunuzu  belirttiğiniz evlilik kurumunuzun aile  idaresi başkanlık makamına yazdığınız dilekçeyi ivediyetle  okuduk , ihtimamla  yanıt veriyoruz. Bunca yıllık evlilik hayatımızda hergün yemek ve temizlik yapmadım, ütüden oldum olası haz etmem. Ama elimden geldiğince eksiğiniz olmaması için uğraştım . Eğer çok hasta ve yorgun değilsem yüzümü asık görmemişsinizdir. Bebek bekleyen babaların en büyk derdi olan hamikenin bitmek tükenmek bilmeyen hallenmelerinide  tarafınıza  yaşatmadığımı , karı dırdırının ne demek olduğunu ancak sözlükte bir tanım ya da  kulaktan dolma  olarak bildiğinizide  belirtmek isterim. Yine belirtmek isterim ki  başınızdan bir gebelik sonrası depresyonuda  geçmedi.  Hatta normal hayatınıza  gayet çabuk döndünüz. Arkadaşlarınızla çıktığınız yemekler , aniden  yapılan programlar  gözümden kaçmadı değil. Ben evde  eeee  eee diye bebek arabası sallarken sizin dışarda  rengi limonatayla  aynı olan  ama bardağa hızlı dökülünce köpüren ayrıca soğuk  içilen içeceğinizle  çıptıs çıptıs  müziğe tempo tuttuğunuz ya da sohbetin dibine   vurduğunuz anları gözümde canlandırabiliyorum.  yine ilave etmek isterim ki sabah erkenden  uyandığınız bütün gün  bir çok kişinin  derdine deva olma çabanız nedeni ile  gece uykularınızıda elimden geldiğince bölmemeye  çalışarak kuzunun gece öğünlerinede  kendimi tamamen adamış durumdayım.  İnkar ederseniz hakkımı yersiniz , battery  low   uyarısı  vermedikçe sizi  dürtüklemem..
Hasbelkader  kuzuyla aynı anda hastalandık . gösterdiğiniz çabanın  takdire şayan olduğunu belirtmek isterim .Bilirsiniz hep derler  , yüzme öğreniceksen  atlıcaksın denize çırpınıp durucaksın zaten yüzersin : ) yahut boğulursun. Bence siz günü gayet güzel kurtardınız  babacık. Küçük bir eğitimle  işlerin çoğunu benden daha iyi kıvıracağınıza  eminim. Hem zaten hatırlıyorumda siz dememişmiydiniz keşke ben evde çocuk baksamda sen işe gitsen diye : ) Bence  kendinizi göstermeniz için size  daha çok fırsat tanımalıyız.  Tabii   bu işi  hakkıyla öğrenmeniz gerek yoksa yatağı ıslatan çocuğun altına gazete  kağıdı  yaymayı  çözüm olarak kabul ederseniz vay halimize.
Bundan önce bir çok defa sözel olarak belirttiğiniz  kardeş arzusunuda hatırlatmadan edemiycem.  Kaşıkla  çocuk besleme , uyumayan bebeği kandırma yolları,  bu ağlıyor susturamıyorum  konulu dersleri  tarafınızıa  keyifle aktarmak istediğimi belirtmek isterim . Zira kanguruda taşıyabileceğim çocuk kapasite bir olup o kontenjanda şu an doludur.  eğitiminiz tarafımca düzenlenicek olup zaman zaman rotasyonlarla  hayatınızı renklendirmekten  oğlumda bende çok keyif alıcaz. Akşam yemeğini yeyip uyuyakaldığınız günlere  sayın .

                                                                   Gereğini  YAPARIM .
                                                                                               5.2.2014
                                                                                           (  ÖPTÜK BABİŞ  :) )

4 Şubat 2014 Salı

ilk defa hasta olduk biz..

Oğlumun uslu bir çocuk olduğunu sanırdım artık eminim kesinlikle uslu bir çocuk .Doğduğundan beri meğer hiç uyku sorunu çekmemişiz. Genelde 11 gibi uyur benim kuzum. Saat birde uyumadıysa yaramaz çocuk yaftasını yapıştırırız. Sabaha kadarda sadece karnını doyurmak için uyanır. Birkaç gun önce altıncı ayımızı doldurduk hastalıksız kazasız (bir kez ipsiz bungee denemesi haricinde) derken miniciğim ilk defa hastalandı. Kendimi hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim. Birkaç gundur bende hasıl olan boğaz agrısı ve kuru öksürüğü pek önemsemedim ,aslında yaklaşan hastalığın habercisiymiş. Kuzuda bir iki gündür öksürüyordu. Bebekler annelerin sabrını test etmek için garip günleri tercih eder. Huysuzluk yaramazlık yapıcaksa ya da hastalanıcaksa illa ki sizin tek başınıza olduğunuz bir günü seçerler. Bizde babanın nöbette olduğu bir günü tercih ettik elbette. Halbu ki gün harika başlamıştı. Gündüz uykularına dalarken biraz zorlansada ben beşiği sallamaktan , sallarkende o gece iki kişilik yatağa çapraz yatma hayalini kurarken hiçte şikayetçi değildim. Akşam saatlerinde kuzunun öksürüğü bir derinlik kazanmaya başladı. Araya katılan hapşırıklarla daha da renklenen öksürürklerimiz eşliğinde gece yarısını kuzuyu uyutmak için ne numaralar yapabilirim sorusunun cevabını arayarak geçirip yeni güne başladım. Aralarda da arayıp babamıza rapor verdik. O da nöbette çok merak etti , eve de gelemiyor diye.Birde telefondan direktif vermeye niyetlendi hastaneye gidelim hemen diye ama çocuğun ateşi yok , şimdi acile git saatlerce bekle onca daha hasta çocuğun arasında kal ,çocuktan kan idrar istesinler , kan alınınca ağlasın , sen ağla.. stres ..idrarı zaten almayı hiç becereme , gerek yok demem üzerine sonradan toparladı kendine geldi. Babalar annelere kıyasla daha bi stres oluyorlar ama sallayınca geçiyor . Saat 02.00 a kadar arabada sallama sonucu dört kez başarıyla uyuttuğum oğlumu güvenle yatağına yatırıp odadan her çıkışımda bir kere daha uyandı. Ve başa döndük. 2.30da yatak odama sonunda ulaştım. Başucu lambam yanıyor, kitabımı ve sırnaşık kedilerimizi kaçırmak için kullandığım lavanta kokulu banyo sonrası spreyimi yastığın yanına saatler önce koyup hazırlamıştım. Terliklerimi çıkardım yatağa uzandım, yorgana dolanıp kitaba uzanırken önce kediler davrandılar yanına yatıcaz sev bizi diye. Spray saolsun onları kaçırdık .Bir an için sessizlik hakim oldu ve odadan kuzunun sesi gelmeye başladı. Yerimden hemen fırladım. Karnını doyurdum , su verdim. Uyudu. O gece yaklaşık yarım saatte bir olmak üzere uyanan kuzuyu pışpışla , kucakta salla , bebek arabasında salla ,kucakta evi tavaf et tekrar mama ver salla fiillerini gerçekleştirerek geçti. Koridor da kat ettiğim mesafe sabaha karşı artık bana edirne istanbul seyahati gibi geliyordu ve ben jet hızıyla hareket etmek zorundaydım. Bir umut gündüz uyuduğunda bende uyurum diye avuttum kendimi ama elbette olmadı. Geceye göre nispeten daha rahattık. Ben bilmemkaçıncı kahvemi aç karnıma içmiştim. Kuzunun iştahı yerindeydi. Saolsun çok yormadan ne versem yedi. Ama öksürmeye ve arada huysuzlanmaya da devam etti. Termometreyi ve emektar steteskobumu elimin altında bulundurdum ,her fırsatta ateşini ölçüp sırtını dinledim yavrunun. Akşam babamız geldi , ben perişan haldeyim. Ensemdeki saçlar kuzunun minik elleriyle çekilmekten yumak olmuş. Saolsun devraldı nöbeti halime acıyıp. Banyo yapıp uyudum bir-iki saat. Kuzu bir önceki gece beni telef ettikten sonra kendini daha da bir geliştirmiş olucak ki ikinci gece iki yetişkin projesini başlattı. Ayakta sallanmayı zaten sevmiyor. Arabada uyutmaya alıştırmışız. Gözleri kıpkırımzı olmuş ama hala direnişte. Kucağımıza alıp sakinleştiriyoruz. Arabaya koyarken yine KaFa1500 (harrynin süpürgesi) yutmuş gibi dikilip çığlıklar atıyor. Ne biberonla kanıyor , ne emzikle.. Sonunda dişleri çıkarken sürdüğümüz jelden sürdük biraz ağzına, yalanırken uyudu. Ama her öksürükle yeniden uyandığı için bizim nöbet devam etti. Sabah telef edilmiş iki yetişkin olarak uyandığımızda baba çalar saatin sesini hiç duymadığından saat 9 olmuş ,kuzuda öksürüp ağlayıp tekrar uyutulmaktan farımış halde olmasına rağmen hala yatağında güreş tutuyordu. Üzerine ne giyip çıktığını bile hatırlayamadığım babayı işe apar topar yolcu ettik. Davulun sesi uzaktan hoş gelir derler ya.. nolucak yalnız çocuk bakıyorsun, keşke ben evde olsam sen çalışsan diyen adam kuzunun exorcist haliyle bir gece geçirdikten sonra imana geldi. Rapor almış eve gelmiş yardıma . Annemiz bizim , anaların hakkı ödenmez diye boşuna demiyorlar filan dedi saolsun, beni yatırıp tekrar dinlendirdi. Zaten bir kuzu öksürüyor , bir ben.. hapşırıklarımız öksürüklerimiz yarışıyor. Biraz tıbbın mucizeleri , biraz bitki çaylarından faydalanarak uyandığımda yepyeni biri gibi kalkmayı başardım. Baba kuzuyu kanguruya koymuş, evdeki tüm biberonları tüketmiş , meyvesini yediremedim ben bunun diye dem vuruyordu salonda . Tam biberonları yıkayıp ortalığı toplamayı gözüme kestirmişken , baba sen kuzuyu al ben hallederim kalanları diye atladı. Kuzuyu bana sattıktan ! Sonra nerdeyse hiç görmediğim bir hamaratlıkta mutfağı topladı , bberonları yıkadı ve yemek yaptı. Yemeğimizi yedikten sonra da salondaki kanepede inzivaya çekilmek için izin istedi. Müsaade sizin dedim , deliksiz uyumuşum 2-3 saat , seni mi kırıcam babacık :)..Gün içinde kuzuya rahatlasın diye bir kaç kez ilaç vermek zorunda kaldık. Yavrum tadını beğenmiyor , ağzını açmıyor , burnunu sıkıp vermeye çalışıyoruz koluyla kaşığa vuruyor, bu kez kollarını tutup burnunu sıkığ ağzını açtırıyoruz . Ağlayıp ortalığı yıkıyor. Sonra alıyorum kucağıma sümüklerini bi yandan çekip bi yandan omzuma silip rahatlıyor. Ağlaması kesilince çok bağırdı diye öksürük artıyor .Baba uyuklarken kuzuda biraz uyukladı. Bende yanlarında biraz ayaklarımı uzattım (10 dakika) sonrada rutin ev işlerinden yapabildiklerimi elden geçirdim. Akşam banyosunu yaptırıp yeni kıyafetler giydirdik. Biraz rahatladı. Sonra yeni işkence metodu bulduk ,burnu biraz tıkanır gibi oldu , serum fizyolojik sıkalım vakitlice de tıkanmasın tam dedik. Bir posta daha ağlattık kuzuyu. Gece biraz keyfi geldi. Oyun oynadık ,bu sefer onun istediği kadar televizyon izledik ve gece öğününü yedirmek için bildiğimiz diğer maymunlukları yaptık . Babamızı erken yatırdık ki benim pilim biterse çıldırtıcak bi veli kalsın kuzuya diye. Gitmeden babamız tarafımıza 2014 /1 olarak numaralandırdığı gelen evrakı takdim etti. Aynen aktarıyorum;
Aile İdaresi Başkanlık Makamına,(hımm bana hitap ediyor)
Muhterem karıcığım, 06.08.2008 tarihinden itibaren hizmet vermekte olduğum ve gurur duyduğum aile iş istihdamı ile ilgili olarak nacizane aksaklık tespitim bulunmakta.
İş bu dilekçeye konu olan benden olma senden çıkma huysuz oğlum nomin paşanın bakımına istihdam edilmem bu konudaki düzeltilemez yeteneksizlik , bilgi ve tecrübesizliğim ortaya çıkmıştır. Bu durumda bilgi beceri ve yeteneklerim göz önüne alınarak daha uygun hizmet alanlarına istihdam edilmem gerekliliğini gerek siz gerekse benim memnuniyetim ve ailemizin ve muhterem ailemizin babası nazicane ben açısından hayati öneme haiz olduğunu düşünmekteyim.
Gereğini arz ederim.


Yüzümde bir gülümseme , bu gece ki nasıl uyumak istiyorum bulmacasını çözmeye başladım. Takribi 3 saat sürdü kuzunun uykuya dalması. Kucağımda gezerken başını omzuma koydu , sümüklerini üstüme silip saçlarımı minik parmaklarıyla yolarken uyudu. Korkarak yatağına koydum. Ama şansım yaver gitti. Minik kuzular , hastalığınız dert oluyor bize.. Burnunuzu çekmeyi bilmiyorsunuz , sümükleri çıkarmayıda .. kendi öksürüğünüzden korktuğunuz oluyor.. Ateşiniz çıksa , bizim eteklerimiz tutuşuyor. Eminim her annenin gördüğü en güzel en sevimli sümüklü burun kuzusununkidir , ama siz yinede hasta olmayın e mi..??





1 Şubat 2014 Cumartesi

Gebelik ve Evcil hayvan sahibi olmak.

Gebelik ve kediler : )

Benim tam üç tane dişi kedim var. En büyük kızım ,'kedi' ve 'kızım' diye çağırırım , 3 haziran 2006'da ellerime doğdu. 50 kuruş kadar suratı, minnacık kulakları ve pespembe burnu ve diliyle özellikle esneyince insanın içinin yağlarını eriticek sevimlilikteydi. O zamanlar fakültede öğrenciydim. Beraber ders çalışırdık. Yanıma uzanır , bir patisini kucağıma diğer patisinide okuduğum kitabın üzerine koyardı. Beraber bitirdik fakülteyi. Sonra evlendim beraber başka bir şehre göç ettik. Eşim kedileri köpekleri uzaktan sever. Kedimde biraz bana düşkün hem kıskanırdı eşimden hemde eşim kediye nasıl dokunulur pek bilmediğinden hırçın davranırdı ona. Ama yinede iyi anlaşıyorlar , birbirlerinin yaşam alanına saygı gösteriyorlardı. Yatakta onun yattığı tarafa yatmıyordu kızım. Koridorda karşılaşınca birbirlerine yol veriyorlardı. Aralarında sınır ihlaline karşı gizli bir anlaşma vardı işte. 2009 sonbaharı , pet fuarı açmışlar . Her türlü hayvana deliren ben elbette ki hayatımda ilk defa gördüğüm bu afişi takip ederek fuara gittim. Birbirinden sevimli kediler , köpekler , rengarenk papağanlar , zaten ana baba günü. Çocuklar heryerde hayran hayran bakınıyor. Kimisi bana bunu al diye ağlıyor. Hanvanıcklar o kalabalıkta nolduğunu pek anlayamamış . Işıkların altında biraz teirgin , biraz belki burdan kurtulurum diye zorunlu bir sevimlilik takınmış duruyorlar. Standın birinde cam ufak bir akvaryumda !! bir sürü yavru siyam kedisi gördüm. Sanırsın su kaplumbagası , üst üste doldurmuşlar garibanları birini kucağıma aldım. Başladım adamla kavga etmeye . Kedi akvaryuma konur muymuş hiç ? Böyle hayvanlara işkence ederek ticaret yapıyorlar. Birinide kucağıma aldım o sırada. Adam 3 aylık diyor ama taş çatlasın bir buçuk. Yavruyu ayırmışlar anasından satmaya getirmişler. Taktı tırnaklarını t-shirtüme ayrılmıyor. Eşimi aradım . Ben kedi alıyorum haberin olsun diye. Oda anlamamış ne dediğimi acelesi varmış ameliyata mı ne giricek. Tamam tamam , naparsan yap dedi kapadı telefonu. Kediyi aldım, bi taşıma kabı, yeni yavru için mamalar sırtlandım hepsini döndüm eve hımbıl hıkış. Benim büüyk kız hiç yadırgamadı, hatta bir annelik içgüdüsüyle onu büyütmeye başladı. Akşam eşim geldi. Şok! Evde bir kedi daha var . Öyle ufak ve sevimli ki dayanamadı. Yavaş yavaş sevmeye dokunmaya kucağına almaya başladı. Ailemizin yeni üyesi sütlü kahve rengindeki kedimizin adını whiskey koyduk. Hayvan tacirinden bir kedi , bir kedidir kurtarabilmiştim. Ama yeni kuzu aynı hafta içinde hastalandı. İkimizde uyumadık . Serum taktık vitaminler verdik başında bekledik. Eşim kedilere whiskey sayesinde alıştı. Böylelikle büyük kızlada aralarındaki politik iletişim biraz daha samimi hale döndü. Siyam kedilerinin özelliğiymiş, 6 ay boyunca öyle hareketli olurlarmış ki kök söktürürlermiş sahiplerine . Ortalıkta dolu bardak bırakamıyorduk çünkü devriliyordu. Küçük hanım koridorun bir ucundan diğer ucuna sanki havai fişeğe binmiş gibi koşuyordu. Gerçekten 6. ay doldu whiskey uslandı. Büyük kedimizin kankası oldu . Ve ben eşime kedi sevgisini aşıladım. Gece uyurken whiskey onun tarafına , kedi benim battaniyemin üstüne yatıyordu. O zamandan beri, çılgınsın sen evde kediyi napıcaksın? Evde 2 kedi haaa!! diyenler oldu. Neyse benim aşıladığım kedi sevgisi eşimin içinde yeşerdi yeşerdi . 2010 da en minik üyemiz ne cins olduğu belli olmayan ama eşime iran kedisi diye sattıkları vodka ailemize katıldı. Kirli beyaz kocaman mavi gözlü bir tüy torbası. Büyük kızla pek iyi anlaşamadılar ama whiskeyle araları çok iyi. Halada aynı şekil devam ediyor. Neyse ..yine elşetiriler ...Ne üç kedin mi var ?? Napıcaksın üç kediyle? Artık çocuk yap , kedilerine at .Ya napıcam üç kediyle bakıyorum , seviyorum .İmkanım olsa evim daha büyük param daha bol olsa daha çok kedi alır bakardım .Ayrıca nereye atayım?? Sokakta hiç yaşamamış hayvanlar , balkona yapay çim serdimde 1 hafta üstüne basamadı garibanlar. Eleştirilerin çoğunu kulak arkası edip , bir kısmıyla oturtma yaptıktan sonra 3 kedili ve akvaryumlu hayatımıza devam ettik (eşim balıkseverdir : ) tam bir akvaryum sevdalısı...) 2013 kasım ayında minik kuzumuzun haberini aldık. Yola çıkmış geliyormuş. İşte teyzeler ablalar bir kısım topluluk bir kaç deneme daha yaptı . Ağzına tüy kaçar , hasta olur .. Şimdi işin bilimsel kısmına geçelim evde evcil hayvanınız varsa öncelikle hayvanların iç dış parazit aşılarını ve diğer gerekli aşılatını yaptırmanız gerekir. Hem sizin(özellikle gebe iseniz ) ,hem evin diğer bireylerinin sağlığı için bu kadarı yeterli . Gebelikte en önemli , size en büyük sorunu oluşturucak olan Toxoplazma gondii olarak tanınan parazittir. Biraz kitabi bilgilerimiza başvuralım . Bulaşması pişirilmemiş çiğ etlerin yenmesiyle ve kedi dışkısının ve kedi dışkısıyla temas etmiş herhangi bir eşyanın ellenmesiyle ağız yoluyla olur. Köpeklerle bu hastalığın direkt bir ilgisi yoktur. Gebe kişiler bu yollarla enfeksiyonu alırsa enfeksiyon plasenta yoluyla bebeğe de geçebilir.

Kedilerde malesef bu parazitin ana konağı ve taşıyıcısıdır. (Günah keçileri)

Kedi barsağında parazitin sporozoit denen formları bölünerek çoğalır ve ookist halinde dışkı ile dışarıya atılırlar. Bu ookistler dış ortama oldukça dayanıklıdır.Yani çamaşır suyuyla sildiğiniz yüzeyde bile canlı kalabilir. Dış ortamdaki herşeye bulaşabilir ve oradan da ağız yoluyla insana geçebilirler. Bulaşma az pişmiş yada pişmemiş çiğ etlerdeki parazite ait doku kistlerinin ya da yıkanmamış meyve ve sebzelerin üzerindeki ookistlerin ağız yoluyla alınmasıyla olur. Toprakta yada kedi pisliğinde bulunan ookistlerin de ellere bulaşmasıyla ağız yoluyla parazit alınabilir.

Bu enfeksiyon 5-18 gün süren kuluçka döneminin ardından normal sağlıklı çocuk ya da yetişkinlerde bir sorun yaratmadan çoğunlukla farkedilmeden geçirilir ve tedavi gerektirmez. AIDS gibi bağışıklık sistemini bozan bir hastalığı olan kişilerde ve gebelik sırasında bebek açısından sorun yaratabilir. Aslında insanların neredeyse yarıya yakını yaşamlarının herhangi bir döneminde toxoplazma ile enfekte olurlar ama çoğu kişi de herhangi bir belirti vermez. Genellikle grip benzeri ateş, yorgunluk, halsizlik, kas ve eklem ağrıları gibi hafif belirtilerle kendiliğinden iyileşir.

Ortalama olarak her 1000 gebelikten 1-2 sinde gebelik sırasında akut toksoplazma enfeksiyonu geçirilir. Gebelikte geçirilen enfeksiyonlar da aynen diğer insanlarda olduğu gibi çoğu zaman farkedilemez ve annede şikayetlere sebep olmaz.

Bebeğe ne gibi zararlar verebilir?
Enfeksiyon ilk 3 ayda bebeğe %15 gibi düşük oranda geçebilir. İkinci trimesterde bebeğe geçiş oranı %30, üçüncü trimesterde geçiş oranı %60'tır. Fakat ilk trimesterde bebeğe geçen enfeksiyon daha ciddi sorunlar yaratır. İleri aylarda geçen enfeksiyon daha az sorunlara sebep olur.
Gebelik oluşmadan önce geçirilen enfeksiyon gebelik açısında risk yaratmaz.

Bebeğe geçen enfeksiyon düşük, rahim içerisinde ölüm, beyin hasarı, hidrosefali (beyinde su toplanması), serebral kalsifikasyon, görme problemleri (koryoretinit), zeka geriliği, işitme problemleri, gelişme geriliği, karaciğer ve dalakta büyüme, pnömoni, myokardit, döküntü gibi problemler yaratabilir.

Hastalığın klasik üçlü hasarı yani triadı 1. hidrosefali (beyinde su toplanması), 2. intrakranial (beyinde) kalsifikasyonlar ve 3. koryoretinit (göz hasarı)'dır.

Bazı bebeklerde gebelik sırasında yada doğumdan hemen sonra yapılan testlerde enfeksiyonun bebeğe geçtiği ispatlandığı halde herhangi bir hasar yada anomali gözlenmemiştir.

Bazı bebeklerde ise doğumda bir anormallik izlenmemesine rağmen uzun dönem takiplerinde yıllar sonra görme ve işitme problemleri, nörolojik hasarlar izlenmiştir.

Annede enfeksiyonun tanısı:
Annede parazitin kendisinin yada parazite karşı oluşmuş antikorların tespiti için bazı yöntemler vardır. Bunlar fare inokülasyon testi, hücre kültürü, parazit antijenlerinin belirlenmesi, PCR ile parazit DNA'sının belirlenmesi gibi testlerdir. Annede parazite karşı oluşmuş antikorların tespiti için Sabin-Fendman testi, İFAT, İHA, EIA, ISAGA, ELISA gibi çeşitli testler mevcuttur.

Bu yöntemler ile tespit edilen antikorlardan IgM enfeksiyonun yeni geçirildiğini gösterir. IgG antikoru ise eskiden geçirilen ve bağışıklık kazanılmış enfeksiyonu gösterir. Fakat bu antikorlar her zaman çok net bilgi vermeyebilir. IgM antikoru bazen enfeksiyondan sonra 1-2 yıl boyunca pozitif kalabilmektedir. Bu durumda Toksoplazma IgG avidite testi ile enfeksiyonun ne kadar zaman önce geçirildiği hakkında bilgi edinilmeye çalışılır. Avidite testinin yüksek olması enfeksiyonun en az 3 ay önce geçirildiğini gösterir. Avidite testinin düşük olması enfeksiyonun son 3 ay içerisinde geçirildiğini gösterir.

IgM pozitif, IgG negatif ise bu büyük ihtimalle yeni geçirilmiş bir enfeksiyondur. Hem IgM hem IgG pozitif olan durumlarda test 3 hafta sonra tekrarlanarak antikor titresinde 4 katlık artış olduğu izlenirse bu da yeni enfeksiyon olduğunu ifade eder.

Hem IgM hem IgG antikoru negatif olan kişiler hiç enfekte olmamışlardır ve parazitle karşılaşırlarsa enfekte olma riskleri vardır o yüzden bu gebeler kedi dışkısı, çiğ ve iyi pişmemiş etlerden uzak durmalılar.

Bebeğinizde enfeksiyonun tanısı ;
Enfeksiyonun fetusa geçip geçmediğinin tespiti bazı testlerle mümkün olabilmektedir. Bunlar fetusun kanında parazitin yada IgM antikorunun tespiti yada amnios sıvısında parazitin PCR ile tespiti gibi yöntemlerdir.

Ayrıca enfekte olmuş fetuslarda yukarda anlatılan anomalilerden bazıları ultrason ile de gözlenebilmektedir.

Gebelikte enfeksiyon geçirildiğinde ne yapılmalı?
Gebelikte geçirilen toksoplazma enfeksiyonunun bebeğe kesin zarar vereceği söylenemez, risk yukarıda anlatıldığı gibidir. Bu sözkonusu risk aileye anlatılır, konuşulur ve aile gebeliğin sonlandırılmasını ister ise gebelik sonlandırılır. Aile gebeliğin sonlandırılmasını istemez ise antibiyotik tedavisine hemen başlanmalı ve doğumdan sonra bebeğe de antibiyotik verilmeye devam edilmelidir. Antibiyotik tedavisi bebeğin etkilenmesini önleyemez fakat bebekte oluşacak etkilerin şiddetini azaltır. Bu hastalık için spiramisin, primetamin ve sulfadiazin antibiyotikleri kullanılır. Mutlaka hekiminize danışın. (Burdaki bilgiler tamamen yol gösterici olması için yazıldı , kendi kendinize hekimlik yapmayın , biz boşuna mı okuduk ?? )

Ben gebeliğimi öğrendikten sonra toksoplazma anitikorlarıma baktırdım. Hem İgM hem İgG negatifti. Yani çok dikkatli davranmam gerekiyordu. Çok zorda kalmadıkça dışardan yememeye ve evde hazırladıklarımında temizliğine çok dikkat ettim ve bir süre sokak hayvanlarındanda uzak durdum. (sevdiğimi anladıklarından herhalde nereye gitsem bi kedi bi köpek mutlaka takılır peşime)

Hamile olmanız evcil hayvanlarınızdan  vazgeçmeniz demek değildir Benim kedilerim bana çok bağlılar ve tüm gebeliğim boyunca olduklarından  çok daha sakin davranışlar gösterdiler.  göbeğim büyüdükçe  onlarda   göbeğime daha yakın yerlere yatıp  benimle uyuklamaya  başladılar. 
Korunmak için ne yapalım ?? (Bu sorunun cevabı  kedileri sokağa atalım  köpeklerin kuyruguna  teneke bağlayalım ki   gelirlerse sesi duyar kaçarız degildir )
Gebelikte evde kedi besleyenlerin bazı hususlara dikkat etmesi gerekir:
Kedinin dışkısı ile gebeler temas etmemelidir. Kedinin dışkısını ve kumunu evde gebe olmayan kişiler temizlemeli. Kediye dokunduktan sonra ellerinizi sabunla yıkamalısınız. Köpeklerle bu hastalığın direkt bir ilgisi yoktur ancak kediyle veya kedi dışkısıyla temas etmiş bir köpekten de enfeksiyon alınabilir.
Çiğ et ya da az pişmiş et, salam, sucuk gibi yiyecekleri yememelisiniz.
Çiğ etle çıplak elle temas sonrası ellerinizi iyice yıkamalısınız.
Çiğ eti kestiğiniz bıçakları iyice yıkamalısınız.
Meyve ve sebzeleri bol su ile yıkayarak yemelisiniz ve bunları elledikten sonra da ellerinizi yıkamalısınız.
Kediler dışarı çıkarılmamalı ve konserve besinlerle beslenmeli.
Bahçe ve toprak ile çıplak elle temas edilmemeli, temas edilse bile eller iyice yıkanmalıdır.
Eller ağıza ve göze sürülmemelidir.

Ookist taşıyabilecek sinek ya da böceklerden korunmak amacıyla pencere filtreleri kulllanın.


28 Ocak 2014 Salı

Normal doğum Vs Sezeryan

Bu çocuk nasıl çıkıcak?
Eminim son trimestere girmiş bütün gebelerin kafasında aynı soru milyon kez gelmiştir. Normal mi doğursam ?? yoksa sezeryan mı olsa ?? karar veremiyorum. Bilmem kim normal doğurmuş , avaz avaz bağırtmışlar .. İzlediğimiz bütün filmlerde normal doğum sahneleri pekte bir abartılarak gösterilmiş olup her kadının mutlaka beyninde yer etmiştir. köyde geçiyorsa film kadın yatakta şehirdeyse malum masada kıvranıyor, boncuk boncuk terli köydekinde o an içeri ebe/doktor elinde siyah çantasıyla giriyor. Hemen sıcak su ısıtılıyor. Kadın çığlıklar içinde ..ıkın ıkın sesleri odada yankılanmakta..Hangimiz hatırlamıyoruz ki bu sahneyi ? Elbette ürkütücü, fonu biraz karartıp , bağıran bir kaç baykuş ve karga ekleyin, mekanı da mezarlığa yakın seçerseniz bir Alfred Hitchcock yapımı kolaylıkla olabilir. Ben hem bir hekim hemde gebe olarak normal doğumu tercih edenlerdenim. Elbette beni ya da bebeğimi en ufak riske sokucak bir durum olsaydı hiç düşünmeden kararımı değiştirirdim. Doğumu beklerken etrafımda bir çok kişiden eleştiri aldım. Sen deli misin kadın normal doğurucaksın diyen bir sürü isim sayabilirim. Eşim bile sabırsızlıktan hadi sezeryan olsun deyip durdu, son hafta doktorum bile niyetlendi sancın gelmezse alıyorum pazartesi diye : )..Saolsun meleğim yardım etti annesine de bıçak altına yatmaktan kurtuldum . Eşim hala bizim hanım inadından normal doğurdu diye dalga geçer. İnat meselesi değil inanın. Yani adı üzerinde olan fizyolojik bir eylemi neden hiç bir riskim yokken sezeryan gibi operasyonla gerçekleşen bir doğum metoduna tercih ediyim. Gebelik bir hastalık değilki ameliyat gerektirsin (tıbbi gerekliliklerin dışında)Gebeliğin 37. haftasından sonra bebek pelvise yanı kasıklarınıza doğru inmeye başladığında minik kasılmalarınız olabilir. Braxton hicks denen bu kasılmalar dogumun yaklaştığınında habercisidir. Sancı korkulduğu gibi birden bire şiddetli bir şekilde başlamaz, günler içinde yavaş yavaş kasılmalar şeklinde başlar ve hatta düzenli sancılar oturduktan sonra ağrı gebeler tarafından yavaş yavaş hissedilmeğe başlar. İlk doğum genellikte ortalama 18 saatte gerçekleşir . Kasılmalar arttığında , ve sıklıkları arası süre azaldığında paniğe kapılmadan doktorunuzla irtibata çekip yola çıkmanızı öneririm. Benim sancım gece 12 gibi başlamıştı. Eşimi telaşlandırmamak için birşey söylemedim . Malum kocaman göbeğimdeki minik canavar mesaneme bastığı için saat başı çişim geliyordu. Uyandıkça/ bir süre sonra uyuyamadıkça sancıların aralıklarını kontrol ettim. Sabah 8 gibi 5 dakikada bire indiğinde eşime hadi gidelim dedim . Oğlumuz varmak üzere!! : ).. Sancılar dayanılmaz özellikte olmadı , en azından benim tecrübem böyleydi. Hiç acımıyorda demiyorum yalnış anlaşılmasın , hani bi dudak ısırttırıp , diş sıktıran hale geliyor , belkide benim ağrı eşiğim yüksektir bilemem.
Artık epidural anestezi var , normal doğumu çok kolaylaştıran bir uygulama . Epidural (peridural) anestezi ya da sık bilinen adıyla "ağrısız doğum", doğum eyleminde veya sezaryan operasyonunda ağrı hissini ortadan kaldırmak için kullanılan özel bir bölgesel anestezi şeklidir. Genel anesteziden farkı anne adayının işlem esnasında uyanık olması ve etrafında olup bitenleri tümüyle algılamasıdır.
İstenmeyen etkiler açısından genel anesteziye göre oldukça güvenli bir yöntemdir. Oğlum dünyaya gelişinden 3 saat önce bana epidural anestezi uyguladılar. Yani yaklaşık 11 saat kadar normal doğum sancısını tecrübe etme fırsatım oldu. Tekrar cesaret vermek isterim korkmayın. Epidural anestezi bir çok kez uygulanırkende gördüm anestezist arkadaşlar süperler bir kerede buluyorlar uygulama yerini , herhalde bende sağlıkçıyım diye biraz ters gitmiş olucak işler ki malesef epidural iğnesi 5. uygulamada yerini buldu. İğneyi yerleştirirken sabit ve sabırlı durmanız çok önemli , genelde yan yatıp bacaklarınızı karnınıza çekmeniz (cenin pozisyonu) istenir. Uygulama yapılırkende iki sancı arasını beklerler annenin rahat olması için. Ben en son oturuyordum , bağdaş kurmuştum, göbeğim kucağımdaydı ve öne doğru eğilmeye çalışıyordum. Ve sonunda oldu . Uygulamanın hemen ardından ilacı da verdiler . Aman allahım ne kadar güzel bi his yavaş yavaş ayaklarımdan yukarı doğru bir serinlik uzanmaya başladı , hiç sancım kalmadı . Sanki naneli limonata dolu bir havuzdayım . (bir gebenin teşbihi)Ve elbette hala hareket edebiliyordum ve tamamen uyanıktım.


İlk kez normal doğum yapan bayanlarda bebek çıkarken vaginanın girişini parçalamaması için epizyotomi adı verilen kesi yapılmaktadır. Amaç yırtılmayı önleyerek bebeğin etrafa zarar vermeden rahat bir şekilde çıkmasıdır. İlk doğumların hemen hepsinde bu işlem yapılmaktadır. Epizyotomi adı verilen bu kesinin yapılmadığı durumlarda vaginanın zorlanması ve makatta yırtılmalara neden olabilir. Ayrıca mesane alt duvarını destekleyen kasların yırtılmasıyla ilerde idrar kaçırma şikayetleri ortaya çıkabilir. Epizyo açılırken hiç birşey hissetmedim. Yani tekrar söylüyorum korkmayın. Burada belirtmekte isterim ki hala çişimi tutabiliyorum. Normal doğumun son evresi olan ıkınma dönemi rahim ağzının tam açılmasından çocuğun çıkmasına kadar geçen dönemdir. En fazla 1 saat içinde bu dönem tamamlanmalıdır. Daha fazla uzaması durumunda forseps ya da vakum kullanılarak bebek dışarı çekilerek çıkartılır. Bunun nedenleri; kadının güçlü ıkınamaması, bebek başının iri olması ya da duruşundaki bozukluklar olabilir. Forseps ya da vakum kullanılmasını müdahaleli doğum olarak adlandırıyoruz. Müdahaleli doğum olması durumunda vaginanın zarar görme riski daha da artacaktır.Bu durumların ortaya çıkmaması için size düşen doktorunuzla koordineli bir biçimde çalışmak. (çalışmak ?? bu cümlenin sonuna garip bi yüklem gibi geldi ama neyse) Ağrı hissetmemeniz kasılmaların olmadığı anlamına gelmiyor. Göbeğinize bağlı olan NST den kasılmalarınız ve bebeğin kalp atımları takip ediliyor ve doktorunuz ıkın dediğinde kuvvetle ıkınırsanız gerçekten herşey çok kolaylaşıcaktır. Ben kronik kabız ve hiç bir zaman küçük popoya sahip olmamış biri olarak abartmadan söylüyorum ki yalnız 3 kez ıkındım. 3. ıkınma plasenta içindi. Vakum yahut forseps kullanılmadı.
Tarihte anestezi tekniği geliştikten sonra sezaryen adı verilen işlemle bebeğin karından çıkarılması yöntemi geliştirilmiştir. Daha sonra sterilizasyon ve dikiş tekniklerinin de gelişmesi sezaryen ameliyatının da yaygınlaşmasına neden olmuştur. Bilimsel olarak kabul edilen normal doğum yerine sezaryenin yapılacağı durumlar şu şekilde sınıflandırılabilir:
1. Baş ile kadın leğen kemiği arasında uyumsuzluk. Başın iri olup leğen kemiği çıkışının dar olması
2. İlerlemeyen travay. Düzenli ağrılara rağmen rahim ağzının açılmaması ve bebeğin aşağı doğru ilerlememesi
3. Fetal Distres: Doğum ağrıları sırasında kalp atımlarında sorun yaşanması ve bebeğe kan akışının bozularak ihmal halinde ölüme kadar gidebilecek sorunların oluşma riski
4. Annedeki bazı sistemik hastalıklar nedeniyle normal doğum ve ıkınmanın riskli olması
5. Bebeğin duruş bozuklukları: Normal şartlar altında bebek başla çıkıma doğru gelir. Bebeğin rahim içinde yan durması ya da su kesesinin açılarak kordonun sarkması sezaryeni gerektirir. bebeğin baş büyüklüğü ve annenin kemik yapısı da doğum şeklini kararlaştırmada etkili olacaktır.
6. Plasenta adı verilen çocuğu besleyen yapının rahim ağzını kapatması (Plasenta Previa) ya da plasentanın zamanından önce rahim duvarından ayrılması (Plasenta Dekolmanı)

Bunların yanında normal doğum yerine sezaryen önerilen tartışmalı konular mevcuttur. İleri anne yaşı ,
normal doğumdan korku (Anne adaylarından bazıları normal doğumdan korkmakta ve kendini hazırlıksız hissetmektedir. Bu annelerin normal doğuma zorlanması ilerde psikolojik sorunlara neden olabileceğinden sezaryen tercih edilebilir.)
, omurga bozuklukları , aşırı kilo alınması (Ortalama olarak gebelik boyunca alınması gereken kilo miktarı 10-12 kg dır. Ancak bazı hamile bayanların çok aşırı kilo aldıkları aç antiparantez ben 24 kilo aldım kapa antiparantez ve hareket etmekte zorlanmaları nedeni ile sezeryan önerilebilir.

Artık kendi hikayeme dönebilirim , saat 14.01 süper ıkınan ben oğlumun sesini duydum ve bir taraftan epizyom dikilirken bir taraftan oğlumu koklayıp emzirmeye çalıştım. Doğumhaneden odama alınmak üzere hazır olduğumda kendimi yürüyebilecek kadar iyi hissediyordum ama anestezi etkisi , tansiyonum filan düşer diye müsade etmediler tabi ..sedyeyle odama doğru götürüldüm . Odanın katına geldiğimde muazzam bir kalabalık vardı . Herkes birbirine haber vermiş . Kendimi ünlü gibi hissettim el filan salladım alkışladılar beni . Odaya girerken süperdi hemen bi tane daha yapıcam dedim. (düşündümde iyi olmuş sedye , ne demek hemen bi tane daha yumurta mı kırıyorsun kadın , ya anestezi çok güzeldi , limonata havuzu naneli : )) ) Yatağıma yerleştim hemen miniğimi verdiler kucağıma . Tanışma faslı iste flörtleşmemiz daha doğumhanede başlamış. Sürekli birbirimize dokunma telaşındayız. Doktorum odama kontrolüme geldi. Çok güzel doğurdun kız dedi . Gülüştük. 1-2 saat sonra kendimi iyi hissettiğimde ayağa kalkabilirmişim. Dediği gibi de yaptım ,yavaş yavaş ayaklandım. Heyecanım hala devam ettiği için bütün gece uyuyamadım. Kuzumda nerdeyse benle birlikte uyanıktı. Tabi çocuk güzelim yatagından karmakarışık bir yere geçiş yaptı şaşkın . Ertesi sabah taburcu olduk. Hastaneden bebeğim kucağımda yürüyerek çıktım . Şimdi benim için normal doğumun rüya gibi kısmı burda sonlanıyor. Temmuz ayında izmir gibi yangın yeri bir şehirde doğum yapmış bir yaz annesi olarak söylüyorum , normal doğurdun , epizyon yüzünden bilmemkaç tane dikişin var . Lütfen yarana iyi bak. Mümkünse bol bol batikon kullan . Terzi kendi söküğünü dikemezmiş. Malesef benim dikişlerim açıldı. 25 gün açık yara pansumanı yaptım her tuvalete gidişimde .İkinci mega önemli nokta dikkatli oku gebe kardeşim bu söyliceğim heryerde yazmaz üstüne birde pişik oldum . Kaşınmaktan ölürsün bak o şeftali popolu minik meleğine kullandığın pişik kremi var ya hah o ! Lütfen mutlaka kendinde kullan. Hele hele yazın doğum yaptıysan pişik kremi hayat kurtarır. Şimdi benim normal doğum vs sezeryan ile ilgili söyleyeceklerim bunlar . Belki karar vermene biraz yardımcı olmuştur . Hangi yolu seçersen seç , harika bir serüven seni bekliyor. Pişik kremini unutma .. 


Ps: bu yazıda bir iki kaynak kullandım : )
bir:http://www.gebelik.org/dosyalar/anestezi/epidural.html
iki:http://www.jinemed.com.tr/gebelik-ve-dogum/normal-dogum-sezeryen.html

Aşağıdaki video  elektrotlarla yapay doğum sancısı  oluşturulan 2 deney  adamını gösteriyor .unutmayın erkekler  herşeyi abartır. (ormana gittik hacı ayı gördüm filan !! )


To my Nominik Toretto - İlk göz ağrım Noyan'a

Canım oğlum , minik kuzum , ipek tenli meleğim ,

şimdi yanı başımda uyuyorsun ,kirpiklerin gül yaprağı gibi dudakların insana umudu , masumiyeti yeniden öğretiyor. Dünya pis bir yer ;korna sesleri , egzos dumanı , hava kirliliği , yolsuzluk .. ne ararsan var. Bu yetişkinler oyun oynamayı bile bilmiyor. Sen karnıma düştüğünde biz dünyamızı değiştirdik. Seni herşeyden uzak tutmak için değiştik. Umutlarımız daha bir yeşerdi. Geleceğe daha güler yüzle baktık. Daha sağlıklı olmaya çalıştık yanında uzun süre kalabilmek için. Sana içimde güzel bir yuva kurabilmek için. Tam dokuz ay boyunca seninle tanışıcağım günü bekledim . Ellerinin yüzünün hayalini kurdum. Her kontrolde pür dikkat baktım o minik ekrana ..Nerdeyse Gebe ultrasonunun uzmanı oldum .Hareketlerini hissettim , tekmelerinle mutlu oldum. Tekmelemediğinde gidip bol bol çikolata yedim Sürekli göbeğimi sevdim .Güzel müzikler dinledim. Aynaların karşısına geçip göbeğimi izledim . Bol bol fotoğrafını çektim içerdeyken bile. .Sen karnıma düştüğünden beri günlükler tuttum sana hiçbirşeyi kaçırma diye. Bütün bebek mağazalarını gezdim. Doğduğun gün yeni bir dünya verdin bize. Artık aynı bedeni paylaşmasakta sonunda minik ellerini öpebilmek, boynunu koklamak kısmet oldu. Kucağımdan bir dakika bile alsınlar istemedim seni. Çoook uzun yollardan gelmiş minik meleğim , ben sen uyurken bile baş ucunda seni izliyorum .Başını boynuma güvercinler gibi yaslıyorsun bende ensenden içime çeke çeke kokluyorum .Sımsıkı sarılıyorum sana , göğsümden içeri sokasım geliyor. Çokta çabuk büyüyorsun kuzucuk. Boyun uzadı , ağırlaştın dişlerin bile çıktı . Artık birlikte daha çok şey yapabiliyoruz , oyun oynamaya bile başladık. Lokum gibi kulların bacakların .. ısırsam doyamam ..Diyeceğim oku ilk göz ağrım ; aşık oldum sana işte ..seni koşulsuz şartsız karşılıksız çok seviyorum .






25 Ocak 2014 Cumartesi

god damnit Biberon - Emzirme

Anne sütü bir annenin bebeğine vereceği en güzel hediyedir. Bebeğiniz bir ömür bunun faydasını görür. Zaten artık tüm bebek beslenme ürünleri reklamlarında anne sütünün gerekliliğine dikkat çekmeye çalışıyor. Gebeliğiniz boyunca ve sonrasında anne sütü ile ilgili bir çok hurafe duyacaksınız . Ve muhtemelen bazı gıdaları yemediğiniz kadar çok tüketiceksiniz. O dönemde yanınızda kim varsa bu sütü arttırır diye önünüze bir tabak koyucak . Işin özü şu iyi beslenir yeterli sıvıyı alır ve stresten ve uykusuzluktan dogum sonrası dönemde uzak durursanız sütünüz olur ,miktarı ve kaliteside günden günde artar. Benim 3. trimesterin sonlarına doğru göğüslerim iyice şişmiş ve süt gelmeye başlamıştı . Ben bebeğimi normal yolla doğurdum ve çok şükür herşey yolunda gitti ve daha doğumhaneden çıkarıp giydirmeden sarıp emzirmem için bana verdiler , o esnada hala masadaydım. Göğüs uçlarınız başta çok acıyor. Bu hassasiyeti azaltmak için doğumdan önce göğüs ucu koruyucu kremler mevcut kullanmanızı tavsiye ederim. Ama emzirmeye alışana kadar bu acıyı tam olarak geçirecek bir krem olduğunu zannetmiyorum . Sadece biraz sabırlı olun . Bir anne ve bebeğin arasında kurulan bağın en kuvvetli halkası emzirme ile başlıyor. Sezeryan ile yapılan doğumlarda ilk emzirme biraz gecikebiliyor ama mutlaka bebeğin yanınıza mümkün olduğu kadar çabuk getirilmesi konusunda ısrarcı olun.Takip ettiğim ve çok beğendiğim ve sahibi hem doktor hem bir anne olan blogta (http://annelerlemelekler.com) Doğal Ebeveynlik adlı bir kitabın bahsi geçmekteydi. (Ben kitabı henüz edinebildim ve okumaya başladım . ) Yazarı bir pediatrist olan bu kitapta da anne ve bebeğin arasında oluşacak bağın en kuvvetli halkalarından birini emzirmek oluşturmakta.
Doğumun hemen sonrası odama alındığımda benim için stresli dönem başlamıştı.Birçok ziyaretçim vardı. Oda dolup dolup boşalıyordu diyebilirim. Mutlaka en yakınlarınıza tembihleyin ve ziyaretçilerinizi çabuk savuşturun. Benim bana bayılmayan ve geçimsiz bir kayınvalidem var ve o geleceği için tüm akrabalar stres olmuş ikide bir yanıma gelip şunu napalım ? Bunu napalım diye soruyorlardı. En son isyan ettiğimi hatırlıyorum bana artık birşey sormayın diye. En önemlisi annenin rahatı. Daha yeni doğumdan çıkmış ve düşünmesi gereken tek şey bebeği ve kendi.
Biz ertesi gün hastaneden taburcu olduk. Eşime de on gün izin vermiş devlet saolsun. Kalabalığı 2 gün içinde atlattık. Evde ben eşim ve eşimin erkek kardeşi ve elbette ailemizin yeni üyesi kaldı. 2 erkek lohusa bir kadına ve bebeğe ne kadar bakabilir ve aynı anda ev işlerini ne kadar yürütebilir tecrübe ettim. Hele hele başa çıkılması gereken benim gibi dağınıklığa tahammülsüz ve mükemmeliyetçi bir karakterse bu soruya yürütemez olarak net bir cevap vermem mümkün .Evdeki ilk gecemin ertesi sabahı ayaklanıp kahvaltı hazırlamıştım. Ancak lohusanın ilk bir iki hafta mümkn olduğunca iyi bakılması gerekli benim dramım dikişlerimdeki sürekli sızı ve geçmeyen bir baş ağrısı ile başladı. Gebelik öncesi migrenim vardı ama gebelikte tüm hastalıklarınızın gerilediği gibi migreninizde geriler ve ben gebeliğim boyunca hiç atak geçirmemiştim. Tuvalete her girdiğimde canım yanıyordu ve dikişlerimdeki ağrı başımın ağrısını daha da arttırıyordu. Emzirmeye çalıştığım için ilaç alamıyordum. 2. gecenin sonunda sürekli ağlayan bebeğimizin pediatrist bir arkadaşımızın ziyareti ile açlıktan ağladığını öğrendik. Görünüşe göre benim sütüm yetmiyordu. Kafamıda popomuda yataktan kaldıramıyordum. Eşim bunu duyar duymaz gidip mama aldı .Ve minik oğlum karnı doyup gaz sancısıda geçince mışıl mışıl uyudu. Dikişlerimdeki sızı gitgide artmaya başladı ve kadın doğumcumuza gittik. Epizyom enfekte olmuştu ve dikişlerim bir bir açılmaya başladı. Ertesi gün 3. gününde olan ve geçmeyen migrenim için nörolog arkadaşımıza gittik. Gebelik sonrası beyin venlerinde tromboz görülebiliyormuş. İlk defa Mr çektirdim . İçersi sürekli tekno müzik çalan bir disko gibi tek fark kımıldayamıyorsunuz. Mr temizdi. Baş ağrımıda iv metpamid ile geçirdiler. İlaç almak zorunda kaldığım için bebeğimi 48 saat emziremedim. Eşim biberonla çocuğu doyuruyordu. Üstümde 9 ayın yorgunlugu vardı resmen. Eşimin doğum izni bitesiye kadar oğlum biberona alışmıştı. Ben açılan dikişlerim yüzünden her tuvalette açık yara pansumanı yapıyordum . Eşimin erkek kardeşide on günün sonunda bizi terk etmişti ve oğlumla başbaşaydım. Oğlum biberona bayılıyordu ve mememi ağzına vermek bazen 1 saati buluyordu. Ben emzirmeye uğraştıkça o sinirleniyor , süt istediği kadar gelmediği için isyanlarda çığlığı basıyordu. Sütümü makinayla sağmayı denedim .İki göğsümden gün boyunca maksimum 100 cc sağabiliyordum. Unutmayın hiç bir sağma makinasında miniğinizin dudaklarındaki sihir yoktur. Bebeğiniz emdikçe süt salgısı uyarılır. Bebek ağlamasınında süt salgısını arttırdığını söylüyorlar ama biberonu memeye tercih ettiği için ağlayan bir kuzudan gelen ses bir süre sonra anneyi dahada strese sokuyor ve bir kısır döngü oluşuyor. Özetle bebek ağlar , memeyi almaz anne ağlar meme hala sokaktadır bebek ağlamaya devam eder anne ağlamaya devam eder anne biberonu hazırlar bebek biberonu tüketir anne çocuğumu doyuramıyorum diye ağlamaya devam eder , kendini tam toplayayazarken bebek yine ağlamaya başlar ,bu sefer gazı vardır. Oğlum her uyuduğunda internetten emzirme sorunu yaşayan annelerle ilgili araştırmalar yapıyordum. En faydalı bulduğum bilgiyi paylaşmak isterim , bazı biberonlar anne memesini taklit etmekte olup bebeklerin tekrar memeye dönmesini sağlayabiliyormuş .Bir anne medelanın calma biberonuyla 2 hafta içinde yeniden emzirebildiğini yazıyordu. Ben bunu okuycam o biberonu bulmıycam . Hıh ! Imkansız. Zaten çaresizim. Ben başaramadım ama başaranlar varmış. Biberon da güzel biberon kapağı 3 parça , valvli yapmışlar. Çocuk iyice çekmeden mama içinden geçmiyor. Ben 2 ay evde üsttsüz gezmiş biri olarak anlatıyorum . Misafir bitmedi. Üstümü giyemedim. Memelerimi herkes gördü. Komşular , arkadaşlar , kayınlar ..Başka çare yok kuzu istiycek beslicez emziricez diye ..Ama olmadı. Köydeki ayşe emzirirken , şehirdeki okumuş ben emziremedim. Süt sağma makinası , oğlanın direnişi ve benim ağlamamdan oluşan üçgen 2. ayın sonunda bitti. Uzay mühendiside olsan bebek bakmak başka birşey. Benimle aynı dönemde sitede 2 hamile arkadaşım vardı. Yalnız birimiz emzirmenin zevkine doya doya varabildik , o da ben değilim okuduğunuz üzere. Diyeceğim şudur ki ;
Emzirmeye mümkün olduğu kadar erken başlayın.
Mutlaka bir emzirme hemşiresi doğum sonrası yanınıza gelsin.
Beslenmenizin bozulmamasına dikkat edin ve en az 2.5 litre su tüketin.
Stresten uzak durun , yakınınızda rahat insanlar bulundurun , sizide rahatlatsınlar.
Benim gibi tek başınıza idare etmek zorundaysanız , önce kendinizi ve bebeğinizi düşünün .Ev dağınıkta olsa topluda olsa kimseye faydası yok
emzirme başlangıcı ağrılı bir süreç ama göğüsleriniz yavaş yavaş alışıyor.
Süt sağma makinaları , süt salgınızı uyarmaz , Bırakın bu işi minik kuzunuz yapsın.
mama vermek zorunda kalırsanız biberonla değil kaşıkla verin . Bu kuzular tembel oluyor biberona hemen alışıyorlar.


Umarım sizler emzirmenin  keyfini doya doya yaşarsınız.  











22 Ocak 2014 Çarşamba

Doğum fotoğrafı -labour photography

Hamileliğin başından beri doğum fotoğrafı mevzuunu tecrübe etmek istemiştim.Zaten hamileliğin başından sonuna kadar evdeki minik  makinamız ve süper akıllı cep telefonlarımızla bir sürü ftoğraf  çektik. Ben şahsen her ay göbeğimi aynanın karşısına geçip farklı  açılardan  göbeğinin resmini çekmiş biriyim. Çünkü hiçbir anı unutmak istemedim. her doktor kontrolünde  ultrason görüntülerinin videolarını aldım . İlerde oğluma  var olduğu ama  tanık olamadığı anları yaşatabilmek içindi bu girişimlerin nedeni. Eşim maalesef fotoğraf çekmektende çekilmektende nefret eder. Oğlumuz geldikten sonra japon turist  oldu o da : ) (benimle dalga geçer de hep japon turist gibi heryerde çıkarma şunu diye)
Bu amaçlı şişmanlama sürecim boyunca bir çok kez doğum fotoğraflarını çeşitli arama motorlarında  araştırdım. Aklınızda varsa mutlaka sizde bakın derim. Gerçekten  su altı da dahil olmak üzere bir çok farklı  konsept oluşturarak çekilmiş doğum fotoğrafları var. Ben doğum öncesinde  en çok  göbeği odak olarak alan  babanında dahil olduğu fotoğrafları ve anne-göbek konulu nü  fotoğrafları beğenmiştim. Tüm bu araştırmalar sonunda doğum fotoğrafı istediğimede karar verdim ;en nihayetinde bir profösyonelin  bu talebe cevabı  fotoğraf çekmeyi sevmeyen bir eşin çekmesi ve kendinizi aynadan çekmekten çok daha farklı oluyor.  Benimde  yakınımda bu işi yapan harika bir arkadaşım vardı bu yüzden çok şanslıydım.  Doğum öncesi fotoğrafları evde çekmeye karar  verdik .Çeken  kişinin sizle dialoğu  çok önemli ,benim fotoğraf  çekilmeyi sevmeyen  canım sevgilim bile kabak çiçeği gibi açıldı. Fotoğrafçınız  sizi rahatlatmalı  ve  doğru ortamı   oluşturmalı . Sanırım  bu  durumu sağlayabilirseniz  alışık olmasanız bile  çok rahat olabiliyorsunuz . doğum fotoğrafları doğumdan önce  seçtiğiniz bir yerde , doğumda doğumhane ya da ameliyathane  ve doğum sonrası eve gelişinizde  çekilmek üzere 3 partiden oluşuyor. Biz doğum öncesi kısmın  evimizde  , doğal ortamımızda olmasını tercih ettik .


Ben hamileliğimin sonuna kadar kendimi çok beğendim. Şimdi  fotoğraflara bakınca  insanların neden  parmakla  işaret  ettiklerini anlıyorum .Çünkü minik bir  panda  gibiymişim




Sancılarımın sıklığına rağmen  doğum günü  hastaneye giderken yolda ilk aradığım kişi   doğum fotoğrafçımız  oldu. (çok sevgili arkadaşıma burdan bir kez daha  teşekkür ediyorum) Doğumhanede olmak süper  bir heyecan en nihayetinde birazdan kollarınıza  minik mucizenizi alıcaksınız. Benim sevgili arkadaşım hemen yetişti. Zaten   anlaştığınız kişiler her an tetikte oluyor . Sizin heyecanınızı paylaşmak için gelenler siz  doğumhanedeyken içeri dalamıyorlar tabii . Ancak çok yakınlarınız girip bakıp çıkabiliyor  o da doktorunuz  izin verirse.  Bu esnada  dışarıyla tek bagınız eşiniz ve ebeniz  oluyor.  Ama  eve döndüğünüzde  neler olmuş  kimler gelmiş , bebeği görünce kim ağlamış, ilk tepkiler nasıl  görmek istiyorsanız  doğum fotoğrafçınız bu noktada  sizi  aydınlatabilir.
Doğumhaneye girmesini istiyorsanız önceden doktorunuzdan izin almayı  unutmayın ki son dakika canınız  sıkılmasın . Doğumhanede  çekilen  yavrunuzun ilk resimleri  ileride ona göstereceğiniz güzel bir hediye olabilir.  Ben  doğuma girerken sıkı sıkı tembihlemiştim lütfen saati çek diye .


Ben  doğum fotoğrafı çektirdiğim için  çok mutluyum dediğim  gibi  amacım ileride oğluma  güzel anılar bırakmak. İlgilenenleriniz varsa  sevgili arkadaşımın  blog adresi  ve  bizim için yazdığı minik not  şu  linktedir ; http://yosununisleri.blogspot.com.tr/2013/09/dogum-noyan-bebek-belief.html